7 Şubat 2013 Perşembe

Martının Derdi Simit, Benim Bahanem Martı

                              Boğazda vapurlar geçerken, ne kadar benzeriz martıyla ben
                                        Onun derdi bir parça simit, benimki sen...

Ve sonra bir bakmışsın martı ile göz gözesin. Uzaklardan kalkmış gelmişsin, çok uzaklardan için yanarak ve sırf onun gözlerine bakmak için. Birkaç saat onun sessizliğinde kaybolup kendi sesini ona vermek için. Sırf onun deli dalgalar üstünde dansını izleyip tekrar tekrar aşık olmak için. Unuttuğun bir tarafı var mıydı acaba diye daha bir merakla, sanki daha evvel hiç görmemiş gibi ısrarla bakmak, her bir detayı hafızana kazımak tek niyetin. Uzağındayken zaman zaman aklından çıkıverip de nasıl başka sevdalara yönelmişsin diye kendini de hafif suçlayarak. Oysa o eşsizdi, senindi ve zamanla ve mekanla sevgisi tükenmeyendi. Bir kez daha kanat çırpışını görmen, bir kez daha çığlıklarını duyman, emin olmana yetti. O kendini sana anımsattı sen onu derinden aldın çıkardın yine yerine koydun. O senin martındı. Onun simide olan aşkı gibiydi senin ona tutkun. Uzaktayken depreşen, yanındayken bakmaya doyamadığın. Düne ait ne üzüntün kalır onu izlerken ne de yarına ait korkun. Öylesine alır götürür  uzaklara kederini endişeni. Tek derdi simit olan bir martı. Tek derdi onu sevmek olan bir sen....


Yorum Gönder