Şeker hamuruna bulaşıp da işin sadece kurabiye süslemekle sınırlı kalacağını düşünmek hayalmiş sanırım. Çınar kuzumun kurabiyelerini yapacağım gün kapımı çalan karşı komşum kızı Elif'in doğumgünü için pasta yapıp yapamayacağımı sorunca hayır diyemedim. Evet demeye de cesaretim yoktu ama elimden gelenin en iyisini yapacağımı söyleyip derin düşüncelere daldım. Kurabiyeleri Aslı ile süslediğimiz gün pastayı da birlikte kaplarız diye düşünüp pandispanyasını bir gece önceden pişirip katlandırıp hazırladım. Hem Aslı hem de ben daha önceden kurabiye süsleme dışında şeker hamuruyla hiç ilgimiz olmadığından tamamen doğaçlama gelişti pastanın şekli de süslemesi de. Blogda da yerini alsın istedim ilk şeker hamurlu pastamız olarak. Gerisi gelir mi bilemem ama bu pasta kurabiye işi öyle bir keyif ki hiç eksik olmasın pandispanya da kurabiye de hayatımızdan.
12 Kasım 2012 Pazartesi
9 Kasım 2012 Cuma
Gaziosmanpaşa Gar Lokantası ( Büyük Ankara Balıkçısı )
Uzun zaman olmuş bir mekan önerisi yapmayalı. Aslında Ankara' ya geldiğimizden beri oldukça fazla farklı mekan gezip deneyimledik. Ama demek ki hiçbiri bu akşamki kadar bizi memnun edememiş. Yemeği yiyip de üzerine su bile içmeden gelip evde bu yazıyı yzıyorsam bu da bir ilktir.
Bu akşam bir işimiz dolayısıyla Ayrancı taraflarındaydık. İşimizi bitirip de nerede ne yesek diye düşünürken Mehmet Yaşin' in '' Ankara' da Göksu ve Gar Lokantaları muhteşem '' diye tweet attığını gördüm. Göksu' ya birkaç defa gittiğimiz için hemen Gar Lokantası nerededir diye bakınıp aslında epeyce de yakınımızda olduğunu öğrendik.
Ve kendimizi lokantada bulduk. Kesinlikle çok doğru bir karar olmuş.
Ben balık yemek istemediğim için birkaç çeşit zeytinyağlı sebze siparişi verdim, beyler baba-oğul Lagos Izgara istediler. Zeytinyağlılar da oldukça başarılı özellikle enginar kalbi çok lezizdi ancak balığın lezzeti müthişti. Özellikle de küçük beyin hoşuna gitsin diye Şefin uzun uzun zahmet edip hazırladığı limondan balık ve fare detayları da sunumun ne kadar özenle yapıldığına çok iyi örnek. Balık yemem diye düşünüp sebzelere gömülmüş olsam da tadına elbette baktım ve lokum gibi olduğunu söylememe gerek bile yoktur herhalde.
Denememiz için ikram edilen Balık Pastırma da alışılmışın dışında bir lezzetti. Akya balığının çevresine bildiğimiz çemen sarılarak yapılmış değişik bir balık mezesi.
Açıkcası böylesine keyifli bir akşam yemeğine gideceğimizi bilseydim fotoğraf makinemi mutlaka yanıma alır, her ayrıntıyı fotoğraflardım. Bunlar ancak cep telefonu ile çekebildiklerim. Öyle ki o keyifli yemeğin arasında habire fotoğraf çekmek de gelmiyor insanın içinden. Bir sonraki gidişimizi beklesem de eminim çok uzayacaktı, bu keyfi hemen sıcağı sıcağına paylaşmak istedim.
Lokantanın menüsünde sadece balık değil et de var. Aynı lokantada hem et hem balık olduğunda aslında lezzetinden biraz şüphem olur benim ama balık tarafında hiç şüpheniz olmasın, fazlasıyla başarılı bir mekan. Hem lezzeti hem de sunumdaki şık detaylara gösterdikleri özen de takdir edilecek kadar var. Ayrıca önemli bir başka nokta da tüm çalışanların oldukça nazik ve güleryüzlü hizmet veriyor oluşu. Bizim küçük beyin kendini sürekli evinde hisseden rahat tavırlarına karşılık bizi hiç kasmayan ve huzursuz etmeyen bir sıcakkanlılıkla misafir ettiler bizi. Ki bence bu benim bir dahaki sefere orayı tercih etmem için en büyük etken olacaktır. Yolu Ankara' ya düşenlere ya da zaten Ankara' da olup da henüz keşfedememiş olanlara tavsiye edilir.
5 Kasım 2012 Pazartesi
Patlıcan Musakka
Hani bazı yiyecekler vardır ya '' Her gün olsa her gün yerim '' dersiniz. İşte patlıcan sanırım bana o cümleyi dedirten sebzedir. Her haliyle sevdiğim ve büyük bir iştahla yediğim; hatta yerken mutlu olduğum sebze demeliyim. Bu kimileri için yumurta, çoğunluk için makarnadır, benim için patlıcan. Öyle bilinen çok büyük faydası falan da yok ama patlıcanla ne yapılırsa yapılsın sofranın en özel yerini hakeder. İster beğendi yapın ister karnıyarık isterseniz de salatasını hepsi ayrı lezzettir Türk mutfağında. Patlıcan Oturtma da o lezzetlerden biri. Hele bir de mevsiminde iyisinden seçerseniz patlıcanları tadından yenmez işte o yemek. Benim gibi sebze seçme konusunda sıkıntısı olanlar için patlıcanın iyisi nasıl seçilir onu da anlatayım bari tarifi vermeden. Öncelikle patlıcanın iyisi simsiyah olur ve ele asla boya vermemelidir, o boyasını verenler de bolca ilaçlanmış demektir. Çok sert patlıcanın içi çekirdekli olur ve ne kadar çok çekirdek olursa lezzeti o kadar azalır. Ve sapları diri ve yemyeşil olmalıdır üzeri de parlak.
Bu arada tarifi verirken yemeğin adının Musakka mı Oturtma mı olması gerektiği konusunda epeyce bir düşündüm. Ufak bir araştırma sonucunda Musakka olmasında karar kıldım. Musakka kıymalı olurmuş, oturtma ise sadece domates ve sebzenin kendi suyuyla olurmuş. Adının önemi yok derseniz işte tarif.
Malzemeler:
1 kg patlıcan
2 orta boy kuru soğan
250 gr orta yağlı kıyma
2 adet domates
3-4 adet sivri biber
2 yemek kaşığı acı biber salçası
tuz, karabiber
maydanoz
2-3 yemek kaşığı zeytinyağı
patlıcanları kızartmak için 1 cay bardağı ayçiçek yağı
1 yemek kaşığı sirke
birkaç dal maydanoz
Yapılışı:
1. Patlıcanları alacalı olarak soyup bir parmak kalınlığında doğrayın. İçi tuzlu su dolu bir kapta en az yarım saat acısının çıkması için bekletin.
2. Ayçiçek yağını tavaya alın, içine 1 yemek kaşığı kadar sirke katın , bu patlıcanların kızartma yağını çekmesini engelleyecektir.
3. Suyunu süzdürüp iyice sıktığınız patlıcanları yağda hafifçe kızartıp kağıt havlu üzerine alın.
4. Tencereye zeytinyağını alıp yemeklik doğranmış soğanları ekleyin. Soğanlar hafif pembeleşince kıymayı katıp kavurun.
5. İnce kıyılmış sivri biberleri, salçayı ve domatesi de içine ekleyip birkaç dakika daha pişirin ( Ben artık mevsim itibariyle taze domates kullanmıyorum, yazın hazırladığım kavanoz domateslerden yapıyorum ).
6.Bu hazırladığınız harcın içine kızartılmış patlıcanları ekleyip baharatlarını da katıp kısık ateşte pişirin.
7. Yemeğiniz pişince ince kıyılmış maydanozları üzerine serpiştirin ocağın altını kapatın.
Afiyet olsun
Ben kendi pişirme şeklimle ilgili bir şey daha paylaşayım. Ben hazırladığım kıymalı harcı pişince bir fırın kabına bir sıra patlıcan dizip üzerine harçtan yayarım. Üzerine bir sıra daha patlıcan dizip yine kıymalı harcı dökerim. Ve içine çok az sıcak su ekleyip fırına veririm. Dilerseniz tencerede de bu şekilde yapabilirsiniz.
1 Ekim 2012 Pazartesi
Ordan Burdan Hayattan Artık Yemek Zevki Dergisinde
Uzun zamandır bu haberi paylaşmak için bu günün gelmesini bekliyordum. Benim için yepyeni bir heyecan var yine hayatımda. Ekim ayından itibaren her ay tariflerimle Yemek Zevki Dergisinde olacağım. Bu ay blogda en çok tıklanan bir salata ve bir tatlı tarifi ile merhaba dedim dergi okuyucularına. Yukarıdaki kısa film tadındaki videoyu da tariflerin fotoğraflarını çeken Sevgili Özgür Bakır biz çalışırken çekmiş.
Derginin yemek stilisti Sevgili İnci' ye bir kez de buradan teşekkür ediyorum beni bu keyifli birlikteliğe ortak ettikleri için. Blog yazma macerasına girerken böylesine bir ihtimale güler geçerdim herhalde.Hayat biz planlar yaparken bize neler hazırlıyor neler... Ve hep beraber bakalım hayat gün gelip bizlere ne gibi sürprizler daha hazırlayacak ?
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



