19 Kasım 2009 Perşembe

Pırasalı Kiş


Bir yemek dergisinin arka kapağında Dr. Oetker tarifi olarak gördüğümden beri bu kiş aklımdadır. Ha yaptım ha yapıcam derken aylarca mutfakta beni beklemiştir dergi. Yapıldıktan sonra da aylarca arşivde beklemek zorunda kaldı, onu daha fazla bekletmeden, hazır pırasanın da tam mevsimi iken yayınlayayım dedim. Benim gibi pırasayı pek sevmeyenler için bile keyifli bir kiş oldu.
Malzemeler:
Üst malzeme:
500 gr pırasa
2 yemek kaşığı sıvıyağ
tuz, karabiber, pulbiber
Hamur:
2,5 su bardağı un ( tarifte böyle geçiyor ama ben daha fazla ekledim hamur kıvama gelene kadar )
kabartma tozu
1,5 çay bardağı eritilmiş margarin
1 çay bardağı yoğurt
tuz
Üzeri için :
2 yumurta
1/2 çay bardağı süt
1,5 su bardağı kaşar peyniri rendesi
karabiber
Hazırlanışı:
1. Pırasaları yıkayıp temizleyip ince halkalar halinde doğrayıp kısık ateşte sıvı yağ ile 10-15 dk. kadar soteleyin
2. Ocaktan alıp tuzunu, karabiberini, pulbiberini ekleyip karıştırın ve soğutun.
3. Hamuru için unu ve kabartma tozunu karıştırıp üzerine eritilip soğutulmuş margarini, yoğurdu, tuzu ekleyip yoğurun.
4. Hamuru tart kalıbınızın içine kalıbın kenarlarını da saracak şekilde yayın.
5. Üzerine pırasalı karışımı dökün.
6. Yumurtaları süt ile çırpıp tartın üzerine dökün.
7. Önceden ısıtılmış 170 derecede fırında yaklaşık 25-30 dk kadar pişirin.
8. Pişirmenin son 5 dakikasında üzerine kaşar rendesini yayın.
9. Fırından alın ve ılık servis yapın.
Afiyet olsun.

15 Kasım 2009 Pazar

Çavdar Ekmeği

Bir Pazar sabahına mis gibi ekmek kokusuyla uyandınız mı hiç siz ? Biz bu sabah işte öyle bir sabaha uyandık. Cuma günü Sinangil' den gelen hediye paketindeki ekmek karışımlarını dün anneme giderken götürmüştüm. Henüz mutfakta bir ekmek makinesi sığdıracak yer bulamadığımızdan bizde ekmek makinesi yok. Ama anneme her gidişimizde sabahları bu iştah kabartan kokuyla uyanmak bizi oldukça zorluyor. Yakında mutfakta bir devrim gerçekleşecek sanırım.

Bu sabah annem erkenden kalkıp makineyi çalıştırmış. Ekmek makinesinin otomatik ayarlama modu olmasına rağmen annem işte sabahın köründe kalkıp kendi elleriyle çalıştırmış. İnanır mısınız ev ahalisini yataklarından kaldıracak kadar enfes bir koku yayılmaya başladı sabah. Mutfağın kapalı balkonunda olmasına rağmen makineden gelen koku tüm evi sarmıştı. Öyle ki normalde herkesin kahvaltı masasına teşrifini sağlamak pek o kadar kolay olmasa da ekmeği sıcak sıcak yemenin aşkına erkenden masa başındaydık. Haliyle 6 kişilik aileyi doyurmaya yetmedi. '' Keşke köy ekmeğini de akşamdan yapsaymışız '' diye hayıflandık. Artık onu da bir dahaki yatıya gidişimizde yapıp fotoğraflamak için anlaştık. Napalım biz alana kadar pişirmek annemin makineden fotoğraflar benden.

Bu arada Sinangil' in özenle hazırlanmış paketinde neler vardı neler; Çavdar ve Köy ekmeği unları; sade, limonlu, fındıklı ve vanilyalı Kekunları; Kepekli un; mantılık, böreklik, baklavalık unlar. Zaten tanıdığım ve tercih ettiğim bir marka olan Sinangil' in daha önceden denemediğim kekunlarını ve kepekli ununu denemek için sabırsızlanıyorum. Hala rejimdeyim ama fırın göreve devam ediyor bizim evde. Bu arada firmaya da sordum ama sizlere de sormak istiyorum, bu mantı unu ile illa ki mantı mı yapılmalı ya da baklavalık un ile kek olmaz mı? Yani bu unlar sayesinde yakında mantı yapıp, baklava açarsam hiç şaşmayın.

Sinangil firmasına bu güzel jesti için çok teşekkürler ediyorum. Firmaların blogların reklam ve tanıtım gücünün bu kadar farkında olmaları çok güzel; çünkü biz hanımlar beğenmediğimiz hiçbir ürünü laf olsun diye övmeyiz. Ve eğer öneriyorsak gerçekten denemeye değer demektir. Ben Sinangil 'in şimdiye kadar sadece normal beyaz unlarını ve ekmek karışımlarını denemiş biri olarak en yakın zamanda diğer ürünleri de deneyip fikirlerimi paylaşacağım. Bu arada sizler de Sinangil unları ile denediğiniz kendi keşfiniz olan özel tariflerinizi lezzet@sinangil.com.tr adresine gönderebilirsiniz. Böylece sizin adınız, blogunuzun adı ve sizin belirlediğiniz özgün tarif ismi ile birlikte çok daha geniş kitlelere ulaştırabilir firma da.

Haa bir de unutmadan gelen pakette minik adamımı da çok memnun eden bir şey vardı ki, muftak önlüğü. Yavru kuşum zaten ben ne zaman mutfağa girip de önlüğü taksam yanıma gelip '' Tuğra tak anne '' diye önlük merakını belirttiği için bu önlüğü hemen sahiplendi. Tam da boyuna göre olunca birkaç saat aynen böyle fotoğrafta gördüğünüz yüz ifadesi ile dolaştı evin içinde. Dilinde de Baby Chef melodisi keyfine diyecek yoktu.

Sinangil' e bir kez daha teşekkürlerimi gönderiyorum bu sabah tüm ailemi mis kokulu ekmekleri ile uyandırma fırsatı verdikleri için ve de minik adamımı böyle gülümsettikleri için.





13 Kasım 2009 Cuma

Uzun Aradan Sonra Mimmm

Beni takip edenler bilir ki ben sever(d)im mimleri cevaplamayı. Fakat sanırım son zamanlarda biraz değişti durum, artık o kadar da hoş gelmiyor bana, sanki hatıra defteri gibi ama olsun. Bu defaki mim çok sevdiğim DİJLE' cimden gelmiş, iki elim kanda olsa yine cevaplarım onun sorularını. Bu ekrandan da olsa elektriğini, sevgisini hissettiğim birkaç kişiden biri Dijle. Hem bayılıyorum onu okumaya hem de sanki kardeşimmiş gibi yakın hissediyorum ona kendimi. Sanırım içindeki insan sevgisi, ailesine kızına eşine bağlılığı beni çok etkiliyor. Kendimi buluyorum belki bu özelliklerinde kim bilir. Neyse gelelim sorulara...



Bloguna neden bu ismi verdin ?



Aslında çok düşündüm tek kelimelik bir ismi olsun istedim ama içime sinmemişti o dönem hiçbiri. Sonra sadece yemek değil de herşeyden bahsedeceğim bir blog olmasını istediğimden ismi böyle oluverdi. Çok da uygun oldu bence, ordan burdan hayattan herşeyden yazdığım için adını hakediyor sanki blogum.



Bloguna yazarken star tribiyle olmazsa olmaz dediğin şeyler var mı?



Yok öyle triblerim falan, zaten hayatta da öyle trib yapacak insan değilim. Neysem o. Fakat şöyle gönlümce yazabilmem için mümkünse küçük adamın uyuyor olması tercihimdir. Yoksa kendimi suçlu hissederiim onun vaktinden çalıyormuşum gibi. Bir de büyük adam sıkılmadan birşeyler ile meşgulse ( kitap, televizyon, gazete vs. ) ona karşı da rahat olurum. Ehhh yanımda da bir fincan nescafem olur genelde. Benim tribim de bu kadar işte.



En son aldığın garip şey nedir?



Kova burcuyum, mantıklıyım öyle garip şeyler pek almam açıkcası. Çok düşündüm ve bulamadım :))



Şeker gibi olduğun anlar ?



Ne biliyim bana kalsa pek şekerli ( !!! ) bir tip değilim, çevremdekilere sormalı ne zaman şeker gibi olduğumu.



Arkadaşım artık sorma dediğin şeyler ?



Çok fazla özel hayatımıza dair sorular, sıkıntılı anlarda sorular her türlü sorular ve olur olmaz her yerde beni merak edip arayan annemin '' neredesin '' sorusu. Eeee annecim artık ben de bir anneyim merak etme beni bu kadar, rahat ol.



Aynaya bakınca gördüğün ?



Yılların geçtiğini ve artık yavaş yavaş yol aldığımı fark ediyorum son zamanlarda. Onun dışında zaten aynalara pek bakan biri değilim ki, kendimle barışık biriyim.



Kendini okutan blog dediğin ?



Yemek blogları için ise öncelikle fotoğrafları çekici olmalı. Sonrasında farklı ve kendine has bir büyüsü olmalı blogun. Ama herşeyden önemlisi doğru Türkçe kullanmalı. Madem bu işi yapıyorsun hakkını vereceksin.

Yemek blogları dışındaki bloglar da ise önemli etken konu çeşitliliği, sürekli dönüp dolanıp aynı çerçevede yazılar olmaması, farklı öneriler sunması. Bir de tarifini bilmiyorum ama bir şekilde blog sahibiyle aramda oluşan elektrik de beni çekiyor o bloga. Merak edip mutlaka bakıyorum ne halde diye, niye sesi çıkmıyor diye.



Bu blog sahibesiyle karşılaşabileceğiniz yerler ?



Öncelikle marketlerde, parklarda çok sık görebilirsiniz kendisini. Haftasonları Özgürlük Parkı, Caddebostan sahilde yürüyüş yaparken; ya da alışveriş merkezlerinde özellikle Esse, Paşabahçe, Mudo Concept, Tepe Home mağazalarında dolanırken. Oralarda kendini kaybetmiş birine rastlarsanız o benim:))) Bir de kitapçılarda görebilirsiniz beni, bu aralar çocuk kitapları reyonlarındayım daha çok.

İşte benim cevaplarım böyle, dileyen tüm arkadaşlarım cevaplayabilir bu mimi.

Sevgiler



Özel Arama