8 Kasım 2009 Pazar

3 Çocuklu Bir Pazar Sabahı Kahvaltısı

Eveeet sıradan devam ediyoruz listemize, listede bu hafta büyük adamın asker arkadaşları vardı. Sevgili Tolga, eşi Kezban ve oğlu Tuna ; Talat, eşi Tülay ve minik prensesleri Tuğçe konuklarımızdı. Bir de unutmadan Kezban' ın karnındaki 6 aylık minik prens vardı.

Malum liste uzun olunca fazla ara vermeden ilerlemek gerekiyor, biz de uzun zamandır ağırlamak istediğimiz arkadaşlarımız için bir Pazar kahvaltısı hazırlayalım istedik. En son Tolga ve Kezban' ın evine 6 ay önce konuk olduğumuzda Kezban bizlere inanılmaz bir sofra hazırlamıştı. Ben yine akşam yemeği daveti yerine en sevdiğim öğün olan kahvaltıda ağırlamak istedim konuklarımızı. Bir de konuklar içinde iki de çocuk olunca çocukların en mülayim saatlerinin sabah saatleri olduğunu bilecek kadar tecrübeli bir anne olduğum için en sevdiğim sanırım.

Bu sabah kahvaltı menümüzde:

* Kahvaltılıklar
* Sosisli Rulo Milföy Börekler
* Elma Patates Dilimleri ( Actifry ile pişirdim )
* Közlenmiş kırmızı biber
* Acılı domates sosu
* Lor peynirli ve cevizli yufkalı kol böreği ( fotoğrafı yok ama en yakın fotoğraflı tarif gelecek )
* Frambuazlı damla çikolatalı parfe

Sosisli rulo Milföy börekler özellikle çocukların çok sevdiği lezzetlerden olduğu için genelde çocuklu davetlerde tercih ediyorum. Aslında bizim eve pek sık girebilen bir yiyecek değil sosis ( malum sağlıklı olmadığını artık hepimiz biliyoruz, hele ki son zamanlardaki GDO mevzuu çok ayrı bir postun konusu ) fakat nadiren de olsa alıyorum. Küçük adam da her çocuk gibi böyle pis ( !!! ) şeyleri maalesef ki seviyor. Alırken de mutlaka çok güvendiğim birkaç markanın ürünlerini tercih ediyorum. Küçük adamın Pınar aşkından çoook önceden bahsetmiştim o yüzden genelde de bu marka Pınar oluyor.


Frambuazlı damla çikolatalı parfe de havaların güzel gidiyor olmasından cesaret alıp denediğim bir tatlı oldu. Koca yaz yapmayıp da kışa günler kala yapmış olmam hayretlik birşey diye düşünmeyin, bugünkü sıcak havada iyi gitti. Tarifi yakında gelir.


Bizim haftasonu kahvaltılarımızın vazgeçilmezi kaymak elbette baş köşede. Ben asla ağzıma sürmem ama büyük adam da bayılır. Çarşambaları Aysun hanımdan gelen sütten topladığım tüm kaymakları bir güzel indiriyor mideye, ama bu defa marketten hazır maalesef. Bu kahvaltı sofrasında meyve tabağını da unutmak istemedim, malum domuz gribine karşı bol bol meyve tüketmemiz gerek.



Yaz sonu yaptığım ve keşke çok daha fazlasını yapmış olsaydım diye hayıflandığım acılı domates sosu ve yine büyük adamın vazgeçilmezi tahin helvası. Ben kilo vermeye çalıştıkça etrafımda hep bu bu kilo aldırıcılar dolaşıyor aman Allahım...


Son olarak da reçeller, onsuz asla bir kahvaltı masası düşünülemeyen Nutella' mız ve yine yine yine büyük adamın meşhur Üzümlü Ballı Fındık Ezmesi.

Uzun masa başı keyfi yaptığımız ve sonrasında da çocukların tüm haylazlıkları eşliğinde bolca muhabbet ettiğimiz keyifli bir Pazar sabahı kahvaltısıydı. Başta Tuğra oyuncaklarını pek paylaşmak istemeyip biraz huysuzluk etmiş olsa da günün sonunu iyi toparladı. Arkadaşlarını öperek kapıdan uğurlarken '' Yine gel '' demeyi de ihmal etmedi benim yaramaz, huysuz ama dünya tatlısı küçük adamım.
Veee sıradaki hazır mısın? Kim mi? Listemde uzun zamandır sabırla sırasını bekleyen Bayan Baykuş'um. En kısa zamanda inşallah...
Herkese sağlıklı, bol kazançlı, neşeli bir hafta diliyorum.


6 Kasım 2009 Cuma

Fıstıklı Kakaolu Muffin / PDÇS-47 Etkinliği


Çok uzun zaman olmuş herhangi bir etkinliğe katılmayalı. TuzBiber Dergisi etkinliğini saymıyorum tabii, artık orada yazdığım için belki de, keyifle yapıyor olmamım dışında o bir anlamda da sorumluluk gibi geliyor bana. Bu haftanın başından beri rejimdeyim henüz hiç liste dışı bir şey yiyip de bozmadım. Hatta bu muffinlerden bile bir tane olsun ağzıma sürmedim. Pazar akşamı küçük adam için pişirdim ama kokusu, görüntüsü beni çok zorlasa da bu defa kararlıyım kilo vermeye. Sanırım şimdiye kadar pişirip de ağzıma tek lokma koymadığım ilk kek olarak tarihe de geçmiştir bu muffinler.

Küçük adam ne zaman markete ya da bakkala girsek mutlaka hazır keklerden istiyordu bir süredir hani topkek şeklinde porsiyonluk olanlardan. Benim evde yaptığım kekleri de ağzına sürmüyordu, ben de bu defa bari muffin yapayım da görüntüsü belki cezbeder dedim. Gerçekten de öyle oldu, kalıptan çıkartıp dilimlediğim keke pek yanaşmazken böyle şekilli olunca hemen sıcak sıcak yedi.
Tarif daha önceden yaptığım Çikolatalı Muffin tarifi ile aynı aslında, sadece bu defa çikolata yerine toz fıstık kullandım.

Malzemeler: ( 15 adet muffin için )
2 su bardağı un
1 paket kabartma tozu
1 paket vanilya
1/2 çay kaşığı tuz
3/4 su bardağı toz şeker
3 yemek kaşığı kakao
1 adet yumurta
250 ml süt
1/3 su bardağı süt
3 yemek kaşığı toz fıstık
2 yemek kaşığı çikolatalı süsleme şekeri ( üzeri için )
2 yemek kaşığı pudra şekeri ( üzeri için )

Yapılışı:

1. Fırını 150 dereceye ayarla. Muffin kalıplarınızı tepsiye dizin ya da kağıt kalıp kullanacaksanız muffin tepsisine yerleştirin.
2. Bir kasede unu, kabartma tozunu, tuzu, şekeri, kakao ve vanilyayı karıştırın. ( muffin yaparken ana prensip kuru malzemeler ayrı yerde, ıslak malzemeler ayrı yerde karıştırılıp sonra birleştiriliyor !!! )
3. Başka bir kapta yumurtaları çırp, sütü ve yapı ekle.
4. Islak karışımı kuru karışıma kat ve iyice çırp.
5. Kalıpların yarısına gelecek kadar karışımdan dök.
6. Üzerlerine çikolatalı süsleme şekerlerinden serpiştir.
7. 25-30 dk. pişir.
8. Fırından çıktıktan sonra tel ızgarada soğutup üzerine pudra şekeri serperek servis yapabilirsiniz.

Bu soğuk havalarda ( gerçi bugün yine bahar havası var İstanbul' da ) sıcacık çayınızın ya da kahvenizin yanında size iyi bir eşlikçi olacaktır. Ya da okuldan dönen minikler için evde hazırlanmış, içinde katkı maddesi olmayan anne keki yanında bir bardak sıcak süt ile mutluluk verecektir.

Bu tarifimi ben de ayrıca Sevgili Ferah arkadaşıma gönderiyorum P.D.Ç.S- 47 Etkinliği için. Kolay gelsin Ferahcım.


Yıldız şeklindeki muffin kalıpları Paşabahçe' den. 12 'li olarak satılan silikon kalıpların fiyatı 10 YTL.

3 Kasım 2009 Salı

Ispanaklı Kiş

Sonunda bunun da sırası geldi. Yok oğluşun yarışmasıydı yok TuzBiber 'in yeni sayısıydı derken ne vakit ekran başına geçsem öncelikli olanlar sırasını çalıverdi kişin. Benim uzun zamandır deneme listemde olan ama bir türlü cesaret edip de deneyemediğim tariftir bu. Daha öncesinde pırasalı olanı da denedim ama sanırım ıspanak benim ağız tadıma daha fazla hitap etti. Yine de pırasalı kişin tarifi de en kısa zamanda gelecek.



Malzemeler:



Üst malzeme için:
500 gr ıspanak
2 yemek kaşığı sıvıyağ
1 çay kaşığı tuz
karabiber
bir tutam muskat rendesi


Hamuru için:
3 su bardağı un ( bardak ölçüsüne göre daha da fazla gerekebilir )
kabartma tozu
1,5 çay bardağı eritilmiş tereyağ ya da margarin
1 çay bardağı yoğurt
1 yumurta
tuz



Üzeri için:
2 yumurta
1/2 çay bardağı süt
rendelenmiş kaşar peyniri




Yapılışı:

1. Öncelikle ıspanakları güzelce yıkayın ve ince ince doğrayın. Kısık ateşte sıvıyağ ile 10-15 dakika kavurun.

2. Tuzunu, karabiberini ekleyip ocaktan alın ve soğumaya bırakın.

3. Hamuru için unu, kabartma tozunu karıştırın. Üzerine eritilmiş margarini, yumurtayı ve yoğurdu ekleyin ve yoğurun.

4. 26cm çapındaki kalıbınızın içine alın ve elinizle kalıbın tabanına ve yanlarına yayın.

5. Üzerine hazırladığınız ıspanaklı karışımı dökünüz.

6. Yumurtaları süt ile çırpıp karışımın üzerine dökün ve 170 derecede önceden ısıtılmış fırında 25-30 dk pişirin.

7. Pişmesine yakın fırından alıp üzerine kaşar rendesini dökün ve birkaç dakika daha fırınlayın.



Fırından çıkartıp sıcak ya da ılık olarak servis edin. Akşam yemeği için yapılacaksa yanında bol köpüklü ayran ya da yoğurtla süper olur. Ayrıca çay davetleri için de böreğe alternatif olabilecek bir lezzet.


Biz evde küçük adamı saymazsak 2 kişi olduğumuzdan aynı akşam bitiremedik haliyle. Kalanını dondurucuya koydum ve günler sonra aniden gelen misafirlerime ikram ettim ısıtarak. İlk piştiği günkü gibi tazecik ve mis gibi oldu. Harika bir lezzet, tek sorun kilo problemi olanların iradelerine sahip olup durmayı bilebilmeleri. Ben de bugün itibariyle rejime başladığımdan bir süre bu lezzetleri fotoğraflarda göreceğim. O yüzden bundan sonra öyle sık sık yeni tarifler veremeyebilirim, misafirden misafire pişer artık bizim mutfakta böyle şeyler. Desem de siz inanmayın.... Dayanamam yine yaparım ben.




Bu arada aylar aylar önce bloglar arası bir hediyeleşme etkinliği düzenlenmişti, ben hediyemi göndermiştim ancak bana herhangi bir hediye gelmemişti. Ben de etkinliği düzenleyen arkadaşa haber verip ilgilenmesini istemiştim ancak bir kere bana bilgi verip sonrasında hiç ses çıkarmamıştı. Ben de benim kısmetim böyle herhalde deyip susup oturmuştum ve bir daha da bloglar arasında bu şekilde hiçbir hediye etkinliğine katılmama kararı almıştım. Birkaç hafta önce cep telefonumdan bir bayan arayıp da bana hediyesini rahatsızlığından dolayı gönderemediğini ancak gönderebileceğini söyleyince çok şaşırdım. Sonrasında bir hafta kadar önce Sevgili Hansa' dan paketim geldi ve de çok içten yazdığı mektubu. Meğerse rahatsızlığının sebebi çok güzelmiş, karnındaki minik bebişiymiş. Ben de çok sevindim hem onu bu şekilde de olsa tanımış olduğuma hem de yeni bir blog bebeğinin yolda olmasına. Hediyesini de adet olduğu üzere unutmadan paylaşayım istedim. Hansa' ya tekrar tekrar teşekkür ediyorum, bu çok cici kalpli fincanlarımı her kullanışımda onu ve bebeğini hatırlayacağım mutlaka.

1 Kasım 2009 Pazar

TuzBiber Dergisi Kasım Sayısı Yayında

TuzBiber Dergisi Kasım sayısını okumak için tık tık...
Bu ay dergi yine dopdolu, birbirinden güzel tarifler sizleri bekliyor. Bu arada derginin bu ayki röportajını da ben gerçekleştirdim Yemekbiz blogu yazarları Sevgili Figen Karavaş ve Zeynep Mine Töre ile. Bir de bu ay biraz kendimi seven ( !!! ) bir yazım var ki arada açıp açıp okumam gerekiyor sanırım unutmamak için. Okuyun bakalım yorumları da unutmayın ama....
Herkese İyi Pazarlar...