8 Ocak 2014 Çarşamba

Patlamamış Mısır Olmak...

Yılın ilk yazısını yazayım diye oturdum ekranın başına. İyi dileklerde bulunayım, umut dolu birşeyler diyeyim dedim. Sonra baktım herkes aynı şeyleri diliyor, söylüyor birbiri için. Sevgi, mutluluk, başarı, huzur, sağlık, aşk vs…  Farklı değil dileklerim; huzuru ve sağlığı en başa alıp hepsini sıralıyorum kendim için, sizin için, hepimiz için. Güzel, çok güzel bir yıl olsun, yıllar sonra geriye dönüp baktığınızda bir yerlerinize çizik atmış bir yıl olsun hiç olmazsa… Biraz farklı olun siz de; başka olun başkalarından; uzakta değil ama uzak olun… Aşağıda paylaştığım yazıyı aylar önce yazmıştım yine tam da öyle bir ruh hali içindeyken. İşte şimdi tam da sırası… Arada, bazen patlamamış mısır olun..








'' İçine tonlarca sakinleştirici yerleştirilmiş gibi durgun ve kendimden uzaktım. Tüm yanımda duranların yanında olmamayı seçmiş, ortama uyum sağlamamak için direnen uyuz bir tiptim. Aynı hedef için hasbelkader  yanyana düşmüş kendim gibilerle inadına aynı olmamak için debelenen bir zavallıydım belki de. Kuma batmış ayağını kurtarmak için var gücüyle çırpınan bir kurban ya da. Düzene, sırf adı düzen diye direnen bildiğinin ardına kaçan bambaşka bir dünyalıydım. Ne olduğu yere ait olabilen; ne ait olduğu yerde tutunabilen bir kısmetsiz kuldum adeta. Ötelediği herşeyle beraber içinde sakladığı, derinlerine ittiği her olmazın acısını en ufak zerresine kadar hissedebilen bir garip duyarlı. Umarsız değil, umursamaz olamayan; koşmaktan yorulup da durup dinlenmeyi bilmeyendim.  Hani arkasından kurulan oyuncak bebekler gibi hareket edebilen, durduğunda ne yaptığının farkında olmayandım belki de ben. Tıpkı bir tencereye patlasın diye yanyana atılıp da kader ortağı olmuş mısır tanalerinden biriydim. Pat pat pat diye patlarken bir anda ses kesilir de '' tamam hazırdır '' dersin ya. Orada tencerenin dibinde kalan, uyumsuz, asi, patlayamamış mısır tanesi gibiydim ben. Patlayanlara gülümseyip, onu görmeyenlere bile alaycı dudak ucuyla gülümseyebilen patlayamamış mısır tanesiydim evet. Kalabalıklar içinde yapayalnız; gülümserken içi ağlayan; susan ama içi hiç susmayan o mısır tanesi olabilmek. Diğerlerinin küçümseyip burun büküp kaçtığı farklı bir mısır olabilmek. Aynı koçandan çıkmış diğer tüm benzerlerinden başka olabilmek, farklı durabilmek. İsteyerek, bilerek ve kaçarak birşeylerin arkasında kalmak. Bundan gocunmamış aksine gurur duymuş mini mini bir mısır taneciği olabilmek. Patlamamış… Patlayamamış… Patlamak istememiş… ''

4 yorum:

azra dedi ki...

patlasanız da patlamasanız da, tüm mısır taneleri gibi siz de farklı, özel ve eşsizsiniz sevgili Yasemin...

sanırım asıl sorun patlamak istemeyen o minik mısır tanesinin, diğer mısır tanelerine takılıp, kendindeki güzelliği ve eşsizliği görememesi...:)

kucak dolusu sevgiler size;)

Adsız dedi ki...

Cok guzel tespitler...patlayamamis misir olmak..iste budur..rana

Filiz Erkan FilizceYemekler dedi ki...

siz hiç patlamayın:)) olduğunuz gibi olun bence... asıl kendi gibi olan kişiler gerçektir, içindeki gibidir, insan insandır.... sevgiyle...sizi görmeden seviyorum bilmem neden beliki bende sizin gibi hissediyorumdur....

doludolu mutfak dedi ki...

;) ben en cok o tencerenin dibinde kalan hafif yanmis patlayamamis misir tanecigini yemeyi severdim cocukken annem kizardi Birak zararli o diye ...niye zararliydi hic anlayamadim niye tencerenin dibinde kalip atilmaya mahkumdu tadi tuzu sekli farkliydi ondanmi ama ben severdim iste belkide bir gun bende o misir tanesinden olacagimi bilmeden severdim iste senin gibi benim gibi patlayamamis

Ordan Burdan Hayattan Bizim Usul Makarna' da