23 Kasım 2010 Salı

Böyle Olur Bloggerların Ev Gezmesi


Uzun bayram tatilini de bitirip tekrar hayatımızın rutinine dönüverdik. Hepinizin geçmiş bayramını kutlarım. Bayram tatilinde gezdik, tozduk, yeni yerler gördük, uzun zamandır göremediğimiz yerlere gidip hasret giderdik, yedik, içtik. Bunları daha sonraki postta uzun uzadıya yazacağım. Fakat bayram öncesinde öyle bir davet vardı ki evimde şen şanrak. Önce ondan bahsetmeliyim.

Sevgili patronum Feroşum Türkiye'ye geleceğini söylediğinde böyle bir fikir gelmişti aklıma. Onun da tanıdığı birkaç blogger arkadaşı davet edip hep birlikte yiyip içelim istemiştim. Açıkçası bu kadar maharetli hatunu aynı anda ağırlamak ilk başta beni ürkütmüştü. Günler öncesinden menü belirleyip neler yapacağıma karar verdim. Onlar da birer çeşit hazırlayıp getireceklerini söyleyince işim biraz daha kolaylaştı. Ortaya el birliğiyle harika bir sofra çıktı.

 Daha Feroşum Türkiye' ye gelmeden ben neler yaparım, hangi masa örtümü kullanırım diye telaşa düşmüştüm bile. Hemen hemen her gün Betüşümle telefonda tek konumuz bu oldu, yok onu yapma yok bu daha iyi olur diye saatlerce düşündük. Halbuki nolcak işte, maksat muhabbet olsun, gerisi hikaye. Öyle de oldu, her birinin marifetli elleriyle hazırladıkları masamı, evimi renklendirdi.

Bu arada masa örtümün de hikayesinden bahsetmezsem olmaz. Evlenmeden önce çeyiz yerleştirirken bu örtüyü görmüş ve anneme '' Ben bu örtüyü kullanmam, çok demode bu. Al sen kullan bunu'' demiştim. Sonra bloglarda benzeri örtüleri görünce annemden geri istemiştim. O da bayağı bir nazlandı sen misin buna burun kıvıran diye. Bu kadar özel misafirlerim olmasa yine vereceği yoktu galiba. Ne varsa annemde var yine.

Ben böyle kalabalık grup ağırlayacağım zamanlarda geceden kurarım masamı. Bu defa da yine Cuma gecesinden masa örtümü son bir defa detaylıca ütüledim ve serdim. Tabaklarımı, peçetelerimi, çatal-bıçaklarımı, bardaklarımı yerleştirdim. Sabah olunca da servis tabaklarımı bir bir çıkardım. Kızlar da elleri kolları dolu gelince masada tek bir şey koyacak yer kalmadı.

Menüde neler vardı neler ?


Kısır, benim için kalabalık davetlerin vazgeçilmezi. O yüzden salata olarak ne yaparım diye düşününce ilk aklıma gelen hep kısır olur. Sevmeyen de yoktur nasıl olsa.


Mantarlı Biberli Börek, benim uzunca süredir sıklıkla yaptığım bir börek. Tarif adaşım Yaso' ma ait. Tarif henüz blogda yok, inşallah yakında. Vee tarif için tıkkk


Bu enfes Patatesli Ay Çörekleri Sevgili Hilal'ciğimden geldi.


Lor Peynirli Salata yine benim ikramlarımdan. Hem renkleri hem de lezzeti ile masalara keyif veren bir salata. Egeliler bu salataya Çingen Pilavı derlermiş bu arada. Peynir sevenler için kahvaltılar için de iyi bir alternatif. Ben lor peynirini BİM'den alıyorum bir süredir ve lezzetinden de çok memnunum. Bunu da dip not olarak veriyim istedim. Benim gibi her lor peynirini yiyemeyenler bir de bunu denesin. Daha önce içine taze soğan ve maydanoz eklememiştim, bu defa ekledim. Sonuç çok daha lezzetli, benden söylemesi.


Gülaycığımın ellerinden enfes Pırasalı Mısır Ekmeği. Benim gibi otlu ekmeklere hayran biri için bulunmaz nimet idi bu ekmek. Cumartesi gününden geri kalanlar da büyük adamın favorisi oldu, yalan değil valla. Laz adam neyi sever? Elbette Mısır Ekmeğini.


Yine benim yaptığım Kıymalı- Cevizli Börek. Tarif blogda henüz yok, en yakın zamanda gelecek. Bu zamana kadar nasıl olmuş da paylaşmamışım bilmiyorum fakat lezzetinden şüpheniz olmasın. Küçük adamımın en sevdiği börektir, benim için yeri bambaşka yani.


Canım Aylinimin ellerinden harika Elmalı ve Kestaneli Kurabiyeler. '' Küçükleri kestaneli, büyükleri de elmalıdır '' diye diye tüm kurabiyeleri bitirdik sanırım kestaneliyi buluruz umuduyla. Ben bulamadım, kısmet değilmiş:))


Benim o gün için ilk defa denediğim Çikolatalı Süper Kek. Yok abartmıyorum adı böyle. Tarif Sevgili Düşbahçesi' ne ait. Ben biraz büyük bir pişirme kabı kullandığım için istediğim görüntüyü alamadım, normalde daha ufakça bir kalıpta pişirince haliyle daha yüksek bir kek olacaktı.  Onca tarifin içinde hakettiği ilgiyi de görmedi aslında, o kadar çok yedik ve gözümüz doydu ki,  fakat sonrasında evde hayranları oluştu diyebilirim. Arasında ve üzerindeki ganaj kıvamındaki krema ile damaklara şenlik yaptırıyor diyorum, başka da birşey demiyorum. En kısa zamanda kendine yaraşır bir kalıpla tekrarlanacaktır.

Can arkadaşım Betüşüm' ün ödüllü Arap Kurabiyeleri de masamızdaki lezetlerden biriydi. Mini mini tek lokmalık çok lezizler.


Ayşenciğimin görüntüsüyle masanın prensesi konumundaki Vişneli Tartı.
 Sevilciğimin Feroşumun bebişi için sürpriz olarak gönderttiği Bebek Kurabiyeleri de Meltem Mutfakta' dan geldi. Meltemciğim senin de ellerine sağlık, Sevilciğim ince düşünmüş, kendisi yollarda memleketine giderken bile masamıza rengini kattı. Her ne kadar bir baby shower partisi  diye yapmamış olsak da bebişler çok hoştu.

Canım ablam diyorum ben ona, Blog alemindeki ablam benim o. Pek öyle kimseye abla, teyze, amca gibi sıfatlar kullanmayı sevmem, beni yakından tanıyanlar bilir. Benden yaşlarca büyük teyzeme bile teyze diyemem ben, ama Güler Ablam benim ablam işte:)) Almış eline bu cici kavanozu çalmış kapımı. En sevdiğim reçelin ayva olduğunu da sanki bilirmiş gibi. Ablam tadına bakıldı hemen ertesi gün kahvaltıda, mis olmuş mis.

O gün masamızda 2 çeşidimiz daha vardı. Biri Sevgili Gülfem'ciğimin getirdiği Limonlu Mini Cheesecake idi. Gülfemcim o gün trafiğe takılıp da biraz geç aramıza katılınca o harika lezzetlerin fotoğrafları çekilemeden hemencecik mideye indirildi. Fotoğraf ve tarif için lütfen buyrun.

Bir diğer fotoğraflanamayan tarif de benim  hazırladığım Cevizli İncirli Sütlü Tatlı idi. Daha önceden Leziz Dergisi için hazırlamıştım bu tatlıyı, ne zaman yapsam herkesten tam not alır. Bu defa da umarım beğendirdim arkadaşlarıma.

 Kim sevmez böyle misafiri değil mi ama ? Her biri ayrı marifetli bloggerlar olunca hal daha da eğlenceli oldu. Hepsinin birbirinden güzel emekleri ile bana destek olmaları beni de hiç yormadı diyebilirim. Böyle misafire can feda, her gün gelin kızlar siz. Bereketiniz hiç eksilmesin yuvalarınızdan.

 

Bunlar da Sevgili Behiye' nin gönderdiği güzel çiçekler. Kibar arkadaşım memleketine gittiği için bizlerle birlikte olamadı, inşallah bir başka sefere. Ben sabahın erken saatlerinde hazırlıklarımı yaparken gelen bu çiçekler günün keyifli geçeceğine işaretti. Her zaman çiçeklerimi aldığım çingene teyzem o sabah tezgahını açmadığı için masam çiçeksiz kalacak diye hayıflanmıştım ben de. Taa Antalya'lardan yetiştin imdadıma Behiye' cim.
Bu alttaki harikalar da güzel gülüşlü harika kadın Zeynepcimden. Kendisi, kahkahaları, keyifli sohbetlerinin yanında çiçekleri de cabası. Güzelcim kahveye gelcem sözzz:))


İşte bayram öncesi evimdeki keyifli saatlerden karelerdi bunlar. Masa ve ikram fotoğrafları Aylinciğime aittir, ben o telaşla hiç makineyi elime almadım. İyi de etmişim. Sağolasın Aylinim, ellerine sağlık.

Kalabalık davetlere alışkın olmama rağmen ilk defa blogger dostlarımı ağırlayacak olmaktan ilk başta biraz korkmuş (!!!) olsam da çok büyük keyif aldım. Kolay değil elinden her türlü iş gelen bu hanımlara ikram hazırlamak, beğendirmek. Umarım onları memnun etmişimdir. Eğer ki bir hatam olduysa artık affetsinler beni, bir daha olmaz:) Hepinize teşekkürler kızlar, evimi neşeye boğdunuz. Başka da bir sonuç olamazdı zaten, böyle olur bloggerların ev gezmesi....

Yorum Gönder