2 Haziran 2010 Çarşamba

SAPANCA NATÜRKÖY

Geçtiğimiz Cumartesi günü '' Ne yapalım, nereye gidelim de şöyle İstanbul' un sıkıcılığından uzaklaşalım '' diye düşünürken ne zamandır aklımızda olan Sapanca gezisinde karar kıldık. Aslında biz karı-koca çok seviyoruz böyle gezelim görelim modunu fakat küçük adam hayatımızdaki yerini aldığından beri hep önceliğimiz ondan yana. İlk olarak onun da keyif alacağı aktivitelere yöneliyoruz haliyle. Bu Sapanca gezisi bu anlamda hem ona hem de bize yaradı. Günün sonunda '' Ne iyi ettik de geldik, ilk fırsatta tekrarlayalım bunu. Hatta toplayalım tüm milleti kalabalık grupla gelelim '' dedirti bize Sapanca. Hem bu kadar yakınımızda hem de kargaşadan bu kadar uzak, daha ne ister insan ?


Genelde hep böyle geziler öncesinde biraz plan biraz da araştırma yaparız biz. Nereye gidip ne yenilir, nereler mutlaka görülür de dönülür diye. Bu defa pek de öyle olmadı, tabiri caizse bodoslama attık kendimizi Sapanca' ya. Hava kapalı olacak diye düşünürken aksine inanılmaz sıcak ve boğucu olunca bir miktar bunaldık yolda. Sapanca' ya varır varmaz gölün çevresinde yer alan çay bahçelerinden birine girip biraz dinlendik ve çayımızı içtik göle karşı. Üstteki fotoğraflar o çay bahçesine ait, mekanın adını not etmemişim ama cidden çok temiz ve keyifle dekore edilmiş. İçinde çocuklar için de minik bir park olunca elbette orada mola vermemek olamazdı.


Gölün çevresinde kısa bir tur atıp sıcaktan erimeye (!! ) başlayınca hemen bize tavsiye edildiği üzere asıl durağımızı aramaya koyulduk. Büyük adamın oralarda yaşayan bir arkadaşının tavsiyesi üzerine Natürköy' ü aramaya başladık.



Natürköy, Sapanca’nın Mahmudiye Köyü’nde, yemyeşil bir vadinin tam ortasında, göletleri, şelaleleri, barbekü alanları, restoranı, kır düğünü alanı, çocuk parkı, yürüyüş parkurları ve mini futbol sahasıyla bir gününüzü unutulmaz yapacak kadar iddialı.



Biz oraya vardığımızda mekanda akşamki kır düğünü için hazırlıklar yapılıyordu. İnanın içim gitti, ahhh dedim burayı daha önceden görmeliydim. Orada oturduğumuz sürece hep gözüm o düğün mekanındaydı. Doğanın ortasında hayatın geri kalanı için sevdiğine o en anlamlı ''Evet'' i demekten daha güzel ne olabilir ki ? Napalım bizden geçti artık, bu yaz ya da sonrası için kır düğünü hayali kuranlara belki fikir verir diye paylaşmadan da edemedim.

Gölet kenarında alabalıkları izleyip yemek yerken yanınızdan geçen kazlar, ördekler ve diğer sevimli hayvanlar sizi şaşırtabilir. Tüm gün çocuklarınızla oyunlar oynadıktan sonra dere kenarında bir hamağa uzanıp yorgunluk da atabilirsiniz.


Bakın ördekçiler ailecek düğün mekanını kontrole gidiyorlar, öyle şirinler ki herkesin masasına bir bir uğrayıp sanki evsahibi gibi ilgileniyorlar.


Yine mekana ait chow-chow da en az onlar kadar güzeldi.

Elbette bütün gün açık havada olunca, mis gibi oksijeni ciğerlerimize çekince nasıl acıktığımızı anlatmama gerek yok. Mekanın çok geniş bir menüsü var, genelde alabalık tercih ediliyor. Ben alabalık sevmediğim için çoban kavurma tercih ettim, gerçekten harikaydı. Büyük adam da her öğün balık yese doymayanlardan olduğu için kaşar soslu alabalık yedi. Küçük beyimizin de dışardaki klasik menüsü ızgara köfte. Yemeklerin lezzeti çok iyiydi, fiyatlar da bana göre oldukça iyiydi.


Bakalım bir sonraki durağımız neresi olacak? Bu haftasonu için şehirden uzaklaşmak niyeti olanlarınız varsa ve Sapanca' yı da henüz görmediyseniz belki karar vermenize yardımcı olabilmişimdir.


Sevgiyle kalın....




Yorum Gönder