7 Mayıs 2009 Perşembe

İyi ki Senin Annen Olmuşum Minik Adam !!!



Bugün küçük adamımın misafiri olarak yuvaya davetliydim. Bana kendi eliyle hazırladığı davetiyeyi getirip ''Anneler Günü kutlaması'' için yuvaya çağırmıştı. Biz de bugün tüm hazırlıklarımızı yapıp, cici kıyafetlerimizi giyip oğlumla birlikte yuvanın yolunu tuttuk. Benim gibi birçok anne ilk defa böyle birşey izleyecek olmanın heyecanı içinde ellerimizde fotoğraf makineleri ve kameralarla bekledik. Hep beraber karşımıza geçip şarkılar söylediler, şiirler okudular, arada ağlaştılar, mızmızlandılar ama hepimizi çok mutlu ettiler. Ben hayatımda ilk kez anne olduğuma bu kadar mutlu oldum, benden bir parça karşıma geçmiş elinden geldiğince, dilinin döndüğünce Anneler Günümü kutluyordu. Dünyadaki hangi armağan bu kadar güçlü bu kadar anlamlı olabilir ki?
Hepimizin gözlerini gururla yaşlandırdılar, umarım bir ömür boyu bu tarz toplantılarda böyle anları çokca yaşarız. Aşağıdaki fotoğrafta da küçük adamın gözüyle beni görebilirsiniz, hepsi annelerini çizmişler,sağolsun benimki pek bir ince çizmiş beni:))





Gösterilerden sonra pasta ve çay servisi de oldukça güzeldi ama park ve salıncak sevdalısı beyimiz beni pek oturtmadı. Tek derdimiz park bu aralar,parkla uyuyup parkla uyanıyoruz. Hatta bu aşk o kadar kuvvetli ki, küçük adamın ilk 3 kelimeli cümlesi yine parkla alakalı:BEBEK PARKA DİTTİ



Yuvadaki gösterinin ardından çil yavrusu gibi bahçeye dağılan çocuklar gönüllerince eğlendiler. Benimki kaptan olmayı seçti ve dümene geçti, umarım hayatının rotasını belirleyecek gücü kendinde hep bulur. Umarım hep mutlu ve sağlıklı, kendine yetebilen bir çocuk olur. Bana bugün çok hoş bir gün yaşattı oğlum, Allah dileyen herkese anneliği tattırsın. Çünkü dünyadaki hem en zor şey hem de tarifi mümkün olmayan en güzel duygu.

Ben de bu vesile ile tüm annelerin gününü kutluyorum şimdiden. Önce canım, birtanem, en büyük desteğim benim minik annemin; sonra oğlumun ''Banane''si Sevgili Fatma Annemin Anneler Gününü kutluyorum.
Sonra liste çoook uzun; Canım Nokta anneannem, Feriha Anneannem, Adadül'üm, Yüyüm , hem arkadaşım hem teyzem Totoşum, yengelerin şahı Serpil Yengem, Hayriye Yengem, Cannur Teyze, Şennur Teyze, Egenur Teyze, Emine Hala, biricik tatlışım Batu'şumun annesi canım arkadaşım Evrim, karnındaki miniş Zeynep'in anne adayı canım kuzenim Hande, Özlem, Aynur, tüm blog dostlarım ve adlarını sayamadığım tüm anneler. Hepimizin günü kutlu olsun.

Lavaş Pizza


Yemek yemeyi sevmeyen çocuğu olanlar bilir; onlara yemek yedirmek için bazen fazlasıyla yaratıcı olmak gerekiyor. Ola ki dışarda severek yediği birşey varsa hemen eve gelip onu evde de pişirebilmenin yolları araştırılır. Bizim küçük adam da uzun süre önce farkettik ki tam bir pizza hastası. Hem anne hem de baba iştahlı olunca iştahsız çocuk pek keyifsiz ama gelin görün ki Tuğra Bey pizza söz konusu olunca oldukça keyifli oluyor. Koca koca ısırdığı dilimleri ağzına sokuştururken görmeniz lazım. Ben evde mayalı hamurdan pizzayı pek sevmediğimden hiç denemedim, ama lavaş benim bu konuda kurtarıcım oldu.


Birkaç ay önce BİM'de alışveriş yaparken lavaş ekmekleri dikkatimi çekti, düşünmeden sepete atıverdim. Oğluşun yine bir keyifsiz anında bu pizza fikri ortaya çıkıverdi. Öyle ki daha fırında pişerken sevinmeye başladı. Bir süredir de haftasonları mutlaka yapıyorum kahvaltıya.

Benim nacizane tavsiyem buzdolabınızdan lavaş ekmeğini eksik etmeyin, acil durumlarda çok işinize yarayacaktır. Dondurucudan çıkarttığınız köftelerinizi yanında garnitür ve lavaş ekmekleri ile çok şık şekilde servis edebilirsiniz. Ya da çok hafif ve lezzetli bir kaşarlı tost yapabilirsiniz. Ya da oğluş gibi pizza sevenler için çeşit çeşit pizzalarla gönüllerini alabilirsiniz.



Malzemeler :

2 adet lavaş ekmeği
1 adet rendelenmiş domates
1 kaşık zeytinyağı
kekik
dilediğiniz malzeme

Yapılışı:

1. Lavaş ekmeğinin birini tart kalıbına ya da fırın tepsisine yerleştirin.
2. Üzerine bolca kaşar peyniri rendeleyin.
3. Diğer lavaş ekmeğini üzerine kapatın.
4. Bir kasenin içinde domates rendesi ile 1 yemek kaşığı zeytinyağını karıştırın ve lavaşın üzerine fırça yardımı ile sürün.
5. Üstüne biraz daha kaşar rendeleyin ve dilediğiniz malzemeleri yerleştirip üzerlerine biraz daha kaşar rendeleyin.
6. Önceden ısıtılmış fırında kaşarlar eriyene kadar pişirin ve sıcak servis yapın.






Bizim evde artık çok sık yapılıyor. Hatta bu sabah kahvaltı için küçük beye yaptım. Peynirle arası pek iyi olmadığından bugünkü pizzasını bol hellim peynirli ve sosisli yaptım. O yedikçe ben mest oldum.

4 Mayıs 2009 Pazartesi

BEN


3 günlük tatilin rehaveti hala üzerimde bu sabah küçük adamı okula bıraktım. O da tatile pek bir alışmış ki hiç içeri giresi yoktu, dudaklarını büzdü, gözyaşları ha düştü ha düşecek baktı bana. Ben de bu seremoniyi fazla uzatmıyım diye kendimi dışarı attım. Bir süredir ihmal ettiğim blogum başta olmak üzere bir yığın maddeyle dolu yapılacak listem elimdeydi. Bir ucundan tutup başladım. Şimdi de mola vakti, kahvem elimde geçtim ekranın karşısına yine.


Sevgili Aslı mimlemişti beni kendimi anlatayım diye. Şöyle geniş bir vaktim olsun da o zaman yazayım dedim. Hadi bakalım becerebildiğim kadarıyla karşınızda BEN;


* Tipik bir Kova burcu kadınıyım,özgürlüğüne aşırı düşkün hep hayalleri idealleri olan biriyim.

* Çok titiz biri değilim ama temizliğe çok önem veririm, özellikle de kişisel bakım konusunda biraz takıntılıyım. Ter kokusu, pis kıyafetler, kıl-tüy durumları beni çileden çıkartabilir. Parfüm değil sadece su ve sabun yeterlidir temiz kokmak için.

* Kendimi ifade edemediğim zaman mahvolurum. Birinin beni yanlış anlaması ihtimali çılgına dönmeme yeterlidir. Hayatımda belki bir kere daha görmeyeceğim insanlar bile beni yanlış tanısın istemem.

* Çok çabuk ve sebepsiz ağlamaya eğilimim vardır. Hele ki anne olduktan sonra herşeye ağlarım.

* Hiçbir zaman korkunç hırslarım olmamıştır. Ne öğrencilik hayatımda ne de çalışma hayatında hırslı olmadım. Hala da değilim ve hırsın insanları ne hallere soktuğunu gördükçe kendimle gurur duyuyorum.

* Tok gözlüyümdür, hiçbir zaman doyumsuz biri olmadım çocukken bile. Her zaman elimde olanın kıymetini bilirim ve erişemeyeceğimi bildiğim bir şey için kendimi hırpalamam. Doyumsuz ve aç gözlü insanların görgüsüz ve sonradan görme olduğuna inanırım, mütevaziliğin ise paha biçilmez.

* Çok planlı bir yapım vardır. Sabah kalktığımda o gün neler yapacağımı, evden kaçta çıkıp kaçta geri geleceğimi, ne yemek yapıp, kimleri aramam gerektiğini planlarım. Özellikle tatil günleri geç saate kadar pinekleyip vaktimizi boşa öldürmeye tahammül edemem. Tüm günü en etkin şekilde planlama görevini severek üstlenirim.

* Evde görev paylaşımını hiç beceremem. Süper anne gibi her şeyi kendi başıma yapmaya kalkar, gücüm yetmeyince de isyan ederim. Kimseye emir veremem, kendi yapabileceğim bir şey için kimseyi yormak istemem.

* Ne başkalarına sitem etmeye ne de bana sitem edilmesine dayanamam. Sevginin ya da dostluğun sitem edilemeyecek kadar karşılıksız olduğuna inanırım.

* Oğlum konusunda aşırı hassasım, kimseye tam olarak güvenemediğim tek konu. Yanımda olmadığı zaman sürekli aklımdadır, anneme bile emanet etsem defalarca arayıp sorarım. Bu elbette oğluşun aşırı hareketli olmasından kaynaklanıyor. Bir de annelik içgüdüsü.


İşte ilk aklıma gelenler böyle. Ben de Sevgili Serpil'i mimliyorum, bakalım o kendini nasıl anlatacak?


Not: Üstteki fotoğraf küçük adamın çeşitli zamanlardaki komik anlarının kolajıdır.

2 Mayıs 2009 Cumartesi

Fındıklı Üzümlü Biscotti

Benim uzun zamandır denemek istediğim tariflerden biriydi biscotti. Bilumum bloglarda görüp gözümün takıldığı bir tarifti. Şöyle çayımın yanında kıtır kıtır bir kurabiye bu. En son da Sevgili Müge'de görünce ''Hadi Yasemin kalk artık da dene'' dedim kendime.
Dedim de noldu, canım çıktı, şimdiye dek yaptığım kurabiyeler içinde hamurunu toparlamakta en çok zorlandığım bu oldu. Zaten ağrıyan bileğim mahvoldu desem yeridir. Sonuç da beni tam tatmin etmedi aslında, istediğim kadar çıtır olmadı. İlk deneme için fena değildi ama tam biscotti diyemem. Müge'nin de kendi biscottilerine dediği gibi bunlar biraz çakma oldu bence de. Ama yiyp de tadını çok beğenen dayım benim yaptığıma inanamadı bir türlü, illa ki pastaneden almış olduğuma inandı.
Aslı tarif Müge'de ama ben ondan farklı olarak fındık ve kuru üzümlü yaptım.

Malzemeler:
3 yumurta
1/2 su bardağı sıvıyağ
1 su bardağı toz şeker
1 çay bardağı fındık (kavrulmuş ve kabukları soyulmuş)
1 çay bardağı kuru üzüm
1 paket kabartma tozu
1 paket vanilya
4-4,5 bardak un ( Müge öyle demiş ama ben biraz daha fazla kullandım, aldığı kadar diyelim)


Yapılışı:
1. Yumurtaları, şekeri, yağı ve vanilyayı derin bir kapta mikserle karıştırın.

2.Karışıma unu ve kabartma tozunu eleyerek ekleyin.
3.Ele yapışmayan bir hamur elde edene kadar yoğurun ve gerekirse un ilave edin.
4.Hamura fındık ve üzümleri de ekleyip karıştırın.
5.Hamuru 4 eşit parçaya bölüp her birine dikdörtgen şekli verin ve tepsiye alın.
6.Önceden ısıtılmış 180 derece fırında 20 dakika pişirin.
7.Hamurları fırından çıkartın, bu arada fırını kapatmayın çalışmaya devam etsin.
8..Keskin bir bıçakla mümkün olabildiğince ince şekilde dilimler kesin.(bu aşama oldukça zor oldu benim için,ince kesmeyi başaramadım pek )
9.Dilimleri tekrar tepsiye alıp 10 dk.kadar daha pişirin.
10.Piştikten sonra ızgara üzerine alın ve soğutun.

Afiyet olsun.

Kendime Not: Bir daha olur da denersem mutlaka elektrikli bir bıçak edineceğim, yoksa sonuç yine tatmin edici olmayacak.