22 Haziran 2008 Pazar

Tatil Anılarına Devam - Assos

Bizim için Assos tatilinin şanssızlığı Bozcaada’nın hemen arkasından olmasıydı.Bozcaada’dan ayrılıp çiftliği ardımızda bırakınca Assos’da bir otel odası biraz yavan kaldı.Bunu Tuğracık da hissetmiş olacak ki adadaki uslu çocuk orda biraz huysuzlanmaya yemek yememeye başladı.Dolayısıyla da adadaki huzur benim için aralandı ve sinirli,gergin Yasemin hortladı tekrar.Anne olanlar bana hak verecektir,çocuğunuz yemek yemediği zaman sanki dünya dönmüyormuş gibi oluyor.Ya da bana öyle oluyor.Neyse tatilin başında kendime verdiğim sözü tutup kafama takmamaya çalıştım.Olduğu kadar elbette.

Benim Assos’a ilk gidişimdi bu,Orhun yıllar önce bir kere daha gitmiş.Ufak bir yer olduğunu görülecek çok fazla bir yer olmadığını söylediğinde inanmamıştım.Ama öyleymiş gerçekten,ufak bir liman ve tapınak dışında pek de görülmeye değer bir şey yokmuş.Ama deniz yine Bozcaada’daki gibi güzeldi.Soğuk ama daha girilebilir olmasına rağmen Tuğra çakıl taşlarını şeker sanıp ağzına atınca deniz keyfimizi yarıda kestik.Havuz başında takıldık daha çok.Zaten topu topu 3 gün ama Assos için yeterli bir süre.


Athena Tapınağı hakkında pek bir bilgim yok, sadece depremde tapınağın yıkıldığı her yerin yerle bir olduğunu biliyorum.Tanrıça Athena için tepede bir yerde yapılmış her yere de hakim bir manzarası var.Tepeden baktığınızda limanı ve hemen yanında suyun altında kalmış antik limanı görebiliyorsunuz.


Limana çıkan yokuş üzerinde yerli halk tezgahlarını açmış elinde ne var ne yok satmaya çalışıyorlar zorla.Tuğra’ya kız bluzları satmaya çalışanlar mı istersiniz,yaz sıcağında yünlü patikler vermeye çalışanlar mı istersiniz hepsi var.Elinize tutuşturup geriye de almıyorlar,illa alacaksın başka yolu yok.Henüz sezon yeni açılıyor ya turiste aç kalmışlar bütün kış kimi tutsak kardır diyorlar herhalde.Neyse sonunda ev yapımı yeşil zeytin (tadı rezalet çıktı eve gelince anladık) ,zeytinyağı,tarhana, nane,defne yaprağı ve oraya özgü limonlu kekik aldım.







Ve yine oraya özgü damla sakızlı Türk kahvesini de tapınağa çıkan yol üzerinde bir çay bahçesinde içtik.Daha önceden İstanbul’da da içmiştim ama hiç alakası yoktu onunla.İçinde gerçekten damla sakızı parçacıkları vardı ve özelliği de cezve yerine fincanda pişirilmesiydi.Oralara yolunuz düşerse mutlaka deneyin.Bademli,çikolatalı,fındıklı ve damla sakızlısı mevcut.
tapınağa çıkan yol üzerinde hoş bir seramik atölyesi
limandan bir görüntü

Liman çok ufak ama şirin bir yer.Birkaç butik otel ve balık lokantası dışında da pek bir şey yok ama huzurlu bir havası var.Bir de meşhur Assos dondurması yapan Ali Usta’sı var ki yemeden edemedik.Gözümüzün önünde hemen sıcacık kornetler hazırlayıp içine şokella ve fındık ezmesi üzerine bal-badem dondurmayı ekleyip başka bir kornetle kapattı.Enfes lezzeti tatmamak olmazmış.Tuğra da boş kornetle oyalandı her zamanki gibi.





Assos’tan eve dönüş vakti geldiğinde artık gerçekten yorulmuştuk.Çocukla tatil yapmak pek de tatil olmuyor aslında.Daha çok kovalamaca şeklinde geçiyor.Yine de son günümüzü de dolu dolu geçirebilmek için feribot saatimize kadar gezinmeye devam ettik.



Tuğra'nın diliyle dıgıdık dıgıdık

Truva kentini ve atını görmeden oralardan geçmedik elbette.Ören yerinin girişinde temsili bir at var Truva atı,millet içine çıkıp bol bol fotoğraf çektiriyor.Tuğra’nın da çok hoşuna gitti içi,koştu durdu içinde.Ben de babasıyla onu dışardan fotoğrafladım.
pencereden bakan da kim acaba?Truva kenti çok geniş bir alana yayılmış ve yakın zamana kadar yapılan kazılarda da Troia ile ilgili birçok şeye ulaşılmış.Hatta 1988 yılından 2005 yılına kadar kazıları yöneten Prof. Manfred Korfmann kendini bu kente ve kazıya o kadar adamış ki ismine bir Türk adı –Osman- da ekleyip T.C vatandaşlığına geçmiş.Ve dünyanın 13 araştırma kütüphanesinden biri olan kütüphanesini de adına Çanakkale’de kurulan kütüphaneye bağışlamış.
2004 yılında da Bu Truva atına rakip gelmiş.Brad Pitt'in oynadığı meşhur Truva filminde kullanılan tahta at Çanakkale'ye getirilmiş ve şehir merkezindeki Morabbin Parkında ziyarete açılmış.


Yine dönüş yolunda niyetimiz Çanakkale’ye uğrayıp meşhur peynir helvasından almaktı.Ama yine bunu en iyi yapan yerlerden birinin BABALIK olduğunu öğrendik.Soyadımız da olduğu için ordan alacağız diye tutturup orayı aradık ama bulamayınca başka yerden aldık.Sevenler için peynir helvası yapan Çanakkale Meşhur Peynir Helvası Babalık Göztepe’de de var.Üzerine de vanilyalı dondurma ile servis edilince yemeye doyum olmaz bir tadı oluyor. Bu sıcak da biraz bayıltıyor ama tatlı sevenler hayır diyemezler.

2 gündür yazdıklarımı okuyanlar ‘’tatile değil de markete alışverişe’’ gittiğimizi düşünecekler şimdi ama yolunuz Ezine’den geçerse peynir almadan dönebilir misiniz?
En son Ezine peynirimizi de bu alışverişi tamamladık.Desem de inanmayın valla şimdi yazarken ben bile gülüyorum,son olarak Çanakkale domatesi diye kandırılıp domatesimizi de aldık.Fakat Pazartesi günü pazarda pazarcılardan öğrendim ki Çanakkale domatesi henüz çıkmamış,beni kandırmışlar:((



Israrla tavsiye edilmiş olmasına rağmen Assos’da kabak çiçeği dolmasını yemeden döndük.Onu da artık bir başka tatile erteleyip sıcak sımsıcak yuvamıza döndük.Yine yemek yapmaya ve paylaşmaya devam…



Yorum yapmak isteyen var mı?
Yorum Gönder