12 Eylül 2009 Cumartesi

Damla Sakızlı Tavukgöğsü

Tarifi kayınvalideme ait olan bu tavukgöğsü aslında şu yalancı tabir edilenlerden; yani içinde tavuğun göğsü falan yok. Ancak şimdiye kadar yemiş olduğum tüm yalancılar içinde en gerçek lezzetlisi budur. Ben Tuğra' nın doğumundan sonra lohusa iken kayınvalidem sürekli bunu yapıp getirirdi bana, bol bol yiyeyim de küçük adamımıza süt olsun diye. Ben de bayılarak yerdim, hem süt olarak hem de kilo olarak geri dönmüştür sonra bana o yediklerim ama neyse ki geçti o günler.
Şaka bir yana o zamanlar bize bebek görmeye gelen tüm arkadaşlarımın aklına yer etmiş olan bu tavukgöğsü sonraları benden çok fazla talep edilmiştir. Her ne kadar kayınvalidemin bana kendi elleriyle yapıp getirdikleri kadar lezzetli olmasa da ben de defalarca yapmışımdır. Geçen haftasonu da annemlerde iftar için ne tatlı yapsak diye düşünürken aklıma geldi bu tavukgöğsü ve blogda şimdiye kadar yayınlamamış olmama şaşırdım. Hemen yapıverdim ve annemin o en sevdiğim İngiliz yemek takımının kasesi ile fotoğrafını çekiverdim. Blog yazmaya başladığımdan beri her gittiğim yerde gördüğüm tabak çanak daha fazla ilgimi çeker oldu, bunda şu ne güzel sunulur, bunda şu ne güzel fotoğraflanır diye düşünmeden edemez oldum. Bir ara habire tabağa çanağa para veriyordum ama evde koyacak yerim tükenince sıra anneminkilere geldi. Annem de sağolsun bunun farkında olduğundan elinden gelse tüm evdeki takımları bana verecek. Hiçbirini almam ama eğer evde koyacak yerim olsaydı bu yemek takımına asla hayır demezdim. Zaten küçüklüğümden beri '' evlenince bu takımı ben alıcam anne ona göre'' diyen ben şimdilik sadece yaptıklarımı fotoğraflamak için kullanmakla yetiniyorum. Eee buna da şükür, ne diyeyim. Bu arada fotoğraftaki gümüş kaşık da anneannemin çeyizinden kalma; tek kalan bu kaşığa da annem el koymuş zamanında. Sanırım onu yürütmem daha kolay olacak:)
Malzemeler:
1 lt süt
2 kahve fincanı un (normal boyutlarda bir Türk kahvesi fincanı olmalı)
3 kahve fincanı toz şeker
1/2 paket ( 125gr ) margarin
2-3 adet damla sakızı ( içinde damla sakızı olan sakızları da kullanabilirsiniz )

Yapılışı:
1.Önce margarini ve unu tencereye alıp kavurun
2.Sonra üzerine yavaş yavaş sütünü ekleyin. Topaklanmaması için sürekli karıştırarak içine şekerini ve damla sakızını da katın.
3.Muhallebi kıvamına gelinceye kadar pişirin.
4.Son olarak ocağı kapatıp mikserle 5-6 dk çırpın.( Bu süre ne kadar uzun olursa tavukgöğsünün kıvamı o kadar güzel oluyor )
5.İster dikdörtgen bir servis kasesine isterseniz de kuplara paylaştırıp oda ısısına gelince buzdolabına koyun.
6.Üzerinde çikolata rendesi, tarçın ya da hindistancevizi ile soğuk servis yapın

Afiyet olsun.

10 Eylül 2009 Perşembe

Kokulu Üzüm Suyu ( İsabella )











Karadenizli olanlar için çok tanıdık bir meyvedir kokulu üzüm. Tüm dünyada İsabella olarak bilinen bu üzüm türünün Karadeniz' de halk arasında çok farklı isimleri var; kokulu üzüm, çilek üzümü, kara üzüm gibi. Ben aslında bu üzümü pek sevmem ama anne tarafımdan Karadenizli olduğumdan çok küçük yaşlarda tanıştım İsabella ile. Faydalı olduğunu bildiğim halde kendimi hiç zorlamadım yemek için. Geçtiğimiz hafta Şile' ye kayınvalidemlere gitmiştik. Malum kayınpeder Ardeşen' li ve tam bir meyve delisi ( küçük adamın meyve sevgisini kimden aldığı belli). Tüm bahçe meyve ağaçları ile dolu, özellikle de Karadenize has lezzetleri ellerinden geldiğince yetiştiriyorlar. Fındık, armut, incir, kokulu üzüm, dut, lahana, vişne, karayemiş ve aklıma gelmeyen bir sürü şey. 2 hafta önce gittiğimizde yan komşunun Tuğra beye ikram ettiği üzüm suyu sayesinde kara üzümlerin akıbeti belli oldu. Küçük adam koca bardağı bir seferde afiyetle içince babaannesi bahçedeki tüm kokulu üzümleri, henüz tam olarak olmamış olmalarına rağmen, topladı ve bize verdi. O gün bugündür evde üzüm suyu içiyoruz ailecek. Bende kansızlığa iyi gelir diyerek kendimi kandırıyorum. Çünkü içinde zerre kadar şeker olmadığı için içimi öyle pek de keyifli değil. Tam anlamıyla vitamin deposu sadece.

Biraz internetten araştırdım bu İsabella üzümünü ve çok büyük faydaları olduğunu okudum. Karadeniz' in çok yağış almasından dolayı sadece bu cins üzüm yetiştirmek mümkün olabiliyormuş. Diğer üzüm cinslerine göre kabuğu biraz kalındır ve adı üzerinde de hoş bir kokusu vardır. Zaten benim de sevmediğim bu koku, üzümde kokunun ne işi var diye düşünüyorum. Kanser ve kalp krizi riskine karşı birebir olan bu meyvenin diğer faydaları da şöyle;

*Bağışıklık sistemini kuvvetlendirir.
*Kısa sürede enerji sağlar.
*Magnezyum iş verimliliğini artırır.
*Mideye zarar vermeden böbrek ve karaciğeri çalıştırır.
*Yağları eritir.
*Vücudu virüslere karşı dirençli hale getirir.
*Bağırsak metabolizmasını hızlandırır.
*Cildi taze ve diri gösterir.
*Allerji ve kireçlenmelerde iltihabı engeller.

İşte bu kadar faydasını da okuduktan sonra şimdi daha bir severek içiyoruz. Hatta babaaane kendi bahçesindekiler bitince komşusunun bahçesinden de koca bir torba toplayıp göndermiş dün oğluşuma. Biz meyve olarak tüketmeyi pek beceremiyoruz, o yüzden suyunu içiyoruz.

Yapılışı:
1.Öncelikle üzümleri güzelce yıkayın ve taneleri salkımlarından ayıklayıp tencereye alın
2.Üzerini geçecek kadar su ekleyip kaynatın.
3.Kaynamaya başladıktan 5 dk sonra ocağı kapatın ve süzgeçten geçirin.Oda ısısına gelince buzdolabında soğutun.
4.Soğuk olarak servis yapın.
Dileyen elbette içine şeker de katabilir ama meyvenin faydasını azaltmamak adına biz bu şekilde tüketiyoruz. Bu arada bu yazıyı yazarken aklıma bu üzümle yapılan bir tatlı geldi; Pepeçura. Onu da en yakın zamanda deneyip buraya eklemeli. Merak edenler bir sonraki yazıyı beklesinler.

8 Eylül 2009 Salı

Kabaklı Dereotlu Börek



Leziz Dergisi' nde yayınlanan tariflerimden sonuncusu bu Kabaklı Dereotlu Börek. Dergi için yaptığımda tek porsiyonluk olarak sarmıştım sunumu daha şık ve kolay olsun diye. Ama tek tek sarmak biraz zahmetli olduğundan vaktim sınırlı olduğunda da fotoğraftaki gibi yapıyorum. Sebzeli böreklere bayılan biri olarak tavsiye ederim, özellikle sebze yediremediğiniz ufaklıklar için ideal.
Malzemeler: (6-8 kişilik)
1 kilo kabak
1/2 demet dereotu
100 gr beyaz peynir ( isteyen bir parça da kaşar rendeleyebilir, enfes oluyor )
6 adet hazır yufka
125 gr margarin ( dilerseniz sıvıyağ ile de yapabilirsiniz ancak margarin börekleri çıtır çıtır yapıyor )
1 çay bardağı süt
1 çay bardağı sıvıyağ
tuz, karabiber
Üzeri için:
1 çorba kaşığı haşhaş ( dergi için yaptığımda çörekotu ve susam karıştırıp sürmüştüm )
1 yumurtanın sarısı
Yapılışı:
1.Böreğin iç harcı için kabakları rendeleyin ve elinizle sıkıp suyunu süzdürüp 5 dk bekletin.
2.Tekrar aynı şekilde suyunu süzdürüp içine ince kıyılmış dereotunu ekleyin.
3.Ufalanmış beyaz peynir,tuz ve karabiberi ekleyip karıştırın.
4.Margarini eritip süt ve sıvıyağ ile karıştırın
5.Yufkayı açıp her yanına margarinli karışımdan sürün ve ikiye katlayın.
6.Geniş kenarına kabaklı harçtan serin ve rulo olmayacak şekilde bastırarak sarın.
7.Tepsiye alıp üzerine yumurta sarısı sürüp haşhaş serpin.
8.Önceden ısıtılmış 180 derece fırında üzerleri iyice kızarıncaya kadar pişirin.
9.Fırından alıp sıcak veya ılık servis yapın.
Eğer bu şekilde değil de tek tek sarmak isterseniz o zaman;
Her bir yufkayı 16 eşit parçaya bölün; her parçanın arasına margarinli karışımdan sürüp geniş kenarına kabaklı iç harcı yerleştirip sigara böreği sarar gibi sarın.

1 Eylül 2009 Salı

Karnıyarık


Karnıyarık hem genelde çok sevildiğinden hem de servis kolaylığından misafir sofralarının en sık yapılan yemeğidir. Ben pek karnıyarık sevmeyene rastlamadım, hele ki patlıcanı da iyi seçilmiş ise tadına doyum olmaz bir yemektir. Ben bu Ramazan henüz yapmadım ama daha önceden yapıp da yayınlamadığımı görünce tam zamanıdır dedim tarifi paylaşmanın.
Malzemeler:
7-8 adet patlıcan için
1/2 kg yarım yağlı kıyma
3 adet domates
1-2 adet soğan
4-5 adet sivri biber
3-5 dal maydanoz
patlıcanları kızartmak için sıvıyağ
tuz, karabiber
1 yemek kaşığı salça
Yapılışı:
1.Öncelikle patlıcanları saplarını kesmeden alacalı olarak soyun ve tuzlu suda 30dk bekletin.
2.Suda bekleyen patlıcanların suyunu süzüp kızgın yağda kızartın.
3.Fazla yağını almak için kızaran patlıcanları soğuk su dolu kaba sokup çıkartın.
4.Diğer tarafta soğanları yemeklik doğrayın, çok az yağ dökülmüş tavada pembeleşinceye kadar kavurun.
5.Üzerine kıymayı, doğranmış domatesleri ve biberi sırasıyla ekleyin.
6.Domatesler iyice yumuşayıncaya kadar pişirin.
7.En son tuzunu, karabiberini de ekleyin ve soğuması için kenara alın.
8.Fırın kabının içine patlıcanları alıp ortalarından kesip içlerini oyun, gerekirse çekirdeklerini çıkartın.
9.Kıymalı harçtan her bir patlıcanın içine doldurun.
10.Patlıcanların üzerlerine birer domates dilimleyin ya da sulandırdığınız salçalı sosu dökün.
11.Fırında üzerleri kızarıncaya kadar yaklaşık 1 saat 170 derecede pişirin.
12.Fırından alınca üzerine maydanoz kıyıp sıcak servis yapın.
Afiyet olsun.
Not: Benim gibi her seferinde iç harcınız fazla geliyorsa ya dondurucuya kaldırın bir sonraki karnıyarık için ya da bir başka sebze yemeğini pişirirken kullanın.