6 Nisan 2020 Pazartesi

Hoşçakal Deme ... Şimdilik de... Veda Bizim İşimiz Değil...



3 yıl kadar önceydi. Yine hayatın beni soktuğu bir girdabın içinde nefesimin tükendiği bir andı. Hoşçakal yazdım ve kapattım ekranı. O akşam bir sürü kişi bana dokunmaya, güç vermeye çalıştı. Bir çoğu meraktan. Yorganı başıma çekmiş salya sümük ağlarken sadece onun mesajına tepkisiz kalamadım. Çünkü biliyordum o da savaşıyordu. Hem de benden daha da zor şartlarda. Çok daha güçlü bir düşmanı vardı. Yakasını bırakmıyordu fakat o  asla pes demeden ayakta duruyordu.

- Yasemin ???
- Canım iyiyim, sen merak etme güzel arkadaşım
- Tamam 75859 mesajla boğuşacaksın şu an ama gerçekten iyi misin?
- Değilim ama olucam 
- Yoruldun mu ?
- Çooook !
- Hoşçakal deme ... şimdilik de... Veda bizim işimiz değil Yasemin.
- Canım benim sen iyi misin ben boşver , her şey yolunda mı ?
- Yoruldum ama veda etmeme izin vermediler
- Etme :(
- Sen de.. dinle kadın...biz o Allahın dağına göre kar verdiğiyiz...Bil ki senin, benim ve birkaç kadının daha anlaşması var bu evrenle. yorulacağız, tek olacağız. 
- Ayşem ben senin yerinde olsam ne yapardım bilmiyorum, o kadar güçlü değilim ben.
- Hahahaa deli misin, şaka di mi ? seni anlatıyorum , o kadar deli bir örneksin ki benim için, neler başardığını nasıl görmezsin. Ben senin kadar cesur bile değilim.
- Ben dayanamıyorum bazen ayşem, çöüzm bulamıyorum sıkışıp kalıyorum. seni üzdüğüm için kendime kızdım şimdi.
- Hayır, belki kaç kişiye dokunuyorsun. Her seyi geç iki bebeye hayattan vazgeçmemeyi öğretiyorsun, senin kimseye ihtiyacın yok ki lütfen... Bizim yazgımız bu. 
- Senin şu an yaptığın kadarına bile bazen o kadar ihtiyacım var ki. Yazgıdan korkan bir deliğe kaçıyor.
- Sen içindekini görsen. Kendine en son ne zaman sarıldın, aynada gözlerinin içine baktın. Önce sen kendine yapacaksın  bunu. Tama  bugün yorul sabaha kadar ama sonra gene kalkacaksın.
- Mecburum buna, başka çarem mi var ki?
- Bir çok kadında olmayan bir güç bu, buna sahipsin. seni yoruyor haklısın ama örnek de olduruyor. Yasemin bak biz seçildik anladın mı ? çocuklarımız bizi seçti, onlara nasıl yakata duracaklarını öğreteceğiz, diğerleri sallanırken bizimkiler dimdik duracak inan bana.
- Bana çok güç verdin Ayşem, bazen sesini duymayı çok özlüyorum ama yapamadm doğru kelimeleri bulamam diye. Sen iyi ki varsın Ayşem, Allaha ve evlatlarına emanet ol.
- Yasemin kelimeleri geç...  Burdayım... İsyanda bana gel. 
- Ankara gelirsen bileyim olur mu ?
- Benim amazon kadınım....




Dün geceden beri bu son yazışmamızı okuyup okuyup ağlıyorum. O büyük savaşının içinde bile yetebildiğine elini uzatan güzel yürekli arkadaşım dün aramızdan ayrılmış. Kelimelerin anlatamayacağı kadar çok üzgünüm. Ona burdan veda etmek istedim. Blogdan, tanıştığımız mecradan olsun istedim son veda. Blogların dostluğa dönüştüğü, ne yazılmış diye merak edip durup durup sayfaları kontrol ettiğimiz, okuduğumuz ürettiğimiz zamanlardan kalma güzel kadın Ayşem. Bilenler bilir Peçeteden Notlar blogunun güzel yazarı. Hem dünyanın en güzel pastalarını yapıp hem de bu kadar güzel yazmak ona hastı. Macaron kraliçesi , elinden dünyanın en lezzetli macaronlarını yediğim koca kalpli kadın Ayşem. İyi ki tanımışım, iyi ki senin hikayenin güzel zamanlarına şahit olmuşum. Gittiğin yerde de güzelliğini rengini bulaştıracaksın biliyorum. Huzurla uyu Ayşem. Veda bizim işimiz değil Ayşem. Şimdilik...




25 Mart 2020 Çarşamba

Yoğurulmayan Kolay Ekmek Yapımı


Corona virüs ile geçen günlerde kendi adıma öğrendiğim pek çok şey oldu. İnsan olarak kendi kendine yetebilmek, elindeki ile yetinebilmek, eksiği gediği ile elimizdeki ile ortaya bir şeyler koyabilmek kaygısı hepimizde had safhada. Dışarıya ihtiyaçlarımız için ne kadar az çıkar isek o kadar güvende hissediyoruz kendimizi. Durum böyle olunca zaruri tüketim maddeleri için olabildiğince evde kendi ürettiğimizle yetinmeye çalışıyoruz. Evde neredeyse 10 yıldır ekmek yapma makinem var, onunla hepi topu 20 kere falan ekmek yapmışımdır sanırım. Bugüne kadar elimde yoğurup da ekmek yapmak ihtiyacımız olmadı. Çünkü neden olsun ki ? En yakın markete gidip parasını verip içinde ne olduğundan bihaber olduğumuz ekmek ve türevlerini alıp tüketmek en kolay yoldu. Sonra ne oldu ? Sağlığımızı tehdit eden bir görünmeyen geldi başımıza musallat oldu. Açıkcası ben de kendi adıma gidip de ekmek almadım uzun zamandır. Aldıysam da hep paketli fabrikasyon üretim ekmekleri tercih ettim. Onları da daha evvelden alıp donudurucuda stok yapmıştım. Geçen gün baktım ki ekmek stokları azalıyor kolay yapabileceğim tarifleri şöyle bir araştırdım. 

Daha önceden makinede yaptıklarımı saymazsak bu ilk ekmek deneyimim. Açıkçası bu kadar kolay olacağını ve sonucun da böyle tatmin edici olacağını düşünmemiştim. Hem de yoğurmadan ve yorulmadan. Evde kalıp sosyal izolasyon yaptığımız bu günlerde hemen herkes ekmeğini evde yapmaya başladı bile. Sosyal medyada hemene herkes güne ekmeğini mayalayarak başlıyor. Üretmenin tadına vardık şükürler olsun. Belki bundan sonra ürettiğimizi tüketirken de israf etmemenin gerekliliğini daha iyi özümseriz. Bu ortamda benden de tarif isteyen birileri olunca daha fazla inat etmedim ve elimi hamuru sürdüm. Bundan sonra alacağım kilolardan kim sorumlu olacak onu bilmiyorum. 




Malzemeler

 5 bardak elenmiş un ( standart su bardağı ölçüsü kullandım )
 400 ml ılık su
 1 paket Dr. Oetker instant kuru maya 
 1 tatlı kaşığı tuz
 1 tutam toz şeker 

Yapılışı :

 1. Unu bir kaba eleyin.
 2.  Üzerine mayayı ekleyip suyunu dökün ve kaşıkla el değdirmeden karıştırın. 
 3. Tuzunu ve şekerini de katıp hamuru toparlayıp üzerini stretch film ile kapatıp 1 saat kadar  mayalanmaya bırakın. 
 4. Unladığımız tezgahta hamuru zarf şeklinde katlamaya başlıyoruz. Bu katlama işlemini en az 5 kez tekrarlayın. 
 5. Yağlı kağıt serilmiş bir kaba hamuru alıp tekrar 1 saat mayalanmaya bırakın. Bu arada döküm tencereniz varsa ısınması için 230 derecede fırına atın. 
 6. Mayalanan hamurun üzerine un eleyip üzerine bıçakla çizikler atıp yağlı kağıdı ile birlikte ısınmış döküm tencerenize alıp kapağı kapalı şekilde 30 dk pişirin. 
 7. 30 dk sonra kapağını alıp 15-20 dk daha ekmeğinizi pişirin. Fırından alıp oda ısısına gelince dilimleyebilirsiniz. 

İşte hepsi bu kadar basit .
 Bu arada döküm tencerem Lava marka  ,döküm tencereniz yoksa ekmeğinizi güveç kabında ya da tepside de pişirebilirsiniz. 

Afiyet olsun... 



22 Mart 2020 Pazar

Corona Günleri ve Portakallı Çatlak Kurabiye


Bugün tam 10 gün olmuş eve kapanalı. Tüm dünyayı saran Corona virüsünün sonunda Türkiye' de görülmeye başlaması ile birlikte geçen hafta Mart' ın 12sinde okullar tatil edildi. O gün bugün evde kabile halinde karantina günleri yaşıyoruz. İnsanın dışarı çıkabilecekken çıkmaması başka bir sey elbette ama bu durumda çıkamama durumu cidden zor iş. Televizyonda , sosyal medyada bangır bangır '' evdekal '' '' evindekal'' denince insanın zorunlu haller dışında evden çıkmaya gönlü elvermiyor. Market ihtiyacı dışında da pek evden çıkmıyoruz zaten. Orhun geçtiğimiz Perşembe gününden beri evden çalışıyor Bu durumda evde de hiç durmadan bir mutfak mesaisi söz konusu. Mutfağı sevmek bir yana, elimizin altındaki kaynakların etkin ve tasarruflu kullanılması konusunda da bir süreçten geçiyoruz aslında. Yiyebileceğimiz kadarını pişirmek, pişeni ziyan etmemek konusunda zaten  hassas idim fakat şimdi çok daha bilinçli ve şükür dolu günlerden geçiyoruz.  Elimizde olanın kıymetini bilip her an kaybedebileceğimizi de gösterdi bu salgın süreci hepimize .



Sadece bizim evde değil her evde mutfak uğraşı ile geçen süre uzadı. Kahvaltı ile başlayan corona günleri maratonu öğlen yemeği öncesi kahve molası , yemek sonrası ortalık toparlama ve akşam yemeği hazırlıkları ile devam ediyor. Akşam olup  da sofra toplanıp akşam çayı demlenince artık tüm gün evin içindeki koşturmaca da sona eriyor. Evde olmak, ailece hepimizin bir arada olması, güvende olduğumuzu bilmek güzel çok şükür. Ailelerimiz de güvenle ve sağlıkla evlerindeler. Bugün itibariyle 65 yaş ve üzeri için sokağa çıkma yasağı da getirildi. Kronik hastalığı olanlar ; kalp , koah, böbrek yetmezliği ya da tansiyon hastaları da yasak kapsamında. Hal böyle olunca ben de ev hapsinde ilk günümü geçirdim bugün. Malum hipertansiyon hastasıyım ve sokağa çıkmayı da hiç düşünmüyorum. Zira yurtdışında ve Türkiye' de tedavi sürecinde video paylaşan hastaları izleyince bile nefesim daralıyor. En güzeli mutfakta olmak bu durumda. Halimize şükredip bu zor günlerin geçmesini bekleyeceğiz. Bu dönemde de bolca tarif deneyip yiyip içip kilo alacağız :)) 


İşin şakası bir yana tam da 5 kg verip kendime bir yeme düzeni oluşturmuşken zamanlama beni kötü vurdu. Elimden geldiğince dikkat etmeye çalışıyorum, öğünlerimi atlamamaya özen gösteriyorum. Ama daha fazla kendime engel olmadım ve evdeki bu zorunlu süreci biraz da tatlandırmanın zamanıdır dedim.  Evi güzel kokular sarsın , karbonhidrat tüketip moral bulalım ; bir taraftan çay demlensin herkes evde güvendeyse bir kurabiye yemenin kime ne zararı olur değil mi ama :))



Eğer evde malzemeniz varsa bence yeni haftaya bu kurabiye ile başlayalım hadi. Portakal yerine limonla da yapabilirsiniz. Cam bir kavanoz ya da saklama kabından uzunca süre tazeliğini de koruyacaktır. 

Malzemeler
2 yumurta
50 gr toz şeker  ( 1 çay bardağı )
1/2 çay bardağı pudra şekeri ( evde yoksa bunun için markete falan çıkmayın , toz şekeri rondodan geçirip kullanabilirisiniz)
1/2 çay bardağı sıvı yağ 
400 gr un ( 2.5 su bardağı kadar )
1 adet portakalın suyu
Portakalın kabuğunun rendesi
1 çay kaşığı toz zerdeçal
kabartma tozu
vanilya


Yapılışı:

1. Yumurtaları , toz şekeri, zerdeçal , portakal suyu ve rendesini karıştırma kabına alıp toz şeker eriyene kadar çırpın.
2. Kuru malzemeleri de eleyerek yoğurmaya başlayın.
3. Elinize yapışmayacak bir hamur olana kdar kontrollü olarak un ekleyebilirsiniz.
4. Pudra şekerini bir tabağa alın, fırın tepsisine yağlı kağıt serin ve fırını 180 derecede ısıtın.
5. Hamurdan ceviz büyüklüğünde parçalar alıp elinizde yuvarlayıp pudra şekerine bulayıp tepsiye aralıklı olarak dizin.
6. Önceden ısıtılmış fırında yaklaşık 20 dk pişirin.

Fırından tepsiyi alıp soğuyunca saklama kabına alabilirsiniz. 

Afiyet olsun.




12 Mart 2020 Perşembe

Altın Karışım ; Zerdeçal Karabiber ve Zeytinyağı



Geldi, geliyor, gelecek derken corona virüs sonunda Türkiye' de. Ne yapmamız gerektiği konusunda hepimiz okuyoruz dinliyoruz. Temizlik en önemli faktör kesinlikle ama beslenmemize de ekstra özen gösterip bağışıklık sistemimizi sağlam tutmamız şart. C Vitamini desteği, bol sebze meyve yemek şart, turşu, kefir, yoğurt  gibi probiyotikleri de beslenmeye katmalı. Ve tabii ki zerdeçal.... O eczanelere koşa koşa gidip dünyanın parasını verdiğiniz curcumin nam-ı diğer zerdeçal. Lütfen ama lütfen bolca tüketin, beslenme alışkanlığınızda yoksa bile alışmanız çok kolay. Daha önceden paylaştığım bu postu tekrar başa alıyorum çünkü şimdi tam da zamanı bağışıklığı güçlü tutmak için . 

Hayatta  önceden burun kıvırdığım ne varsa sonradan  alışkanlığım olmuştur. Baştan inat edip uzak durmak huy bende sanırım. Yaşım ileredikçe büyük konuşmamayı, temkinli adımlarla yürümeyi öğrendim biraz biraz. Ya da öğreniyorum diyelim. İnat iyi birşey değil sonuç olarak.

Kefirle de ilişkim aslında biraz inatla başladı. Daha bekarken annem alırdı eve, ben tabii ki burun kıvırıp uzak dururdum ağzıma da sürmedim yıllarca. Son birkaç yıldır evde kendi kefirimizi kendimiz mayaladığımızı söylememe gerek yok sanırım. Hemen hemen her gün mayalıyorum, öyle ki bu mayalama ve süzme ritüelinden de inanılmaz keyif alıyorum. Öncelikle  bilmeyenler için yazayım ki tam bir kefir yazısı olsun.

Kefir nedir ?

Kefir, çok eski yıllardan beri özellikle Kafkasya bölgesinde yapılan, bugün ise Avrupa ve Amerika ülkelerinde ticari amaçla üretilen süt asidi ve alkol fermantasyonu yardımıyla yapılan köpüklü, koyu kıvamlı (yoğurt kıvamında), hafif ekşimsi fermente bir süt ürünüdür. 

Kefir tanesi içerisinde bulunan mikroorganizmalardan bazıları süt şekerini parçalayarak süt asidi oluştururlar ve süt pıhtılaşır. Mikroorganizmalardan bazıları ise karbondioksit ve etil alkol meydana getirirler.
Fermantasyon sonucu kefir adı verilen hafif ekşimsi, köpüklü, alkollü ve yoğurt kıvamında bir süt içkisi ortaya çıkar. Kefir yapımında inekkoyunkeçimanda sütleri yağlı veya yağsız olsun kullanılabilir. Eski Orta Asya'da çok kullanılan kefire, günümüzde bilhassa Kafkasya'da rastlanmaktadır.

Eğer kefirinizi evde mayalacaksanız kefir tanesi satın almak için internet üzerinden satış yapan yerler bulabilirsiniz. Ya da çevrenizde kefirini kendi mayalayan bir arkadaşınızdan rica edebilirsiniz. Sonuçta kefir taneleri düzenli olarak mayalandığında çoğalıyor. Ben de çoğaldıkça çevremde isteyen arkadaşlarıma dağıtıyorum.

Kefirin Faydaları Nelerdir?

Kefirin bilinen en büyük faydası hazımsızlık ve kabızlık sorunu çekenleri ilgilendiriyor. Probiyotik içermesi sebebiyle de laktoz intoleransı olanlar tarafından da rahatlıkla içilebilir. Günde 1 çay bardağı içildiği taktirde bağışıklık sistemini güçlendirdiği kanıtlanmış. O yüzden mümkün olduğunca çocuklarınıza da içirmeye ve alıştırmaya çalışın. Kefirde bulunan B12, B1, biotin ve K vitaminleri de genel vücud sağlığımıza katkı sağlar. İçerdiği yüksek kalsiyum  ve magnezyum ile de kemik kaybını önlemeye yardımcı olur.

Kefir Nasıl Mayalanır ?

Ben kendi yaptığım şekliyle ve en basit haliyle anlatacağım. Çünkü gördüğüm ve okuduğum kadarıyla ufak tefek farklılıklar olabiliyor kişiden kişiye. Öncelikle kefirinizi evde mayalamak için ;

kefir mayası
1 cam kavanoz
1 plastik süzgeç
1 tahta kaşık yeterli
oda ısısında ya da soğuk süt ( ben buzdolabından çıkardığım soğuk sütle ve kesinlikle günlük sütle mayalıyorum )

Sütü dolaptan çıkarıp bir cam kavanoza döküyorum. Yine başka bir kavanozda su içinde bekleyen mayamı plastik süzgeçle süzüp suyunu akıtıyorum. Kefir tanelerini süt dolu kavanoza aktarıp kavanozun kapağını kapatıyorum. Mutfak tezgahında üzerini herhangi bir bezle de örtmeden yaklaşık 24 saat içerisinde kıvamına bakarak hazır olduğunu anlayabilirsiniz. Koyulaşıp ayran- yoğurt arası bir kıvam elde etmiş olmanız gerek. Yine bir plastik süzgeç yardımıyla kefiri bir kabın içine süzüyorum. Süzgecin üzerinde kalan kefir tanelerini hiç sudan geçirmeden yine minik bir cam kavanoza alıp üzerini geçecek kadar içme suyu ekleyip bir sonraki mayalamaya kadar buzdolabından bekletiyorum.


Kefir - Zerdeçal - Karabiber - Zeytinyağı

Bu harika ve çok özel karışımı uzunca bir süredir sosyal paylaşım sitesi instagramda görüyordum ve merak ediyordum açıkcası. Takip ettiğiniz hesaplar sağlıklı yaşam ve sağlıklı beslenme ekseninde ise mutlaka sizlerin de gözüne ilişmiştir. Zaten kefiri düzenli olarak içtiğim için hemen denedim, tadı da öyle çekindiğim gibi içilemez değildi. Hatta gayet de lezzetli olduğunu söyleyebilirim. Peki herşeyin ötesinde neden bu karışım, neymiş faydası diye biraz araştırdığımda neler okudum neler. Bir kere bu karışıma Altın Karışım deniyormuş. O kadar kıymetli yani.




Öncelikle zerdeçalın içinde curcumin denilen bir madde var ki bu madde kolon, prostat, rahim ve meme kanserleri büyümesini engellendiği ve tümörleri besleyen kan damarlarının oluşumunu durdurduğu görülmüş. Zerdeçalın sıklıkla kullanıldığı Hindistan' da hintlilerin amerikali akranlarina gore 5 kat daha az meme, 8 kat daha az akciger, 9 kat daha az kolon, 50 kat daha az prostat kanserine yakalandiklarini gorülmüş.  Bu rakamlar hiç de küçümsenip yabana atılacak rakamlar değil bence. Ayrıca tükettiğimiz şeylerin de elimizin altında ve kolay ulaşılabilir olduğunu hesaba katarsak denemeye kesinlikle değer. 

Şöyle ki tek başına tüketildiğinde kansere karşı koruyuculuğu neredeyse yok denecek kadar az olan zerdeçalı kullanırken iki önemli nokta var;

Birincisi zerdeçalın içindeki curcumin maddesinin açığa çıkabilmesi için mutlaka karabiber ile birlikte alınması gerekiyor. Karabiberin içindeki piperine denen madde curcuminin etkisini 2000 kat artırıyormuş.  
İkincisi de vücut tarafından emilimini sağlamak için mutlaka zeytinyağı ile birlikte tüketmek gerekiyormuş.

Ben her akşam mutlaka bir bardak kefirin üzerine karabiberi taze çekip zerdeçal ve bir tatlı kaşığı zeytinyağı ile tüketiyorum. Ama evde bu tadı sevmeyenler için de bir kavanozun içine bir yemek kaşığı zerdeçal, bir yemek kaşığı taze çekilmiş karabiber ve bir su bardağı zeytinyağı ekleyip karıştırıp salatalara, çorbalara  katmayı düşünüyorum.  Hatta bu yazıyı hazırlarken ilk denememi yaptım bile. Yalın için hazırladığım çorbayı yedirmeden önce karışımdan bir tatlı kaşığı kadar tabağına ekledim. Birazdan da Tuğra üzerinde deneyeceğim bakalım. Evin beyi zaten benimle beraber kefir içmeye başlamıştı, her şekilde itiraz etmeden içecektir.

Altın Karışım Hazırlanması:
2 yemek kaşığı zerdeçal
2 yemek kaşığı karabiber ( ben taze çekerek kullanıyorum )
1 su bardağı zeytinyağı

Tümünü bir kavanoza alıp karıştırın ve günde 1 yemek kaşığı kadar kullanmaya özen gösterin. Salatalara, çorbalara, yoğurdunuza ya da kefirinize katarak tüketebilirsiniz. 



ZERDEÇAL FAYDALARI:

* Zerdeçal, kansere karşı koruma sağlar ve tümör hücrelerinin çoğalmasını engeller.
* Yapılan araştırmalarda cilt, kolon, ve gögüs kanseri için faydalı olabileceği görülmüştür. Hayvanlar üzerinde yapılan deneylerde zerdeçalın Kistik fibroz tedavisinde önemli fayda sağlayabileceği gösterilmiştir.
* Karacigeri güçlendirir ve karaciğerden toksinlerin atılmasına yardım eder.
* Karaciğer hastalıkları, sarılık ve vereme karşı faydalıdır.
* Zerdeçal kullanımı hazmı kolaylaştırır.
* Vücutta biriken zehirli maddeleri atar.
* Zerdeçal sinirleri uyarır. 
* İltihap gidericidir.
* Mideyi kuvvetlendirir.

Bu yazıyı hazırlarken yararlandığım linkler aşağıdadır ;

https://pinoeatshealthy.wordpress.com/2016/01/31/altin-karisim/
http://www.diyetevi.com/kanseri-onleyen-zerdecal-karabiber-zeytinyagi-karisimi/4452