2010 BÜTÇEMİ AÇIKLIYORUM…
Her yeni yılda olduğu gibi bu yıl da yepyeni umutlar ektim hayatıma dair; şunları yapacağım, buraya gideceğim, bunlarla bir araya geleceğim diyerek planlar yaptım kafamda. Hepsinden önemlisi bu yıl kendi adıma çok önemli bir karar verdim, yapmak zorunda olduklarımı ikinci sıraya alıp yapmak istediklerimi ön sıraya yerleştireceğim diye. Şimdiye kadar hiç olmadığım kadar mutlu olmaya gayret edeceğim, bir yerlere yetişeceğim diye kendimi paralamayacağım diye söz verdim kendi kendime. Bu yıl sevdiklerime, dostlarıma daha fazla vakit ayıracağım, çoluk çocuktan fırsat mı kalıyor diye bahane yaratmayıp hoş muhabbetleri elimin tersiyle itmeyeceğim. Eve kapanıp hem kendimi hem de çevremdekileri bunaltmayacağım.
Hayat hiç de öyle plan yapıp da karşısına geçip zamanının gelmesini beklemeye başlamak gibi bir şey değil. Hatta ve hatta hayat plan falan bilmiyor. Siz kendi maddelerinizi yazarken alt alta o da bir taraftan siliyor olmasın sakın. Hep öyle olmadı mı bundan önce acaba, düşünün bir bakalım. Okulu bitirir iş bulurum dediniz, sonra aylarca iş aradınız. Tam aradığınız işi buldunuz, elimdeki birikmiş parayla bir araba alayım dediniz en yakın arkadaşınız borç istedi ona vermek durumunda kaldınız. Hayatınızın aşkını buldunuz evlilik planları yaptınız, hatta gelinliğinizi bile hayal ettiniz aileniz evlenmenize karşı çıktı. Diyelim ki evlendiniz, çok mutlusunuz ve bir bebek bekliyorsunuz ve aynı zamanda eşinizin işten atıldığını öğrendiniz. Kabul tüm bu olumsuzluklar daha doğrusu şanssızlıklar hepsi birden başınıza gelmeyebilir ama gelebilir de. Siz hayattan beklediklerinizi bir bir sıralarken hayat size sunabildikleriyle sizi şaşırtmadı mı hiç ?
Çok eskiden bir yerlerde okuduğum bir cümle geldi aklıma tüm bunları düşünürken. ‘’ Mutluluğunuz bir başkasına bağlı ise mutsuz olmaya mahkumsunuz’’ diyordu. Aynen bu hesap, mutlu olmak için hep bir başka olayın gerçekleşmesini beklemek durumunda isek mutluluk o kadar da yanı başımızda değildir asla. Öyle olursa böyle yaparım ; şöyle olursa mutlu olurum dersek pek de öyle bizden yana olmayabilir bakiyesi hayatın. Sonunda alacaklı olmak da var mutlaka ama borçlu da çıkabiliriz.
Bugün tüm bu detaylar kafamda uçuşurken yeni yılda kendime birtakım sözler verdim. Benim gibi bir Kova burcu kadınıyla hiç bağdaşmayacak türden sözler hem de. Benim gibi her adımını planlayan, her aktivitesi için sürekli program yapan, programsızlık halinde ruhu bunalan, daralan biri için hiç de kolay sözler değil hani. Bakın ne sözler vermişim, büyük lokma ye büyük söz etme, demiş ya eskiler. Umarım büyük sözler değildir bunlar.
*Hayatın telaşı içinde yapmayı özlediğim şeylere, birlikte olmayı özlediğim kişilere daha fazla vakit ayıracağım (dostlara, arkadaşlara verilen sözler, tutamazsak yandığımızın resmidir).
**Öyle çok fazla plan program yapıp detaylara takılıp da özü kaçırmayacağım bu yıl (elimden kağıdı kalemi atacağım demek ki…)
***Bir şeylerin gerçekleşmesi için başka şeylerin gerçekleşmesini beklemeyeceğim (kaçış yok, beklemek hiç yok ).
****İstiyorsam yapacağım, sıkılıyorsam kaçacağım (umarım kaçabilirim, hiççç bana göre değil bu, heyhat bu çok büyük söz olmuş).
*****Başkalarının gönlünü hoş tutacağım diye kendimi zora sokmayacağım, içimi kurutmayacağım ( yetti zaten bugüne kadar kuruttuğum, biraz da onlar kurusun bakalım nasıl oluyormuş).
******O anda her ne yapıyor isem aklımı fikrimi ona verip ruhum ayrı yerde bedenim ayrı yerde olmayacağım (çek ruhunu aşağı bedeninin içine, misali ).
*******Nerde mutlu isem orda bulunacağım ( gören duyan da beni zorla kamu hizmetinde çalışıyor sanacak ama öyle yani napıyım mecburi ikametler de yok mudur hayatta).
********İlerde başkalarını suçlayacak derecede kimseye kendimi adamayacağım ( bak bu konuda tutarlı olamayabilirim, oğlumu istisna kabul ediyorum )
*********Tüm bunları önümüzdeki yıl okuyup kendime gülmeyeceğim ( gülen olursa kovalayacağım)
Kısaca özetlemek gerekirse hayat hiçbirimize bir yarının, bir geleceğin vaadini vermiyor. Kimse yarını olup olmayacağını bilemiyor. Hayatın peşinden koşun ve yarın yapmayı düşündüğünüz her şeyi bugüne öne alın, belki yarın olmayabilir ama bugün var. Mutlu olmak için okulun bitmesini, çocukların büyümesini, yazın gelmesini, güneşin açmasını, maaş almayı, piyango kazanmayı, işe girmeyi, aşık olmayı beklemeyin. Hiç sebepsiz mutlu olun.
Bu yıl mutluluğu alın programınıza, sebepsiz her şeyden bağımsız mutluluğu.
Sevgilerimle,
TuzBiber Dergisi Şubat sayısını hala okumadıysanız göz atmayı unutmayın...
09 Şubat 2010 Salı
TuzBiber Dergisi Şubat Sayısı Yazım / 2010 Bütçem
03 Şubat 2010 Çarşamba
Karaca Marifetli Set Etkinliği
Geçtiğimiz haftalarda Sevgili Müge arayıp da '' Şekercim 31 Ocak' ta Karaca Marifetli Set etkinliğimiz var, seni ve eşine de bekliyoruz '' diyince hiç düşünmeden kabuk ettim. Hem uzun zamandır hiçbir etkinliğe katılmadığım için özlemiştim hem de ilk defa eşimle katılma fırsatım olacağı için açıkcası çok mutlu oldum. Mutfakta yemek yemek dışında pek bir marifeti olmayan büyük adam için de eğlenceli olur diye düşündüm açıkcası. Aynen de düşündüğüm gibi oldu. Benden daha çok o keyif aldı Marifetli Set ile yemek yaparken.
Bir süredir televizyon reklamlarından hepimizin dikkatini çeken bir ürün aslında Marifetli Set. Üst üste geçen 3 tencerede aynı anda pişen 3 yemek ve ayrıca bir düdüklü tencerede pişen yemek; toplamda 25 dakika gibi kısa sürede 4 çeşit yemeği yapmış oluyorsunuz. Ben ürünü yakından tanımadan önce aklımda bazı sorular ve endişeler vardı doğrusu, çok da kullanışlı olabileceğine inanamamıştım. Ancak sonuç beni ve de katılan tüm arkadaşları fazlasıyla tatmin etti diyebilirim.
Etkinliğin şefi hepimizin yakından tanıdığı Şef Serkan Bozkurt idi. Bizler için seçtiği menü kış çorbası, cacık soslu makarna, tavuklu mantar dolması ve bahçıvan usulü kuzudan oluşuyordu.
Şefimiz Marifetli Set kullanımı, menü ve yapacaklarımız hakkında kısa bir bilgi verdikten sonra işe koyulduk. Önce önlükleri taktık ve işte hazırız...

Katılan herkesin fazlasıyla beğenisini kazanan Kış Çorbası. Soğuk havada gerçekten içimizi de ısıttı bu çorba. Çorba kaynamaya başladığında tencerenin üzerine koyduğumuz süzgeçli ikinci tencerede de makarnamızı haşladık. Yani mis gibi sebze suyunda haşlandı makarnalar.
Piştikten sonra da cacık sos ile buluştu ve hem lezzetli hem de besleyici bir makarnanın keyfine vardık. Bundan sonra evde çorba pişerken mutlaka suyundan da makarna yapacağım evin minik makarna canavarına.
Makarna tenceresinin üzerine yerleştirilen üçüncü süzgeçli tencerede ise tavuklu mantar dolması pişti. Bence günün en lezzetlisi de buydu. Mutlaka denemek istediğim bu tarifi misafirlerime de yapıp tattırmak için sabırsızlanıyorum.
Veee tüm bu 3 çeşit pişerken diğer düdüklü tencerede de bahçıvan usulü kuzu pişti.
Etkinlik boyunca tüm karıştırmaları gönüllü olarak yapan büyük adam bundan sonra mutfağa da girmek isteyebileceğinin sinyallerini verdi. Artık top bende, bir vesile yaratıp yemekleri ona yaptırmanın vaktidir. Hele de etkinlik sonunda bizlere hediye edilen Marifetli Set' lerle yemek yapmak bu kadar kolay ve keyifli iken itiraz edeceğini hiç sanmam.
01 Şubat 2010 Pazartesi
TuzBiber Şubat 2010 Sayımız Yayında
TuzBiber Dergisi Şubat sayısı bugün yayında. Bu ay dopdolu bir sayı bekliyor okuyucularımızı. Bir Dilim Bir Tutam blogunun ayın konuğu olduğu bu sayıda birbirinden renkli konular var. Sakın kaçırmayın....
Dergiye buradan ulaşabilirsiniz.




