5 Ocak 2020 Pazar

2019 Sana Dedım 2020 Sen Anla...



Biten , sonu gören ne varsa ardından şöyle bir ardınıza  bakıp muhasebesini yapıyor musunuz?  Ben en ufak bir olayın ardından bile günlerce kafamın içinde büyük taarruz yöneten  kumandan gibiyim.  Sürekli vuruyorum, kırıyorum; kestirip atıyorum ilişkilerde son noktayı koyuyorum. Sadece kafamda tabii...  İşin gerçeğinden epeyce farklı olarak hep yıkıcı hep yıpratıcı. Kimi ? Elbette ki kendimi. İnsan kırmaya programlanmamış bünyem hata veriyor simülasyondan gerçeğe geçince. Kendimi koruma konusunda bile bazen yetersiz kalıyorum. Nerde kalmış insan kırmayı becereyim :(  Olay esnasında çoğu zaman stres yönetimini iyi beceremeyen gergin bünyeme ters besbelli. Sonra ne oluyor ? Hayır demeyi bilmeyen insan küçülüyor küçülüyor ve sürekli kafasının içindeki taarruzu mükemmel yönetirken sahada kaybediyor. Acı ama gerçek. 

2019 benim için başarısız bir yıl oldu ( burada yine kendimi yerden yere vuruyorum farkındaysanız ) İçine sıkıştığım kaosun dibine kadar hissettim çaresizliği, yalnızlığı ve kendimden başka kimsem olmadığını. Belki zaten bildiğim şeylerdi tüm bunlar ama bu yıl biraz daha içime kazındı. Susmayı, sabrıma sığınmayı, gözlerimi kaçırmayı, arkama dönüp yanıbaşımda yine kendimi görmeye alıştım. 
Duygusal olarak zor dönemlerden geçsem de iş anlamında kendime saygımın arttığı, bir nebze daha profesyonel odaklı olmayı becerebildiğim bir yıldı. Hayatımın tüm çalkantısı içerisinde sakin limanım yine blogum oldu. Sosyal medya üzerinde yaptığım işler,  birlikte işbirliği yaptığım firmalar, katıldığım lansmanlar, sosyal sorumluluk projeleri ve ürettiğim içeriklere bakacak olursam da hiç de fena bir yıl sayılmazdı. Bende eksik olan özelliklerden biri hırs, kimseyle değil belki ama kendimle yarışıp çıtamı bir nebze daha yükseltmek konusunda hırsım yetersiz kalıyor. Bu konuda kendimi eğitmem gerek galiba önümüzdeki yıl için hedef tahtama not etmiş olayım bunu.

2019 yılının bana öğrettiği bir tek şey varsa o da kendimi sevmem oldu. Kırışıklıklarım, kilolarım , fevri çıkışlarım, yetersiz anneliğim, kimi zaman rüküşlüğüm kimi zaman patavatsızlığım ile hep sevdim kendimi. En değerli benim , demeyi öğretti bana hayat şu yaşımda. Geç oldu kabul ama hiç kavuşamamak da vardı. Filtreler ve aplikasyonların hayatımızın her alanına dahil olduğu zamanda olduğum gibi kendimi sevdim, saklamadım, ne başkalarını ne de kendimi kandırmaya yeltenmedim. Bu da övünülecek kadar iyi bana kalırsa.



Durup dinlenmeyi, ufacık molalarda nefes almayı, her dibe vuruşta tekrar yukarı bakabilmeyi, elimi uzatabilmeyi içimdeki çocuğa , yanımdaki 2 evlada yetebilmeyi, bende olanı paylaşmayı, elimde olmayana göz dikmemeyi , dostlarıma kucak açmayı, evimi kek kurabiye kokutmayı, çayımı çorbamı yudumlamayı ve şükretmeyi ihmal etmemeyi bildim bu yılda da ne mutlu bana. 

2020 yılında kendim için ilk hedefim '' Hayır '' demeyi becerebilmek. Öyle bahanelere , olur olmaz uydurulmuş gerekçelere falan da sığınmadan düpedüz '' Hayır '' demek . Arkasından özürler, ezilmeler büzülmeler de olmadan hatta. Bunun ne demek olduğunu beceremeyenler çok iyi anlar bence bunun ne kıymetli olduğunu. Hayat herkese, her duruma yetişebilmemize imkan verecek kadar kolay olsaydı keşke. Ne yazık ki yetemediğimiz yerde '' Hayır'' demeyi bilmek ne büyük lükstür bazen. Hadi inşallah bu yıl bana da yakışsın biraz. 


Yeni yılda kişisel hedeflerimin başında daha sık blogu güncellemek, dolu dolu içeriklerle yine eskisi gibi heyecanla yazabilmek istiyorum. Ve mutlaka daha fazla kitap okumak , daha fazla ne varsa okumak. Elimize yapışan şu akıllı telefonlara olan düşkünlüğümüzün azalması en içten hedeflerimden biri. Şu yazıyı bile yazarken her 10 dakikada bir kısa telefon bakma molaları verdiğim düşünülürse hayatımızın ne kadar odağında olduğu malum.

Ekonomik olarak tam anlamıyla bağımsız olmayan bir kadın olarak üretmenin tek karşılığının nakit olmadığını biliyorum. Gerek evimde gerek sosyal yaşantımda gerekse de sosyal medya bağlantılı işlerimde devamlı araştıran, üreten ve kendimi geliştirmeye çalışan bir kadınım.  Sadece annelik kılıfı içerisinde kalmak hiç bir zaman beni tatmin etmedi, dışarıdan da sadece bu gözle görülmek canımı cidden acıttı. Bu yıl açıkcası en büyük hedefim gösterdiğim bu çabanın kayda değer karşılığını alabilmek .

İŞte böyle be canım 2020, sen duydun yazdıklarımı dilediklerimi. UMarım elin boş gelmezsin bana, bize, aileme... Sağlık , huzur, mutluluk cepte hep olsun ama yanında da tadından yenmez ufak tefek eşantiyonların olsun hadi bakalım umutluyum senden. Bak ilk 5 günün geçti bile, fazla da hızlı gidip yorma bizi....




4 yorum:

Mide Muhendisi dedi ki...

İnsanın özdeğerlendirme yapması doğrudur ve gerekir de... Ama galiba, kendini olduğu gibi kabul edip sevme noktasından ne kendinde hiç bir şeyi değiştirmeme noktasına evrilmeli, ne de insan kendi acımasız yargıcı olmalı. Hayatta birçok şey gibi, bu da bir ölçü işi...

Bunun dışında 2020 beklentilerinden blog kısmına özellikle katılıyor, yazıp üretmenin insanın iç huzuru açısından çok yararlı olduğunu vurgulamak ve hatırlatmak istiyorum. Uzunca bir süredir birkça satır bile yazamadığım yöneticilik dönemimden sonra, her hafta birşeyler üretebilir hale geldiğim için, bu durumu çok kuvvetli bir şekilde tecrübe ettim. Bu alışkanlığı bırakmamak gerek.

Son söz: 2020 keyifli bir yıl olur diye ümit ediyorum. :)

Anonim dedi ki...

Aferjn sana huysuz cadı 😄😐😃😃 Guzel keyifli heyecanli bol kahveli bol gezmeli olsun 2020 💟 doludumutfak 🙋‍♀️

makyajliyorum dedi ki...

Benimde artık sığındığım tek limanım blogum, çok seviyorum burada vakit geçirmeyi yazılar okumayı :) Çok iyi geliyor, ruhum dinleniyor :)

Mehmet Akın dedi ki...

inşallah 2020 hepimiz için çok güzel olur