7 Haziran 2010 Pazartesi

Zaman Akarken ve Biz Büyürken

Sanırım Allah benim içime hiç kıskanma duygusu koymamış, yani hayatım boyunca hiçbir insanı kıskandığımı bilmem. Ne kimsenin mutluluğunu, ne parasını ne evini ne kıyafetlerini hiç bir şeyini kıskanmadım. Bunların kıskanma sebebi olmasını kabul bile edemem. Hayattaki en önemli şey sağlıktır, eğer sağlıklı değilsem sağlıklı insanlara imrenirim sadece; asla kıskanmak değil o da. Bunları neden yazıyorum? Çünkü ufaktım, sadece 4 yaşındaydım, annemin kucağında bir başka bebek, onu emzirdiğini görünce çok kıskandığımı bugün gibi hatırlıyorum. Oysa ki henüz 1 yaşında iken annemi Nesli ile paylaşmaya başlamıştım, asla tek kalamamıştım. Ama o bebek öyle annemin kucağında iken nedense içim cız etmişti. Sonrasında Nesli ile ona oyuncak bebek muamelesi yaptığımız, mamasını yedirmek için yarıştığımız, kucağımıza almak için çıldırdığımız hatta ve hatta boklu bezlerini yıkamak için bile kavga etttiğimiz o bebek artık büyüdü ( burada açıklama yapayım bugün 30lu yaşlarda çocukları olanlar bilirler ki eskiden şimdiki gibi hazır bebek bezleri çok yaygın değildi, sadece gezmeye giderken, bayramlarda seyranlarda kullanılırdı ). Evet o bebek büyüdü ve sayılı günler kaldı kendi yuvasını kurmasına.



Dün Bora ve Ece' nin yeni evlerini yerleştirmeye gittik. Bizde adettir gelinin çeyizi alındıktan sonra her iki taraftan da gelenlerle yeni çiftin evi yerleştirilir. Dün biz de oldukça neşeli ve kalabalık bir ekiple harika bir ev yerleştirdik. Onların yanında, onların mutluluğuna içten ortak olan ve içinde fesat barındırmayan herkes hep birlikteydik. Gülerek eğlenerek keyifli bir gün geçirdik. Herşey çok güzel oldu, umarım içinde de mutlulukla, neşeyle, sağlıkla ve huzurla yaşarlar. Kötü sözlerden ve en önemlisi de kötü gözlerden uzak olarak. Binbir çaba ve hayalle kurulan yuvalarında Allah mutluluklarını hiç bozmasın.


*****************************************************

Veee sırada benim kendi küçük bebeğim var. Geçtiğimiz Cuma günü Tuğra' ya okulunda minik bir doğumgünü partisi yapıldı. Aslında doğumgünü ayın sonunda ama yuvanın bu ayki programının yoğunluğu nedeniyle böyle erken bir kutlama oldu. Biz de anne ve babası olarak davetliydik. Pastasını alıp büyük bir heyecanla Ponpon Çocuk Klübünün yolunu tuttuk. İlk defa bu yıl kendi arkadaşlarıyla kutlayacağı için de ayrıca heyecanlıydık.
Karşısında bizi görünce inanamadı miniğim, çok mutlu oldu, yanında arkadaşları ile çok eğlendi.Pastamız kendi isteği üzerine bu yıl da Örümcek adam baskılı oldu. Mumlarıını üfleyip şarkılar söylediler minikler. Biz de büyük adamımla çok duygulandık tabii, bizden bir parçanın büyüyüp de böyle kendi ortamında bizi misafir etmesi harika bir duygu. Allah isteyen herkese nasip etsin, zorlukları yok değil. Ama böylesine mutlulukların da bedeli yok.



Yanında Mediha Öğretmeni pastasını üflemeden önce nasıl da dikkatle inceliyor. Canım oğlum benim, Allahım herşeyi gönlünce versin sana ömrünce. Gözündeki ışıltıların hiç sönmesin, etrafından sevenlerin eksik olmasın. Bu arada masanın etrafındaki arkadaşlarının da isimlerini buraya yazıyorum, ilerde küçük adamım baktığında belki hatırlamak ister. Sol tarafta Defne, Işık Bahar ve Emre; sağda ise Rüzgar, Leyla ve Batu.
Yorum Gönder