17 Aralık 2010 Cuma

Özsüt Atölye Keşfedilmeyi Bekleyen Lezzetlerle Dolu


Kasım ayı sonlarıydı Contactplus İletişim Hizmetleri' nden Nazlı Hanım' dan Özsüt Atölye Tadım Etkinliği davet mailini aldığımda. Tatlıdan vazgeçemeyenlerin ilk aklına gelen mekanlardan biri olan Özsüt' ün , yemekli konsepti ''Özsüt Atölye'' yi biz yemek bloggerlarını ile tanıştırmak istediğini bildiriyordu. Böyle bir teklif reddedilemezdi elbette. Tatlı işinde bu kadar başarılı olan firmanın yemek olayını ne boyutta gerçekleştirdiğini merak ederek gittim 7 Aralık akşamı Caddebostan Atölye' ye.

Biz bloggerlar genelde firma etkinliklerini dört gözle bekleriz, birbirimizi görünce konu hiç tükenmez, muhabbet de hiç sona ermez. Ama bu defa firma yetkilileri de bizlerle masaya oturdular, çok iyi bir evsahipliği yaptılar. Bunu işlerinin gereğini yerine getiriyor gibi değil de büyük bir keyifle ve de merak ettiğimiz her konuda bizi bilgilendirerek yapmaları da ayrıca güzeldi. Keyfine doyulmayan sohbetimizi hep birlikte yaptık.

Mekana girer girmez o soğuk havada hemen çayımızı yudumladık ve yemek seçiminden önce masalara konan bu harika ekmeklerle gecenin açılışını yaptık.
 Bu ekmeklerin yeri apayrı oldu bende. Özsüt bu ekmekleri tek bir merkezde hazırlayıp servis edileceği şubesinde dondurulmuş halde bulunduruyormuş. Orada pişirip müşterinin masasına da tazecik getiriyormuş. Hem görüntüleri hem de lezzetleri o gece tam not aldı hepimizden. Servis edilen zeytinyağı tabağına bana bana yedik ekmekleri, tabağı affettik neyse ki :)


Genelde ben çorba içmem, çünkü içersem başka yemek yiyemem. Ama o gece hava o kadar soğuktu ki; çorbanın da tadına bakmak istedim, hem de içimi ısıtmak. İyi ki öyle yapmışım. Bu harika tavuk suyuna şehriye çorbası, sonrasında yiyeceklerimin lezzeti hakkında bana fikir vermiş oldu.
 Açılışı çorba ile yapınca ana yemeğin hafif olmasını istedim. Tercihim Meksikan Usulü Bonfile Salata oldu. Eti pişirmesini de yemesini de pek sevmeyen biri olarak dışarda mümkün olduğunca et tercih ediyorum. Gayet doyurucu ve leziz bir salataydı. 

Biraz da firma geçmişinden bahsestmek istiyorum. Özsüt 1938 yılında İzmir Kemeraltı'nda muhallebici olarak Sefer Usta tarafından kurulmuş. Sonrasında 1980 yılında oğlu İbrahim Urlulu liderliğinde Özsüt ustalarının da ortaklığıyla büyüyerek gelişmiş. İlk şubesi İzmir Alsancak' ta açılmış. 72. yılını kutlayan Özsüt' ün günümüz itibariyle 155' in üzerinde şubesi mevcut.

2009 yılından beri de yemekli konsepti '' Özsüt Atölye'' ile misafirlerine salatadan pizzaya, kırmızı- beyaz et spesiyallerinden kreplere kadar çok geniş bir menü ile ünlü yerel mutfak lezzetlerini bir arada sunuyorlar.

 



Ve bence gecenin finali süperdi. Bana göre tatlıların şahıdır aşure zaten. Bir de Muharrem ayı öncesi olunca Özsüt Atölye de tatlı konusunda aşurede karar kılmış. İyi de etmişler. Sanıyorum benim daha önceden tattığım ev yapımlarını saymazsam şu ana kadar yediğim en iyi aşureydi. Eğer dışarda bir restaurantta yemişseniz ne demek istediğimi anlamışsınızdır. Tatsız, lezzetsiz, sırf yapılmış olsun diye yapılmış olur genelde. O zaman bir de gidin Özsüt Atölye' de tadına bakın. Herşeyden önce kıvamı beni tam anlamıyla fethetti. İçinde mutlaka nişasta olduğunu düşündüm ben açıkcası, fakat öğrendiğimize göre Özsüt hiçbir ürününde asla nişasta kullanmıyormuş. Bu onlara olan hayranlığımı bir kat daha arttırdı. Doğrusu ben çoğu tatlıda nişasta kullanıyorum. Henüz çok yolum var sanırım o ustalığa erişmek için.
 Aşure zamanı da geldi, bu yıl yapar mıyım bilmiyorum. Komşulardan da umduğum desteği alamazsam yolu çok iyi biliyorum artık.

O gece Caddebostan Atölye' de garsonlarından firma yetkililerine kadar herkes o kadar ilgili ve nazikti ki ertesi gün Bağdat Caddesinde Ness ile dolanırken öğle yemeği için adresimiz belliydi. Bundan sonra Caddeye her gidişimde olacağı gibi.

Bu keyifli ve doyurucu akşam için öncelikle firma yetkilileri Mine Hanım ve Fevzi Bey'e, Contactplus İletişimden Nazlı Hanıma, tüm Caddebostan Atölye çalışanlarına harika evsahiplikleri için teşekkür ederim. Bir de tabii ki unutmadan Sevgili Müge' ye kocaman bir teşekkür. Bu organizasyon için bize ulaşmalarını sağladığı için.
Özsüt Atölye' ler İstanbul Caddebostan Bağdat Caddesi, İzmir Ege Park, Çiğli Kipa ve Kemalpaşa' da.










10 Aralık 2010 Cuma

Pudingli Kek


Hani hepimizin dönem dönem yazma isteği körelir de kısacık da olsa bir tarif verecek gücü olmaz ya işte ben de yine o döneme girdim sanırım. Arşivde yazılacak onlarca tarif beklerken; gidilmiş ve keyifle sizlerle paylaşılmayı bekleyen etkinlik haberlerim varken içimden gelmiyor bu ara. Nedensiz değil, sanmayın ki sebebi yok.  Her zaman bahane çok malum. Bu defa geçerli sebeplerim de var hatta. Oğluşla pek bir koşturmacalı süreç yaşıyoruz bu ara. Onun için en iyisi hangisi ise o yönde kafa yoruyoruz geceleri başbaşa verip büyük adamımla. Yeter ki küçük adamımız iyi olsun, mutlu olsun, kendine yeter olsun tek amacımız bu. Birtakım aksaklıkları olan hayatımıza yönünü vermeye çalışıyoruz bilerek ve isteyerek. Kimin yok ki aksaklık hayatlarında gerçi, Allah yoluna koymak için güç versin herkese. Olacağına, biteceğine ve '' çok şükür bugünleri de gördük '' diyeceğimiz günlerin geleceğine olan inancımız baki. Bu da bizi yıldırmadan yolumuzda tutuyor.

Ohhh içimizi de döktük şöyle üstü kapalı da ( !!! ) olsa. Arada böyle küçük fısıltılar iyi geliyor bana, geriye dönüp baktığımda yaşadıklarımızın gün gelip hep geçtiğini, işlerin yoluna girdiğini görmek gücüme güç katıyor. Bu yazdıklarımı da ileride okuyup aynı gücü yine kendimde bulurum umarım.

Veee gelelim Pudingli Keke. Sevgili Müge' de gördüğüm günden beri her markete girişimde hazır paket pudingi almayı unutup döndüm eve. O kadar uzun zaman olmuş ki hazırını almayalı, inanın marketin o reyonunu sanki görmüyorum gezinirken. O kadar atmışım ki hayatımdan o reyonlardaki ürünleri. Hazır çorbalar, kek karışımları, pudingler vs . bizim eve epey olmuştu girmeyeli. Ama bu defa kararlıydım o pudingi sepete atmaya. O kadar etkilenmiştim ki Müge' de gördüğüm halinden. Sonuçta tadına baktığımda da yanılmadığımı anladım.

Malzemeler:

  • 4 Adet yumurta
  • 1 su bardağı (200 gr.) Toz Şeker
  • 1 su bardağı (200 ml.) süt ya da yoğurt (ben yoğurt kullandım)
  • 1 su bardağı (200 ml.) sıvı yağ (Fındık Yağı kullandım)
  • 2 su bardağı (250 gr.) un
  • 1 paket kakaolu puding
  • 1 paket kabartma tozu

Yapılışı:
1. Oda sıcaklığındaki yumurtaları, şekerle mayonez kıvamına gelinceye kadar çırpın.
2. Süt (ya da yoğurdu) ekleyin, biraz daha çırpın.
3. Sıvı yağı ekleyin, biraz daha çırpın.
4. Ayrı bir kaba, un, kabartma tozu ve pudingi birlikte eleyin.
5. Unlu karışımı, sıvı karışıma ekleyin ve çok az daha çırpın.
6. Dikdörtgen bir Borcam  tabanına yağlı kağıt serin. Karışımı boşaltın.
7. Önceden ısınmış, 180 derece fırında, 40-45 dk. batırdığınız kürdan temiz çıkıncaya kadar pişirin.


Müge her çeşit puding ile yapılabildiğini ve sonucun harika olduğunu söylemiş. Ben henüz diğer çeşitlerini denemedim ama bu o kadar güzel oldu ki diğerlerinden hiç şüphem yok. Ben kekle aynı gün yaptığım Muzlu Kolay Pasta' nın fazla gelen kreması ile servis ettim kekimi. Mis gibi oldu misss. Ortasından ikiye bölüp arasına da şöyle bol çikolatalı bir kremayla nasıl olur diye hayal etmedim desem yalan olur. Onu da başka sefere yaparım artık.

Haftasonu hava soğuk olacak, muhtemelen de evlere kapanacak insanlar. Şöyle bir kek yapıp yanına kahvenizi, çayınızı yapın. Ufaklıklara da sıcak çikolata olsun, keyfiniz daim olsun. İyi haftasonları herkese.

4 Aralık 2010 Cumartesi

Mantarlı Kırmızı Biberli Börek


 Yarın Pazar, evde tembellik yapıp mutfakta keyifli birşeyler hazırlamak istiyorsanız bu börek iyi bir seçenek olabilir. Hatta pek hamarat olanlar biraz erkenden kalkıp ev halkını kahvaltıya bu harika böreğin fırından gelen kokusuyla davet edebilirler.

Kızlarla bizim evde toplandığımızda yapmıştım bu börekçikleri. O zaman da dediğim gibi tarif canım adaşım Yasemin' in. Onun elleriyle yaptığını yediğim günden beri evde en fazla yapılan börek bu oldu. Her yiyenden de övgüler aldı. Hele de mantara bu kadar takılmış haldeyken aklıma her estiğinde hemen yapıveriyorum. Gerçi bu ara ne kadar az börek yapsam, yesem o kadar hayırlı olacak benim için.

Adaşcığım içinde maydanoz da kullanmış, ben bu börekte nedense maydanoz sevmedim. Siz de gönlünüz nasıl isterse öyle yapın. Her şekliyle enfes bir böreğiniz oluyor, dikkat parmakları yemeyin....

Malzemeler:
4 adet yufka
1/2 kg mantar
2 adet kırmızı biber
1 adet iri soğan
tuz, karabiber, pul biber
1/2 çay bardağı sıvıyağ
1 su bardağı yoğurt
1 adet yumurta
üzeri için haşhaş tohumu, yumurta sarısı

Yapılışı:
1. Her bir yufkayı sigara böreği saracak gibi üçgen şekilde 16 eşit parçaya kesin.
2. Mantarları yarım ay şeklinde çok ufak olmayacak gibi kesin.
3. Soğanı da yarım ay şeklinde doğrayın. Kırmızı biberleri de küp küp olarak kesin.
4. Teflon bir tavaya zeytinyağını koyup soğanları soteleyin.
5. Soğanın rengi biraz değişince mantarları ve biberleri de ekleyip kavurun. Baharatlarını ekleyin.
6. İç harcı soğuması için kenara alın.
7. Yoğurt, sıvıyağ ve yumurtayı bir kapta karıştırın. İçine biraz da su ekleyebilirsiniz. Bu harcı  börekleri sararken içine süreceğiz.
8. Bir yufka alıp üzerine yoğurtlu harçtan fırça ile sürün. İkinci yufkayı üzerine koyup yine aynı işlemi yapın.
Mantarlı iç harcından yufkanın geniş tarafına koyup sigara böreği şeklinde fazla da sıkı olmayacak şekilde sarın.
9. Tüm yufkaları aynı şekilde sarın.
10. Yağlanmış ya da yağlı kağıt serilmiş fırın tepsisine börekleri dizin. Üzerlerine yumurta sarısı ( biraz sıvıyağ ile seyreltilmiş olsun ) sürün. Ve haşhaş tohumu serpiştirin.
11. 180 derece fırında üzerleri iyice kızarana kadar pişirin.

Sıcak ya da ılık olarak servis yapın.


2 Aralık 2010 Perşembe

TuzBİBER Dergisi Aralık Sayısı ile Sizlerle

Bir yılı daha bitirmek üzereyiz. Koşturmacası, telaşı, mutluluğu, sevinci ve hüznüyle. 2010 yılının son sayısı ile TuzBİBER Dergisi yine sizlerin huzurunda. Bu ay konuğumuz Sevgili Cafe Pepela, Şeyma ile gerçekleştirdiğim keyifli sohbeti hem okumaya doyamayacaksınız hem de tariflerine bayılacaksınız. Daha neler var neler ? Hemen bir tık tık tıkkk.