10 Ekim 2009 Cumartesi

Aşçıbaşı Çorbası


İlk evlendiğimde sanki hiç yemek yapmayı öğrenemeyecekmişim gibi gelirdi bana; öncesinde mutfakla pek alakam olmamıştı çünkü. Sadece pilav yapar, onun dışında ne kek ne de herhangi bir sebze yemeği yapmayı bilmezdim. Evlenir evlenmez hemen kendime bir yemek tarifleri defteri oluşturdum ve her anneme telefon ettiğimde aldığım tarifleri ona yazdım. Köfte tarifinden tutun da en basit yemeklere kadar herşey var içinde. O deftere ne zamandır birşey yazdığım yok, sanırım blogla birlikte onun da miyadı doldu. Yine de arada bir içini karıştırıp sınırlı da olsa içindeki tariflere bir bakarım. Bu Aşçıbaşı Çorbası tarifini de oradan buldum. Kimden aldığıma dair bir not yok yanında, galiba bir dönem oldukça müdavimi olduğum televizyondaki yemek programlarından birinden alınmıştır. Sürekli aynı çorbaları yapmaktan sıkıldıysanız bu besleyici ve doyurucu çorba hoşunuza gidebilir.
Malzemeler:
2 yemek kaşığı sıvıyağ ya da tereyağ
1 adet soğan
1 adet tavuk göğüs
1 yemek kaşığı un
1 yemek kaşığı salça
2 yemek kaşığı kırmızı mercimek
1 adet domates
birkaç dal maydanoz
2 yemek kaşığı tel ya da arpa şehriye
tuz, karabiber, kekik
5 bardak su
Yapılışı:
1. Öncelikle tavuk göğsünü 2 bardak su ile birlikte güzelce haşlayın
2. Haşlanan tavuğu ufak parçalar halinde didikleyin ve bir kenara alın.
3. Tencereye yağı alıp soğanı kavurun.
4. Kavrulan soğana unu da ekleyip unun kokusu çıkana kadar kavurun.
5. Salçasını ekleyip tavuk suyunu da içine katın.
6. İçine mercimeği, domatesi ve maydanozu ve suyunu da katıp kaynatın.
7. Kaynayan çorbayı blenderdan geçirip en son olarak içine tavuk parçaları ve şehriyeyi katın.
8. Baharatlarını da içine ekleyip bir taşım daha kaynatın.
9. Sıcak olarak servis yapın.
Afiyet olsun
Not: Eğer acı ile aranız iyiyse içine biraz da acı biber katabilirsiniz, çok yakışıyor.

7 Ekim 2009 Çarşamba

Frambuaz Soslu Tavukgöğsü

Sırasını bekleyen Aşçıbaşı Çorbası biraz daha beklesin bence. Çünkü frambuaz soslu tavukgöğsünün tarifini çok fazla kişi bekliyor, biliyorum. Nedense tatlı, pasta tarifleri yazmak da bana daha çok keyif veriyor. Tıpkı yerken olduğu gibi. Hatta fotoğrafları bile başka bir güzel oluyor, o yüzden kusura bakma Aşçıbaşı Çorbası. Sıranı kaptırdın...


Geçtiğimiz haftasonu gelen misafirlerime yaptığım bu tavukgöğsü öylesine beğenildi ki bundan sonra sanırım hep bu şekilde yapacağım. Aslında tarif benim daha önceden paylaştığım kayınvalideme ait yalancı tavukgöğsü ile aynı ama üzerindeki ekşimsi frambuaz sosu ile daha keyifle yendiğini söylemeliyim. Ha bir de görünüm olarak daha albenili olduğu tartışılmaz.

Birkaç hafta önce Carrefour' da dondurulmuş gıdalar dolabını bir hayli inceledim ve birkaç yıl öncesine göre oldukça zenginleştiğini farkettim. Buzdolabımın dondurucu kapasitesi çok geniş olmadığı için kendimi frenlemem gerekiyordu ve ben de sadece bana fena halde göz kırpan dondurulmuş frambuazlara dayanamayıp aldım. Böyle olunca bir an önce frambuazlı tarifler denemem gerekiyordu. Daha önceden hiç kullanmadığım bir malzeme olduğu için yemekbiz grubundaki arkadaşlarımıa danıştım ve gruptan Sevgili Handan' ın tavsiyesine uyarak bir sos hazırladım.
Handan tekrar teşekkürler ediyorum, sonuç tahminimden de iyi oldu.

Tavukgöğsü tarifi aynen buradaki gibi.

Frambuaz sosu için ;

Malzemeler:
1 kase dondurulmuş frambuaz
2,5 bardak vişne suyu
3 tatlı kaşığı nişasta
süslemek için nane yaprakları

Yapılışı:

1. Vişne suyunu tencereye alın; ayrı bir yerde biraz su ile karıştırdığınız nişastayı yavaş yavaş vişne suyuna ekleyin.
2. Kaynayana kadar karıştırmaya devam edin.
3. Sosun kıvamı istediğiniz gibi olmadıysa yine bir miktar nişasta sulandırıp yavaş yavaş ekleyin.
4. Önceden kaselere konmuş tavukgöğüslerinin üzerine 3' er adet frambuaz koyun.
5. Sosu kaselere paylaştırın ve buzdolabına koyun.
6. Servis yaparken üzerlerini birer adet frambuaz ve nane yaprağı ile süsleyerek sunabilirsiniz.

Afiyet olsun.


Not: Bu arada ben sosa şeker eklemedim çünkü tatlım yeterince şeker içeriyordu ve bu haliyle çok iyi dengelendi. Fakat arzuya göre isterseniz sosu hazırlarken şeker ekleyebilirsiniz.

3 Ekim 2009 Cumartesi

Bol Misafirli Keyifli Bir Haftasonu

Bugün, bizim ev ahalisi için gün oldukça hareketli başladı. Yakın arkadaşlarım Evrim ve Lilyan ile önce dışarda buluşmaya karar verip sonradan bizim evde kahvaltı yapmaya karar verdiğimiz için erkenden uyandım. Kız kıza kahvaltı edip bol bol muhabbet edebilelim diye Evrim minik oğlu Batu' yu babasına bırakıp gelmiş. Ben de bizim yaramaz bızdığı kahvaltısını yaptıktan sonra babasıyla parka gönderince 3 kız başbaşa kaldık. Biz ortaokul yıllarından beri arkadaş olduğumuz için bir araya geldiğimizde vaktin nasıl geçtiğini asla anlamayız; muhabbet konusu olacak yüzlerce şey bulabiliriz. Hele şimdi ikimiz çocuklu anneler de olunca konu oldukça zenginleşti.
Ben çok yakın arkadaşlarım oldukları için ve genel olarak çok iştahlı olmadıkları için çok abartmadım menüyü;

Klasik kahvaltılıklar ( beyaz peynir, kaşar peyniri, zeytin, tereyağı, domates, salatalık vs. )
Reçeller ( mürdüm eriği reçeli, organik Gökçeada balı, organik dut pekmezi ve Lilyan' ın annesi Zelda teyzenin yapıp gönderdiği bademli sakızlı elma marmelatı )
Közlenmiş kırmızı biber ( kışlık olarak kendim hazırladım, bir ara bunu da paylaşırım )
Pırasalı ve havuçlu börek ( bu defa üzerine galeta unu bulamadan sadece yumurta sarısı sürüp haşhaş tohumu serptim)
Peynirli börek
Tahinli kek
Frambuaz soslu tavukgöğsü ( daha önceden yaptığımdan farklı olarak üzerinde frambuaz sos ekledim, bu haliyle de çok beğenildi; tarifi yakında gelecek)



Kızları öğleden sonra uğurladıktan sonra akşam gelecek olan misafirlerim için hazırlıklarımı yaptım. Amerika' da yaşayan Yavuz Dayım, anneannem, annem, babam, kızkardeşim Neslihan, Murat Dayım ve Avustralya' da yaşayan Çalış Abi bu akşam konuklarımızdı. Konuklar içinde 2 tane okyanus ötesi özel insan olunca benim için menü hazırlamak zor oldu. Benim için dünyada en çok değer verdiğim insanların başında gelen canım Yavuz dayım özellikle sebze pişirmemi istediği için onun arzusuna uyarak bir menü oluşturdum.

Yeşil mercimek çorbası ( dayıcığımın tek özel isteği; telefonda '' Kızım sadece yeşil mercimek çorbası istiyorum, lütfen başka bir şey yapma'' dedi yani ne kadar sevdiğini siz düşünün.)
Bamya ( annem, dayımın sevdiğini düşünürek getirmiş ama meğerse sevmiyormuş:) gecenin en rağbet görmeyen yemeği oldu.)
Kabak Sefası ( gecenin en beğenilen yemeği, bir yiyen bir daha yedi; keşke daha fazla yapsaydım diye kendime kızdım . Hatta Murat Dayım giderken herkese bu yemeği anlatıcam, çok beğendim, dedi. Tanıyanlar bilir ona birşey beğendirmek pek olası değildir, bundan sonra misafirler için sıklıkla yapacağım demek ki...)
Zeytinyağlı Barbunya
Pırasalı- havuçlu börek
Salata
Çiğ Köfte ( Bizim buralarda yaşayanlar- hele de Fenerbahçeli olanlar- bilir, Kızıltoprak'ta stadın tam karşısında Gakkoş Usta vardır, çiğ köftesini yiyenler bir daha unutamazlar. Maç sonrası hele de Fener galip gelmişse gece saat kaç olursa olsun eşim lavaşa sarılı çiğköfteyi alır getirir, karnım ne kadar tok olursa olsun onu yemeden yatamam ben. Yemekten önce kısa bir yürüyüş için çıkan beyler dayanamayıp almışlar, hepsini silip süpürdüler haliyle. )
Pirinç Pilavı
Cacık
Frambuaz Soslu Tavukgöğsü





Böyle aynı gün içinde 2 ayrı misafir grubu ağırlamak biraz yorucu oluyormuş. Fakat aynı zamanda da keyifli. Sabah uyandığımdan beri günümün çoğu mutfakta geçti, ama değdi doğrusu. Güne 2 candan dostun muhabbetiyle başlayıp bol neşeli kahkahalı canım ailem ile sonlandırmak iyi geldi. Minik kuşumun keyfine de diyecek yoktu; akşam Laz türküleri eşliğinde horon da tepti, hatta onun enerjisine dayanamayıp dayıcım ve Çalış Abi de ona eşlik ettiler.


Çok uzun zamandır yaz tatili, hastalıklar ve biraz da üzerime sinen tembellik yüzünden -sebebi malum minik adamın halleri - misafire hasret kalmışız. Bugün hayırlısıyla açılışı yapmış bulunuyoruz. Elimde bekleyen uzunca bir misafir listesi var. Sürekli ertelenen, ha bugün ha yarın diye ötelenen davetlere geldi sıra. Ha gayret...


2 Ekim 2009 Cuma

Milföylü Tavuk Budu

Öncelikle perde vukuatımızla ilgili yorum yapan tüm arkadaşlarıma ayrı ayrı teşekkür ederim, olay sonrası evde önlemler arttırıldı ve evinde bu tip perdesi olan arkadaşlar da eminim aynı önlemleri aldılar. Dün de eşimin teyzesi bir başka yöntem söyledi, perde katlarının arasına zinciri toplayıp saklayarak da çocuklarımızı koruyabiliriz. Bunu da söylemeden tarife geçmek istemedim.

Bu tavuk butlarının tarifi Ramazan' da gazete ekinde verilen Emine Beder' in yemek tarifleri dergisinden. Bizim evde benden başka kimsenin tavukla arası pek iyi olmadığı için eğer farklı şekilde süsleyerek pişirirsem belki yedirebilirim diye düşündüm. Sonuçta tüm butlar yendi, bitti ama yine de tavuk seven biri olarak ben herkesten fazla beğendim. Evinde tavuk engeli olmayanlar tereddüt etmeden yapsın yesinler bence.

Malzemeler:
4-5 adet tavuk budu
Tavuk adedi kadar milföy hamuru
1 yumurta sarısı
1 soğan
1 havuç
4-5 adet tane karabiber
2-3 defne yaprağı
1/2 limonun suyu
tuz

Yapılışı:
1.Tencereye tavuk butlarını alın.
2.Büyükçe kesilmiş havuç, soğan, tane karabiber, defne yapraklarını ve limon suyunu ilave edin.
3.Üzeri örtülenceye kadar kaynar su ekleyin ve butlar yumuşayıncaya kadar haşlayın ve suyunu süzün.
4.Milföy hamurlarını çözdürün ve merdane yardımıyla inceltin.
5.2 milföy hamurunu butları arkalı önlü sarın. ( ben tek milföy ile sardım)
6.Üzerlerine yumurta sarısı sürüp ısıtılmış 22o derece fırında üzerleri pembeleşene kadar pişirin.

Afiyet olsun.

Bu arada tavuğu haşladığımı suyu da dökmedim. Onunla da tel şehriye çorbası yaptım.