13 Eylül 2018 Perşembe

Şekersiz Enerji Topları


Diyet kelimesi bana göre değil. Biraz geç oldu ama anladım. Diyet yerine '' sağlıklı beslenme'' diyince daha bir sevimli geliyor bana. Ne bedenim ne de bünyem diyet halini sevmiyor, sevemiyor maalesef. Sürekli elimde liste ile de gezemiyorum. Bu kadar yoğun hayat temposunda günün ne getireceğini bilmeden, vakitli vakitsiz daha da doğrusu düzensiz beslendiğim bir gerçek. Tek değişmeyen şey sabah kahvaltısını aksatmıyor olduğum. Sonrasında kim zaman günü gayet sağlıklı ve dengeli tamamlarken bazı günler de pişmanlıkla son buluyor. Ama öncesinde bazı tedbirleri almış olursam bu pişmanlıklarım da azalıyor haliyle. Bu enfes enerji topları da tam olarak böyle bir tedbir ürünü işte. Hem rafine şeker içermiyor hem de aşırı lezzetli. Kendim için olduğu kadar çocukları da sağlıklı atıştırmalık ile kandırdığım zaman değmeyin keyfime. Kahvenin yanında bir tane hüpletince ohhh mis gibi ara öğün oluyor size. Böyle de güzel anlatınca hemen kalkıp yapmak istediniz biliyorum. Gayet basit ve elinizin altında olan malzemelerle hem de.







Şekersiz Enerji Topları

Malzemeler

10 adet hurma
3 adet kuru kayısı
1 su bardağı irice çekilmiş ceviz içi
2 yemek kaşığı bal
3 yemek kaşığı hindistancevizi
2 tatlı kaşığı tarçın
2 yemek kaşığı kakao
2 tatlı kaşığı chia tohumu


Yapılışı :
1. Bir gece önceden çekirdeklerini çıkartıp suda beklettiğiniz hurmaları ve kayısıların suyunu süzüp mutfak robotuna alın.
2. Üzerine hinditancevizi, bal, kakao, tarçını ekleyip iyice karıştırın.
3. Son olarak ceviz içi ve chia tohumunu  da ekleyerek biraz daha karıştırın.
4. Karışımdan elinize alarak minik toplar yapın ve hindistancevizine bulayın.
5. Enerji toplarını en az 1 saat kadar buzdolabında dinlendirdikten sobra servis edebilirsiniz.

Afiyet olsun.

20 Ağustos 2018 Pazartesi

Saçaklı Mantı



Bazı tarifler var ki blogda mutlaka yerini almalı diye düşünüyorum. Sonuçta burası benim tarif defterim. Instagramda paylaşıp kenarda unutulmamalı. 

Yıllar önce yine Şile 'de komşumuz Fatma abla yapıp getirince tanışmıştık Saçaklı Mantı ile. Geçenlerde kahveye geldiğinde yine konusu geçince detaylıca anlattı yapımını. Ben de sıcağı sıcağına yaptım akşam yemeğinde. Içinde tavuk, nohut ve erişte var, yani başlı başına bir yemek. Hatta gösterişli sunumuyla davetlerde de tercih edilebilir. 
Fatma abla bu tarif için sadece Filiz makarnanın eriştesini kullanıyormuş. Ev yapımı erişte belki biraz daha kıvamı açısından sıkıntılı olabilir.

Malzemeler 
1 paket (500 gr) Filiz Makarna eriştesi 
2 adet tavuk but
1 su bardağı nohut
Büyükce bir kase yoğurt 
2 diş sarımsak 
1 yemek kaşığı tereyağı 
Zeytinyağı 
Pulbiber, nane

Yapılışı:
1. Tavuk butları tencereye alıp haşlayın, suyunu kenara kenara ayırıp tavukları didikleyin.
2. Nohutu haşlayın.
3. Erişte paketinin yarısını tencereye alıp zeytinyağında rengi biraz değişene kadar  kavurun.  4. Kalanını da ekleyip nohut ve tavukları da içine katın. 
5. Tavuk suyunu eriştenin üzerini örtecek kadar ekleyin.
6. Suyunu çekip pişirin. 
7. Yoğurdu sarımsaklı olarak hazırlayın. 
8. Tavada tereyağı ve zeytinyağını karıştırıp üzerine nane ve pulbiber katın. 
9. Pişen erişteyi servis tabağına alıp üzerine yoğurdu ve yaktığınız yağı dökerek sıcak olarak servis edin.

Afiyet olsun.

21 Haziran 2018 Perşembe

Güneş Gözlüğüm Olmadan Asla




Yazın en vazgeçilmez parçası hepimiz için başka başkadır. Fakat çoğunluğumuz için güneş gözlüğü olmazsa olmaz listemizin en başındadır. Hele benim gibi açık renk gözlüyseniz  sadece yaz mevsimi değil yılın her dönemi yanınızdan ayıramazsınız. Evden çıkmadan önce çantamda cüzdanımdan önce kontrol ettiğim şey güneş gözlüğüm kesinlikle. Çoğu insan sadece aksesuar niyetine kullanırken aslında çok büyük bir ihtiyaç . Özellikle araba kullanırken güneş gözlüğünün olmadığını düşünemiyorum. Bu durum eşim için de geçerli. Güneşli bir günde uzun yol yapacaksanız arabanın konforu kadar gözlüğünüzün de kalitesi çok önemli bence. 





Biz eşimle güneş gözlüğü alırken genelde birlikte karar veririz. Yüz hatlarımıza ve en önemlisi de tarzımıza uygun modelleri seçmeye çalışıyoruz. Moda olandan ziyade bize yakışanı tercih ediyoruz ikimiz de.  Ve mutlaka  zararlı UV ışınlarına karşı %100 koruma sağlayan seçeneklere yoğunlaşırız. Birçok farklı markanın çeşit çeşit modelleri mevcut, bazen aralarından seçin yapmak cidden hiç kolay olmuyor. Kadın gözlük modellerinde daha bol çeşit ve model bulabilirken erkek güneş gözlüklerinde bazen seçenek daha az olabiliyor. Bu yüzden bizim tercihimiz dünyanın en iyi markalarının birarada olduğu büyük güneş gözlüğü satış noktaları oluyor. Yüz tipinize göre çekik, oval, damla, yuvarlak ya da köşeli modeller arasından da seçim yaparak bütçemizi de sarsmayan bir seçim yapıyoruz. 



Güneş gözlüğü alırken Türkiye genelinde satış ağı ve şubesi çok olan noktaları seçerseniz çok daha ekonomik ve doğru karar vermiş olursunuz bence. Hem markaların benzer modellerini birarada görüp seçim yapmanız kolaylaşır hem de satış sonrası memnun kalmazsanız karşınızda kurumsal bir satıcı bulursunuz. Atasun Optik bu anlamda bizim için başka yere yönelmeden gittiğimiz ilk adres.  Her zaman da memnun ayrılıyoruz. Atasun Optik' ten  erkek güneş gözlükleri modellerine bakarsanız ne kadar fazla seçenek olduğuna inanamazsınız. Ayrıca internet sitelerinden de güvenle alışveriş yapıyoruz biz. Siparişi verdikten 3 gün içinde elimizde oluyor ve yanında temizleme aparatları ile birlikte gönderiliyor. Ben hatta yazın  yoğun kullandığımız için hem kendi gözlüklerimi hem de eşimin gözlüğünü yaz sonu detaylı bakım ve temizlik için Atasun' a götürüyorum. Böylece aldığımız ürünün ömrü de uzamış oluyor.





Bu yıl özellikle erkek güneş gözlüklerinde çok zevkli modeller var. Şu köşeli modelleri mesela çok hoşuma gitti. Peşin fiyatına taksit seçeneği de aklımı çelmiyor değil. 




19 Haziran 2018 Salı

Kadayıflı Muhallebi


Bazen en basit tarifleri kayıt altına almakta biraz tembel olabiliyoruz. Bu kadayıflı tatlı da sanırım onlardan biri. Defalarca yiyip de hiç evde kendim denememiştim. Sevgili Betül' ün sıklıkla yaptığını bildiğimden onun tarifi ile yaptım. Sütlü tatlı seviyorsanız yapması hem kolay, hem de sunumu gösterişli. Ne zamandır da arşivde takılmış kalmış paylaşılmayı bekliyordu. Daha fazla bekletmeden tarif gelsin o zaman.  Bu arada ben bu tarifte BİM' de satılan hazır kavrulmuş kadayıftan kullandım. 










Malzemeler :

300 gr kadar çiğ kadayıf
1 su bardağı ceviz içi
1 su bardağı toz şeker
4 çorba kaşığı tereyağı
2 yemek kaşığı pekmez

Muhallebisi için 
1 lt süt
1 su bardağı toz şeker
1 su bardağı un
1 kutu krema
1 adet yumurta
1 paket vanilin 



Yapılışı:
1. Öncelikle çiğ kadayıfı derin bir tencerede toz şeker, tereyağı ve pekmez ile  hafifçe rengi dönene kadar kavurun. Ben bu tarif için hazır olarak satılan kadayıfı kullandım. Şekerle tavada biraz karıştırdım  ve  ceviz içini de ekleyerek kullandım.
2. Muhallebisi için krema hariç tüm malzemeyi bir tencereye alıp pişirin. 
3. Muhallebi pişip kıvam alınca ocaktan alın ve içine kremayı ekleyin. Mikserle yüksek devirde çırpın.
4. Tepsinin altına hazırladığınız kadayıfın yarısını yayın.
4. Üzerine muhallebiyi dökün. En üste de kalan kadayıfı yayın.
5. Bu şekilde buzdolabına kaldırıp ertesi gün servis edin. 

Afiyet olsun.

  


15 Haziran 2018 Cuma

Do You Speak English ?

Hani kalıplaşmış bir laf vardır ya " Bir dil bir insan" diye. Nasıl da doğru olduğunu insan bulunduğu ortamdaki dili anlayamadığında farkediyor. Hele de böylesine küçülen dünyada bu durumdan kendimizi soyutlayıp gereği yok demek de mümkün değil.



Bizim okul çağımızda zorunlu eğitimde yeri olmayan yabancı dil artık Devlet okullarının bile zorunlu müfredatında var. Yeterli yetersiz orası tartışılır fakat öneminin bilincinde olunması açısından olumlu bir gelişme olarak değerlendirilebilir. Ben özel okulda okudum ortaokul ve liseyi. Ingilizceyi de kolejde öğrendim. Fakat o zamanlar devlet okulunda eğitim gören kız kardeşimin hayatı boyunca Ingilizce öğrenmek için nasıl çabaladığını çok net hatırlıyorum. Aylık yayın olarak eve gelen Ingilizce dergiler aile arasında bile çoğu zaman dalga konusu olmuştur. Şimdi olsa öylesine güzel ve hakkıyla dil eğitimi veren dil okulları var ki bu işi kısa zamanda çözüme ulaştırabiliyorsunuz. Bu anlamda benim de en çok beğendiğim ve benim fikrimi soran tüm çevreme tavsiye ettiğim yer Wall Street English. Ingilizce biliyor olmak başka şeydir ama Ingilizce konuşma bambaşka şeydir.

Özellikle profesyonel iş hayatında artık Ingilizce olmazsa olmaz bir şart. Yabancı dili sadece iyi yazıp iyi okumak da yeterli görülmüyor, aynı zamanda da akıcı bir şekilde ingilizce konuşabiliyor olmak da gerekiyor. Bunun için de sadece iyi gramer bilmek yetmiyor. Yoğun pratik eğitim sayesinde öğrenilen dilin de günlük yaşamda aktif kullanılabiliyor olması gerekli. Globalleşen dünyada artık her sektör büyük bir pazarın parçası ve Ingilizce de ortak dil olarak kabul ediliyor. Herkesin hemfikir olduğu bir konu varsa o da  yabancı dilin çok nankör olduğudur . Kullanmadığınız her gün azar azar unutulmaya mahkumdur. O yüzden bir yabancı dil öğrenildiginde bence en önemli kritir akıcı ve anlaşılır konuşabiliyor olmaktır.  Bu durumda Ingilizce eğitimi aldığınız kurumun güvenilirliği ve işinde başarısını iyi araştırmanız gerekir.


1 Haziran 2018 Cuma

Karne Hediyesi Ne Alsak ?




Çocukken bana karne hediyesi alındığını hiç hatırlamıyorum. Alınsaydı muhtemelen çok mutlu olurdum. Ama annem her yaz tatilinde kız kardeşimle beni Kapalıçarşı ' daki Sahaflara götürür ve bir dolu ikinci el kitap alırdı. Dünyanın en mutlu çocuğu olurdum. Adına karne hediyesi denmezdi ama tüm tatili keyifle geçirmemizi sağlardı o kitaplar. Şimdiki gibi elektronik merakı olan bir nesil de değildik biz. Çok heves edip harçlıklarımı biriktirip almıştım ilk walkmani mesela. Başka da bir elektronik hevesim hiç olmadı. Devir değişti tabii. 

Tuğra okul hayatına başladığından beri hemen her karne döneminde ufak da olsa onu sevindirmek için hediye alıyoruz. Hediye olarak bisiklet, scooter, tablet aldık bugüne kadar. Genelde her çocuğun ilgi alanları farklı. Tüm yılın çabasını mükafatlandırırken elbette önceliğimiz onları mutlu edecek bir seçenek olması. Sporla ilgisi olmayana basket topu, kitap okumayı sevmeyene kitap almak yerine ilgi alanında onları daha da yüreklendirecek armağanlar almak gerekir diye düşünüyorum.

Son zamanlarda Tuğra müzik dinlemekten çok hoşlanıyor mesela. Müziğin onu sakinleştirdiği ve mutlu ettiği kesin. Özellikle Yalın' ın uyku vakitlerinde gönlünce vakit geçirebileceği bir kulaklık iyi bir karne hediyesi olabilir gibi. Hele şu üzerinde araba figürlü olana bayıldım ben bile. Ama bundan tek alırsak evde kesin kavga çıkar. Yalın' a da oyun grubunda bir karne verecekler mi acaba :))) 




Bir diğer düşündüğüm alternatif de son dönemlerde çokça rastladığımız Hoverboard. Okulda birkaç kez arkadaşlarında görüp heveslendi fakat tam olarak bir pratik yapıp hoşuna gidip gitmeyeceğine bakmak gerek. Bir de bunu alırsam sanki benden Tuğra' ya pek fırsat kalmaz mı acaba ? 

Aklımdaki diğer bir hediye seçeneği de fotoğraf makinesi. Ve aslında Tuğra' nın en çok ilgilenmesini istediğim şey fotoğrafçılık. Bir dönem eski dijital fotoğraf makinemi eline vermiş ve etrafındakileri fotoğraflamasını istemiştim. Bu tarz görsel aktivitelerin onun ilgisini daha çok cezbedeceği kesin.  Şimdi ben bir değerlendirip sonra Orhun' la ortak bir karara varıp karneye kadar kararımızı vermiş oluruz umarım. Bu arada Media Markt internet sitesinden de bahsettiğim karne hediyelerine ve çok daha fazla alternatife ulaşabilirsiniz.  Birçok üründe de cazip kampanyalar var. Karne hediyesine karar vermeden önce bir inceleyin bence. 

Şimdiden tüm çocuklara keyifli bir yaz tatili diliyorum. Kendime ve tüm annelere de bol bol enerji ve sabır… 





29 Mayıs 2018 Salı

Çilekli Yaz Keki / Vişneli Yaz Keki

Uzun zamandır tarif eklememiştim bloğa. Fakat bunu eklemesem ayıp olacak diye düşündüm. Tarifi uzun zamandır not etmiş ama bir türlü denememiştim. Doğru zamanı var kesinlikle her işin. Geçen hafta ilk kez yaptığımdan beri evde gün aşırı pişti bu kek. Hem tarifi cidden pratik ve az malzemeli ve evde sürekli bulunan şeyler. Hem de ev halkı piştiği gün bitirdi her defasında. Tarif Sevgili Kitchen in Red blogunun yazarı arkadaşım Pınar' a ait. Gram ölçülü tarif için dilerseniz onun sitesine bakabilirsiniz. Ben her defasında bardak ölçüleri kullanarak yaptım. Ilk seferde biraz şekeri fazla gelince sadece şeker ölçüsünü kendi ağız tadınıza göre değiştirdim.

İlk fotoğraftaki kek cilekli diğeri vişneli bu arada. Ikisini tek bir postta vermek istedim.




Son iki seferde de evde çilek olmadığı için derin dondurucudaki vişneler ile yaptım. Ve kesinlikle ben daha çok sevdim. Vişnenin mayhoşluğu keke çok yakıştı. Bu kek diğer bildiğiniz kekler gibi bir kıvamda olmuyor. Tepsiye dökerken akışkan bir kıvam beklemeyin o yüzden. Piştiğinde de alışık olduğumuz kekler gibi olmuyor haliyle. Kenarları biraz kıtır kurabiye ortaları daha yumuşak. Yazın her türlü meyve ile denenebilir bana kalırsa. Benim sıradaki denemelerim kayısı ve şeftali olacak sanırım. 
Tarifi de yazıp kaçıyorum hadi.

Malzemeler
3 yumurta
1 su bardağı toz şeker 
1.5 su bardağı un
Kabartma tozu
Vanilya 
Üzerini kapatacak kadar çilek / vişne 

Yapılışı:
1. Yumurtaları şeker ile güzelce köpürene kadar çırpın.
2. Sonra unu, kabartma tozu ve vanilyayı ekleyip homojen bir şekilde karıştırın.
3. Pişireceğiniz kalıbı yağlayıp karışımı içine döküp kalıba yayın.
4. Ikiye ayrılmış çilekleri / vişne tanelerini kekin üzerine sık olacak şekilde dizin.
4. Önceden ısıtılmış 170 derecede fırında yaklaşık 45 dakika pişirin. Kürdan ile kekin ortasının pişip pişmedigini kontrol edip fırından alın. 
5. Oda ısısına gelince dilimleyip servis edebilirsiniz. 

Benim önerim yanında bir top dondurma ile enfes bir yaz tatlısı olacağı şeklinde. Afiyetler olsun.

23 Mart 2018 Cuma

Kırışıklarıma Savaş Açtım


Her yaşın ayrı bir güzelliği var evet ama hiç birimiz kırışıp buruşmak istemiyoruz. Bu kesinlikle tüm kadınların ortak arzusu. Sürekli bakımlı, sürekli genç ve dinç bir cilt hepimizin hayali. 42 yaşındayım ve benim de artık gizleyemediğim kırışıklarım oluşmaya başladı. Doğanın kanunudur diyip olduğu gibi bırakmıyorum elbette. Onlarla savaşmaya karar verdim. Burada nasıl her şeyimi paylaşıyorsam destek ürünlerimi de paylaştığımı biliyorsunuz artık. Yves Rocher bu anlamda destek aldığım, en güvendiğim marka. Bu tecrübemi de paylaşıp benim gibi kırışıkları ile savaş halinde olanlara biraz bilgi vereyim istedim. 

Bir ürün seçerken, özellikle cildim için kullanacaksam üretici firmanın menşei, güvenilirliği benim ilk araştırdığım şey. Yves Rocher markası 1959 yılında Fransa' nın Bretagne bölgesinde kimyager Yves Rocher tarafından kurulmuş. Ürünlerinin hepsinin içeriğindeki aktif bileşenler firmanın yine aynı bölgedeki organik tarım sahalarında yetiştiriliyormuş. Benim de en çok ilgimi çeken kısmı bu oldu zaten. Hem yetiştirici hem üretici bir firma olarak doğaya da zarar vermeden keyifli güzellik ve bakım ürünleri sunuyor bizlere. Daha önceden birçok farklı ürününü kullanıp memnun kaldığım için
kırışık karşıtı gündüz ve gece kreminde  de tercihim Yves Rocher oldu.

Yine firmanın kendi patentli buluşu olan Doğal Özümseme Yöntemiyle elde edilen %100 bitkisel içerikli bir krem bu kullandığım. Akışkan bir yapısı olması, hem gece hem de gündüz kullanımına da uygun olması benim bu ürünü tercih sebeplerimden biri oldu. İlk kullanımdan itibaren de cildimdeki hafif kırışıklar üzerindeki etkisinden çok memnun kaldım. Yaklaşık 1 aydır kullanıyorum ve cildimin eskiye nazaran daha yumuşak ve pürüzsüz olduğunu hissediyorum. Düzenli kullanımda daha da faydasını göreceğime inanıyorum. Ürünün içeriğinde paraben, renklendirici ya da hiçbir başka mineral yağ bulunmuyor. Bu da mutlaka cilt bakım ürünü seçerken en fazla önemsediğim kriterlerden biri. 

Yves Roche mağazalarında 9 Nisan' a kadar cilt bakım ürünlerinde kampanya var.  Tüm yaşlanma karşıtı bakım ürünlerinde %20 indirim var. Ben haftasonu mutlaka Gordion Avm 'deki mağazasına uğrayıp yaşlanma karşıtı gece gündüz kremimi yedekleyeceğim. Kampanyadan faydalanmak ve diğer tüm ürünleri görmek için Yves Roche web sitesini de ziyaret edebilirsiniz. 


27 Şubat 2018 Salı

Kuş Nakışlı Çizgili Gömlek


Benim gibi kuşlara bayılıuorsanız mutlaka  her koleksiyonda kuş detaylı bir parça yakalıyorsunuz. Just like You markası da yepyeni bir marka, siteyi incelediğimde ilk dikkatimi çeken şey her bir parçanın çok şık ve kullanışlı olduğuydu.  Ben özellikle tiril tiril kumaşları olan tulumlara bayıldım. Gardrobun karşısına geçip de ne giysem diye düşündüğümde hep kurtarıcım tek parça kıyafetler oluyor çünkü. 



Kuş nakışlı çizgili bu gömlek ise geniş kesim bir model. Üzerinizden dökülen büyük gömlekleri kullanmayı seviyorsanız gayet kullanışlı. Taytlarla hatta kalın çorapla gayet rahat giyilebilinir. Hatta yazın plajda bile bu gömlekle çok şık olabilirsiniz. 





Ben geçen haftasonu katıldığım bir blogger kahvaltı etkinliğinde siyah tayt üzerine giymeyi tercih ettim. Uzun siyah çizmelerimle de kombinledim. Just like You firmasını ilk kez deneyimleme fırsatım oldu. Şöyle ki bu kadar yeni bir firmanın bu kadar güzel işleyen bir sistem kurmuş olması beni mutlu etti. İnternetten siparişi verdiğim günün akşamında kargoya verildiği bilgisini aldım. Ve ertesi gün siparişim elimdeydi. Paketin özeni, şıklığı inanın bana kendimi özel hissettirdi. Kumaş kalitesi, dikiş temizliği ve kesimlerinin kibarlığı beni fazlasıyla tatmin etti. İnternetten ilk kez alışveriş yaptığım firmalar genelde beni hayal kırıklığına uğrattığından bu ürün ve hizmet kalitesi hoşuma gitti. Benim gibi az ve öz kıyafet alışverişi yapan biriyseniz eğer uzun yıllar keyifle kullanabileceğiniz ürünler var sitede.  Sitede çok uygun fiyatlı indirimdeki ürünleri de mutlaka inceleyin. 



25 Şubat 2018 Pazar

Bebeğinizin İsmini Seçerken



Yetişkin olup da hala ismini sevmeyen, hatta değiştirmek için uğraşan çok insan tanıdım. O yüzden çocuğuna isim vermek bir anne babanın bence ilk önemli görevi. Eskiden cinsiyet de doğum öncesinde bilinemezken ne çok işi varmış meğer anne babaların. Her iki cinsiyet için de isim seçenekleri düşünmeleri gerekiyormuş. Artık nispeten işimiz kolay. Bebeğimizin cinsiyetini öğrenir öğrenmez başlıyoruz isim araştırmaya. Bir de internet denen kolaylık var tabii en önemlisi.

Biz iki oğlumuzda da açıkcası son haftalara kadar isim için netleşemedik eşimle. Tuğra doğmadan önce televizyonda izlediğim bir yarışma programında adına rastlayıp hoşuma gitmişti. Sonra doğuma yakın rüyamda da Mustafa adını görünce ismi Mustafa Tuğra oluverdi.  İsimler ve anlamları kesinlikle çocuğun da  kişiliği ile örtüşüyor zamanla. O sebeple ikinci çocukta isim ararken kriterlerim değişti. Tuğra gibi güçlü ve hayatımıza damgasına vuran bir isimden sonra anlamına daha da fazla odaklandım.

Yalın doğmadan önce de daha sade , daha yormayan bir isim arayışındaydım. Yakın arkadaşım Aslı bize her geldiğinde '' isim buldum, hadi şu olsun '' diyip beni heyecanlandırıyordu. Doğuma yakın haftalarda listemiz kabarıklaşıp da karar veremez duruma gelince aramızda bir oylama bile yapmıştık hatta. Eşimi tahtanın başına alıp olası seçenekleri yazıp aramızda eğlenceli bir oyun oynamıştık. 

Çocuğumuza vereceğimiz ismin kökeni de  bizim için önemliydi. Türkçe isim sözlüğüne de bakıp araştırmamızı yaptık. Tuğra için iki isim koyunca bu sefer yine iki isim olsun dedik. Durum daha da zorlaştı tabii. Tuğra' nın ilk ismi Mustafa, benim her iki dedemin de adı aynı zamanda. İkinci oğluşun ilk adı da büyük dedesinin adı '' Faik '' olsun dedik. Böylece Faik Yalın isminde karar kıldık. 

Çocuğunuzun cinsiyetine göre araştırma yapıp isim seçme şansınız da var. Anlamına da bakmadan isim seçilemeyeceğine göre mutlaka anlam araştırması da yapılmalı. Mesela kızınız mı olacak, kız isimleri ve anlamları diye bakmakta fayda var.  Aradığınız ismi tıkladığınızda anlamını, kökenini ve ona benzer diğer isimleri de görebiliyorsunuz.


Ben kendi oğullarımın isimlerine baktığımda örneğin;

Tuğra yazdığımda ;

cinsiyet : erkek

köken   : türkçe

anlamı  : osmanlı padişahlarının imza yerine kullandıkları, özel bir biçimi olan işaret



Yalın diye aradığımda ise ;

cinsiyet  : kız / erkek 

köken    : türkçe

anlamı    : 1. gösterişsiz, süssüz, sade
                2. alev, ateş
                3. taş, büyük kaya
                4. çıplak, örtüsüz 





Bu yazımı okuyan ve bebek bekleyen, bebeklerine isim arayışında olan ailelere bir fikir vermişimdir umarım. 

23 Şubat 2018 Cuma

Ev Yapımı Granola


Uzunca bir zamandır granola yapmak aklımdaydı. İlk sefer yaptığımda güzelce fotoğraflayamadan herkese dağıtınca tarifi bile kaybetmişim. Dün yapar yapmaz hemen kayıt altına alayım dedim. Hem sanırım bu defa daha da güzel oldu tadı.

Bazen evdeki yemeği yemek istemediğimde ya da geç vakitte canım atıştırmak istediğinde bir kase ev yoğurdu ile öyle doyurucu oluyor ki. Ya da sabahları kahvaltı hazırlayacak vakit olmayınca daha iyi bir seçenek düşünülemez.

Elinizin altında eğer malzemeleriniz hazırsa yapımı da gayet pratik ve keyifli. Yapamayanlar için de yakında bir güzellik düşüneceğim.







Malzemeler
1 kg yulaf ezmesi ( ben Eti Lifalif kullanıyorum)
250 gr kuru üzüm
200 gr kuru dut
10-15 adet kuru kayısı
1 su bardağı kadar ceviz içi
1/2 su bardağı fındık içi
1 kahve fincanı ay çekirdeği içi
1 tepeleme yemek kaşığı hindistancevizi yağı
1 küçük paket hindistancevizi
1 tatlı kaşığı toz zencefil
1 tatlı kaşığı toz tarçın
1 tatlı kaşığı kavrulmuş susam
1 yemek kaşığı chia tohumu
2 yemek kaşığı kadar bal
2 yemek kaşığı kadar pekmez


Yapılışı
1. Yulaf ezmesini genişce bir karıştırma kabına dökün.
2. Üzerine tarcın, susam, zencefil, hindistancevizini ekleyin.
3. Bal, pekmez hindistancevizi yağını katıpe bir spatula yardımıyla güzelce karıştırın.
4. Fırın tepsisine karışımı güzelce yayın. ( ben 2 fırın tepsisi kullandım bu kadar malzeme için)
5. Kuru meyveleri ayrı bir kabın içine alın. Kayısıları minik minik doğrayın. Kuru üzüm, dut, ceviz, fındık, çekirdek içi, chia tohumu hepsi içinde olsun. Arzu ettiğiniz başka kuru yemiş ve meyveler de olabilir.
6. Fırın tepsilerini fırına yerleştirin. Ilk 10 dakika sonra karışımı spatula ile güzelce karıştırın ve tekrar fırına verin.
7. Bir 10 dakika sonra tekrar karıştırın ve her yerinin eşit derecede kurumasını sağlayın. Burada amaç pişirmek değil sıvı malzeme ile karışan yulafı kurutmak.
8. Son olarak tepsileri çıkarıp kuru meyveleri ee içine ekleyin ve karıştırın son bir kez fırınlayın.
9. Yaklaşık 10 dakika bu işlem için yeterli olacaktır.
10. Tepsiler fırının içinde fırın soğuyana kadar kalsın.
11. Soğuduktan sonra cam kavanozda saklayabilirsiniz.

21 Şubat 2018 Çarşamba

Pembeyanak.com Alışverişim



Çocukların her dönemi başka bir heyecan oluyor evde. Ek gıdaya geçerken ayrı, bezden ayrılırken ayrı telaş. Her ne kadar ikinci çocuk da olsa insan araya uzunca bir vakit girince sanki hiç daha önce anne olmamış gibi yeniden heyecanlanıyor. Tuğra tuvalet eğitimi esnasında lazımlık kullanmak istememişti; ne kadar lazımlık aldımsa hiç kullanmadan atmıştım ben de,  ısrarcı olmamıştım. Ama Yalın için eğlenceli bir tuvalet eğitimi süreci bizi bekliyor. Çünkü annesi ona müzikli bir tuvalet oturağı aldı. 

Son yıllarda alışverişlerimin büyük bölümünü internetten yapıyorum. Hem ciddi zaman sıkıntım var, malum tüm gün Tuğra ile okuldayım, hem de  internetten alışveriş çok daha kolay ve ekonomik geliyor. İnternette dolanıp farklı markaları karşılaştırıp en uygun ve güvenilir alışveriş sitesinden kısa sürede işimi hallediyorum. Çoğu zaman sürecin bir yerlerinden tıkanmalar yaşandığı için alışveriş yaptığım siteyi titizlikle seçiyorum. Fisher Price oturak için de araştırırken 3 yıllık genç bir internet sitesi ile tanıştım.  Pembeyanak sitesinin 10.000 üzerinde sipariş gönderimi yapmış olması  ve 4000 üzerinde ürün çeşitliliği ile tam bir bebek alışveriş cenneti. Ayrıca benim için sosyal medyayı aktif kullanıyor olmaları da bir artı oldu. Ama hepsinin ötesinde sosyal sorumluluk projelerine destek veriyor olmaları çok hoşuma gitti. İstanbul içi mobilya kurulumlarını da ücretsiz yapıyorlarmış, İstanbuldaki arkadaşımlar bence bunu hatırlarında tutsunlar. 






Ben tuvalet eğitimi için önümüzdeki Nisan ayında ufaktan denemelelere başlayacağım. Pembeyanak sitesinden siparişi verir vermez evde bende bir heyecan başladı. Acaba küçük bey hazır mı, oturağı görünce ne yapacak diye düşünürken daha aynı gün siparişimin kargoya verildiğinin haberini aldım. Açıkcası bu kadar hızlı olmasını hiç beklemiyordum. Ertesi gün gayet muntazam paketlenmiş halde kargomuz elimize ulaşmıştı. Benim için hızdan ziyade ürün faturasının elektronik olarak gönderiliyor olması, kargo aşamasında düzenli bildirim geliyor olması ve hasarsız ve düzgün teslimat çok önemli. bu anlamda bu sipariş https://pembeyanak.com sitesinden ilk siparişim fakat bundan sonra Yalın için ihtiyacım oldukça güvenle kullanacağım. 


Yukarıdaki fotoğraftan da anlaşılacağı gibi Yalın bu lazımlık olayını çok sevdi. Açıkcası vereceği ilk tepkiyi merakla beklemiştim. Bu kadar kolay ve itirazsız gidip üzerine oturması beni gönüllendirdi. Havalar ısınır ısınmaz bizim seyyar müzikli eğlenceli tuvaletimiz kullanılmaya başlar. Sonrasında üzerindeki parçayı alıp klozete takarak da kullanmaya devam edilebiliyor olması çok hoşuma gitti. 

12 Şubat 2018 Pazartesi

Güven Ayak Sağlığı Merkezi Açıldı


Gün boyu vücudun tüm yükünü taşıyan ayakların bakım ve konforuna özen göstermek büyük önem taşıyor. Ayak bakımının ihmal edilmesi ve uygunsuz ayakkabı seçimi ciddi sağlık problemlerine davetiye çıkarıyor. Uzun saatler boyunca rahatsız ayakkabıların içinde kalan ayaklarda çeşitli ortopedik, dermatolojik ve estetik sorunlar oluşabiliyor. Ayak sağlığı ile ilgili tüm rahatsızlıkların teşhis ve tedavisinin tek çatı altında yapılması amacıyla kurulan Güven Ayak Sağlığı ve Cerrahisi Merkezi; ortopedi, fizik tedavi, dermatoloji, plastik cerrahi ve özellikle diyabetik ayaklarda endokrin uzmanlarından oluşan deneyimli kadrosuyla hizmet vermeye başladı. Ayak sağlığı ile ilgili beş branşın bir arada bulunduğu merkez bu yönüyle Türkiye’de tek olma özelliği taşıyor.

Ayaktaki küçük bir sorun ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor

Tanı konulmamış bir ayak problemi omurga eğriliğine varan ciddi tablolara neden olabiliyor. Özellikle çocuklarda sık görülen ve “skolyoz” denilen omurga eğriliği, bazı durumlarda ayaktaki küçük bir sorundan kaynaklanabiliyor. Bu nedenle gerek çocukların gerekse yetişkinlerin düzenli ayak sağlığı kontrolü ve ayak bakımı yaptırmaları istemeyen sağlık sorunlarının ortaya çıkmasına engel olabiliyor.

Ayak sağlığına dair tüm uygulamalar bir arada

Alanında uzman hekim kadrosunun yanı sıra deneyimli hemşire ve fizyoterapistlerle hizmet vermeye başlayan Güven Ayak Sağlığı ve Cerrahisi Merkezi’nde; tırnak ucundan ayak bileğine kadar ayak ile ilgili tüm sorunların bakım, tanı ve tedavisi için gerekli bütün uygulamalar yapılabiliyor.

Merkezde yapılan işlemler:

• Diyabetik ayak bakımı, takibi ve cerrahisi
• Düz taban, çukur taban, çarpık ayak gibi ayak deformasyonların rehabilitasyonu, tabanlık-ortez uygulamaları ve cerrahisi
• Halluks valgus, halluks rigitus, çekiç parmak gibi parmak deformasyonlarının fizyoterapi ve rehabilitasyonu, ortezleme ve cerrahisi
• Aşil tendinit, topuk dikeni, plantar faciit gibi topuk ağrılarının medikal ve cerrahi tedavileri
• Metatarsalji, morton nöroma gibi ayak ağrılarınınmedikal ve cerrahi tedavileri
• Tırnak batması, nasır, siğil, ayak mantarı tanı ve tedavileri
• Bilgisayarlı ayak analizi ve kişiye özel tabanlık ünitesi
• Fizik tedavi ve rehabilitasyon
• Manuelterapi
• Refleksoloji,
• Nöral terapi, akupunktur
• Ozon terapi
• PRP, proloterapi
• Ayak check-up ile ayak hastalıklarının tanı ve tedavilerinin düzenlenmesi





11 Ocak 2018 Perşembe

Karalahana Çorbası



Dün öyle çok üşümüştüm ki Aslı' ya gittiğimde henüz pişmiş çorbanın sıcaklığı ile içim ısındı. Hem de öyle böyle değil gayet lezzetli bir karalahana çorbasıydı. Hele de Karadenizli bile olmayan birinin yorumu ve Aslı gibi mutfakta harikalar yaratan birinin elinin lezzetiyle yer yemez tarifi istedim elbette. Bunu hemen blogda paylaşmam gerek diye düşündüm.  Karadenizli olanlar '' bu çorba böyle yapılmaz, içinde şu olur bu olmaz '' diyeceklerdir eminim. Fakat orjinalinde iç yağı da kullanılan bu çorbaya çok da alışık olmayanlar için içimi ilk seferde pek de sevimli gelmeyebilir. Gerçi ben anneannemin yaptığı haliyle de bayılırım ama o tada çocukluğumdan beri alışık olduğum için yadırgamam. Daha modernize edilmiş haliyle bu tarif bence her evde severek yenilebilir. Benden söylemesi, hem sadece çorba diye de düşünmemek gerek bu tarz çorbaları. Başlı başına bir yemek sayılır. 

Karalahana çorbası

1 bağ karalahana
1 büyük boy kuru soğan
2 tepeleme yemek kaşığı mısır unu
1 yemek kaşığı acı biber salçası
1/ 2 yemek kaşığı domates salçası
1 su bardağı kuru börülce (ya da  barbunya )
200 gr konserve mısır
1 su bardağı erişte
1 yemek kaşığı zeytinyağı
1 yemek kaşığı tereyağı
Tuz , karabiber

Yapılışı:

1. Zeytinyağında soğanları soteledikten sonra mısır ununu ekleyip iyice kavurun.
2. Salçaları ekleyin.
3. Bir gece önceden ıslattığınız börülceyi ve ince ince doğradığınız karalahanayı ekleyin.
4. Biraz çevirdikten sonra üzerine kaynar suyu katıp düdüklü tencerede yaklaşık 20 dk kadar pişirin.
5. Tencereyi açtıktan sonra eriştesini ve mısırını katıp gerekirse kaynar su ekleyip erişteler pişene kadar kaynatın.
 6. En son tuzunu karabiberini katıp ocaktan alın.

Afiyet olsun.


4 Ocak 2018 Perşembe

Hassas Ciltler İçin Avéne Cicalfate



Avéne  Fransa menşeli bir dermokozmetik markası. Önce dermokozmetik ne demek ondan biraz bahsedeyim. Dermokozmetik  demek ilaç teknikleri kullanılarak üretilen ve çeşitli klinik testlerden geçmiş cilt bakım ürünleri demektir. Bu ürünler sadece eczanelerde satılır ve plastik cerrahi uzmanları tarafından da cilt sorunlarının tedavisinde çözüm olarak kullanılır. 

Avéne Cicalfate onarıcı bir antibakteriyel krem. Avéne zaten hassas ciltlere özel ürünler yapan bir dermokozmetik firması.  Ve bu tarz tedavi edici ürünler içerisinde de fiyat / performans olarak bakıldığında en sevdiğim diyebilirim. Özellikle son dönemde internet üzerinden alışveriş yaptığım sitelerdeki indirimleri sıkı takip edip gayet avantajlı ürün alıp stok yapıyorum. Yıllardır kullandığım bu Avene Cicalfate onarıcı kremi de bir süredir almıyordum açıkcası. Yaklaşık 1 aydır eski bir dosta tekrar kavuşmuş gibi mutluyum. Bir süredir cildimdeki sivilce lekelerinden şikayetçiydim. Hızır gibi yetişti dersem tam doğru tabir olacaktır. İçinde sükralfat, bakır ve çinko yok; koku ve koruyucu da içermiyor. Gönül rahatlığı ile bebekler için de kullanılabilen bir ürün olduğunu da ekleyeyim unutmadan. Diğer tüm Avéne ürünleri gibi bu krem de Termal su içerdiğinden ilk zaman cilt alışık olmadığından çok zor sürülüyormuş gibi geliyor, kalın bir yapısı var. Fakat cilde temas edince çok çabuk emiliyor ve yağlı bir his bırakmıyor. Eğer daha kolay sürülsün ve çabuk dağılsın istiyorsanız kendi yöntemimi söyleyeyim; ben cildime kremi uygulayıp biraz da Termal su püskürtüp öyle sürüyorum. 

Sivilce lekesi, hafif güneş yanığı lekesi, piercing izi lekesi için birebir. Ben yıllar önce yüzümde 3 tane kocaman ben aldırmıştım ve üçünde de dikişlerim vardı. Tedavi süresince Cicalfate krem elim ayağım gibiydi. Sonra yıllar içinde farklı ürünler de denedim elbette. Geçen ay Ankara Annelerinin düzenlediği bebek partisinde karşılaşınca çok mutlu oldum tabii. Sizlerle de paylaşıp bahsetmek istedim. 

2 Ocak 2018 Salı

Punica Sadece Nar




PUNICA - Sadece Nar


Punica nar ekşisi, dört nesildir Urfa’da Harran Ovası’nda çiftçilik yapan bir aile tarafından üretiliyor. Nar ağaçlarının yetiştirilmesinden, nar ekşisinin üretilmesine, şişelenmesine ve sofraya gelmesine kadar baştan sona kadar tüm aşamalarında tek bir çiftçi var. Ziraat mühendisi Mehmet Girgin’in Harran Ovası’nda fidanlarını tek tek seçtiği, İyi Tarım Uygulamaları ile bizzat bakıp büyüttüğü 4000 nar ağacı var. Punica’yı sadece kendi bahçesindeki narlardan üretiyor. Tek bahçeden çıktığı için o bahçenin lokasyonu, toprağı, iklimi gibi verilerden kaynaklanan bir kökeni, bir özgünlüğü var Punica’nın.




En lezzetli nar ekşisini üretmek için Urfa’da uygulanan bir gastronomik geleneği takip ediyorlar. Gün pekmezi yöntemi… Bu yöntemle yapılan nar ekşileri hiç ateşe maruz kalmadan, Urfa’nın meşhur güneşinde çektirilerek hazırlanıyor. Dolayısıyla meyvenin lezzetinden bir kayıp olmuyor. Punica da bu gelenek rehberliğinde ama elbette üretim tesisinde, Avrupa ve ABD gıda standartlarına uygun olarak üretiliyor. Kaynatılmadan üretilen Punica, vakumlu ortamda, düşük ısıda özel bir yöntemle üretiliyor. Bu, sağlık açısından çok önemli bir özellik kazandırıyor Punica’ya: Nar meyvesinin içindeki şeker yanmıyor ve dolayısıyla da HMF adlı kanserojen madde üremiyor. Bu yöntem aynı zamanda meyvenin lezzetini olduğu gibi nar ekşinin içinde muhafaza etmeyi de sağlıyor.


Punica’nın bahçesinde üç farklı çeşit nar ağacı var. Hicaz narı ile Urfa’ya özgü Devedişi ve Katırbaşı çeşitleri, tatlı ve ekşinin ideal dengesine göre harmanlanıyor.

Punica’nın alamet-i farikalarından biri de, bahçedeki birinci kalite meyvelerden üretilmesi. Sofrada yediklerimizden… Nar ekşisi üretiminde alışılagelen ikinci kalite narlar, Punica’nın ağaçlarını beslemek üzere toprağa karıştırılıyor ve gübre yapılıyor.

Punica’yı tattığınızda narın zarından iç kabuğuna, çekirdeğine kadar tüm katmanlarını hissediyorsunuz. Çünkü nara süper meyve (super food) özelliğini veren bu bölümlerinden de vazgeçilmiyor, belli oranda nar ekşisine dahil ediliyor. “Yağ yakan yağ” olarak bilinen punisik asit sadece narın çekirdeklerinde olan bir mucize. Bilinen en güçlü antioksidanlardan olan Punikalajin ise, sadece narın kabuğunda ve zarında var. Nar ekşisi üretiminde narın tanelerini alıp kabuk, zar gibi sulu olmayan bölümlerini atmak kolaylıkla mümkün ve genelde de nar ekşileri bu şekilde yapılıyor. Punica’da ise; geçmiş yıllarda Urfa’da ilaç olarak kullanılan bu mucizelerden vazgeçilmiyor. Bu da Punica’yı kullanan kişinin süper meyve narın sunduğu tüm sağlıktan faydalanmasını sağlıyor. İşin damak kısmına gelince, narın tüm katmanlarının hissedilmesi Punica’ya özel, tanenli bir lezzet oluşturuyor.

Mehmet Girgin ve ailesi, nar ekşisinin gastronomik bir değer olduğuna inanarak onu dünyaya tanıtmak ve nar ekşisini dünyadaki önemli şeflerin mutfağına sokmak hayaliyle yola çıkmış. Dolayısıyla hem üretim yöntemine hem sunumuna çok önem veriyorlar…

Bana da yeni yıl dolayısıyla gönderdikleri için tanıştığım bu eşsiz nar ekşisini tüm okuyucularımla paylaşmak düştü. Bu yıl geçen yıllara nazaran daha az ve öz tarifle renklenen yeni yıl soframızın baş tacı salata ve mezelerdi. Ve elbette ki salata ve mezelerimizin de inanılmaz lezzetini Punica verdi. Öyle marketten aldıklarımızla asla kıyaslanamayacak başka bir şey. Mutfakta hem sağlıklı olsun hem de lezzetten asla ödün vermeyelim diyorsanız mutlaka tanışın. Punica nar ekşisi siparişi için kendi internet sitelerini mutlaka ziyaret edin. Yalnız baştan uyarayım nar ekşisi ile yapılmış her biri birbirinden nefis lezzetlerin fotoğrafları ile kendinizden geçebilirsiniz. Ben evdekilerin elinde heba olmasın diye mutfakta en gizli köşeye sakladım kendisini, zira aklımda harika birkaç tarif daha var.  En kısa zamanda denemeleri yapıp buradan yine payşalacağım. 

Yukarda fotoğrafını gördüğünüz közlenmiş kırmızı biberli salata tarifini de bir sonraki postta vereceğim.