3 Ekim 2009 Cumartesi

Bol Misafirli Keyifli Bir Haftasonu

Bugün, bizim ev ahalisi için gün oldukça hareketli başladı. Yakın arkadaşlarım Evrim ve Lilyan ile önce dışarda buluşmaya karar verip sonradan bizim evde kahvaltı yapmaya karar verdiğimiz için erkenden uyandım. Kız kıza kahvaltı edip bol bol muhabbet edebilelim diye Evrim minik oğlu Batu' yu babasına bırakıp gelmiş. Ben de bizim yaramaz bızdığı kahvaltısını yaptıktan sonra babasıyla parka gönderince 3 kız başbaşa kaldık. Biz ortaokul yıllarından beri arkadaş olduğumuz için bir araya geldiğimizde vaktin nasıl geçtiğini asla anlamayız; muhabbet konusu olacak yüzlerce şey bulabiliriz. Hele şimdi ikimiz çocuklu anneler de olunca konu oldukça zenginleşti.
Ben çok yakın arkadaşlarım oldukları için ve genel olarak çok iştahlı olmadıkları için çok abartmadım menüyü;

Klasik kahvaltılıklar ( beyaz peynir, kaşar peyniri, zeytin, tereyağı, domates, salatalık vs. )
Reçeller ( mürdüm eriği reçeli, organik Gökçeada balı, organik dut pekmezi ve Lilyan' ın annesi Zelda teyzenin yapıp gönderdiği bademli sakızlı elma marmelatı )
Közlenmiş kırmızı biber ( kışlık olarak kendim hazırladım, bir ara bunu da paylaşırım )
Pırasalı ve havuçlu börek ( bu defa üzerine galeta unu bulamadan sadece yumurta sarısı sürüp haşhaş tohumu serptim)
Peynirli börek
Tahinli kek
Frambuaz soslu tavukgöğsü ( daha önceden yaptığımdan farklı olarak üzerinde frambuaz sos ekledim, bu haliyle de çok beğenildi; tarifi yakında gelecek)



Kızları öğleden sonra uğurladıktan sonra akşam gelecek olan misafirlerim için hazırlıklarımı yaptım. Amerika' da yaşayan Yavuz Dayım, anneannem, annem, babam, kızkardeşim Neslihan, Murat Dayım ve Avustralya' da yaşayan Çalış Abi bu akşam konuklarımızdı. Konuklar içinde 2 tane okyanus ötesi özel insan olunca benim için menü hazırlamak zor oldu. Benim için dünyada en çok değer verdiğim insanların başında gelen canım Yavuz dayım özellikle sebze pişirmemi istediği için onun arzusuna uyarak bir menü oluşturdum.

Yeşil mercimek çorbası ( dayıcığımın tek özel isteği; telefonda '' Kızım sadece yeşil mercimek çorbası istiyorum, lütfen başka bir şey yapma'' dedi yani ne kadar sevdiğini siz düşünün.)
Bamya ( annem, dayımın sevdiğini düşünürek getirmiş ama meğerse sevmiyormuş:) gecenin en rağbet görmeyen yemeği oldu.)
Kabak Sefası ( gecenin en beğenilen yemeği, bir yiyen bir daha yedi; keşke daha fazla yapsaydım diye kendime kızdım . Hatta Murat Dayım giderken herkese bu yemeği anlatıcam, çok beğendim, dedi. Tanıyanlar bilir ona birşey beğendirmek pek olası değildir, bundan sonra misafirler için sıklıkla yapacağım demek ki...)
Zeytinyağlı Barbunya
Pırasalı- havuçlu börek
Salata
Çiğ Köfte ( Bizim buralarda yaşayanlar- hele de Fenerbahçeli olanlar- bilir, Kızıltoprak'ta stadın tam karşısında Gakkoş Usta vardır, çiğ köftesini yiyenler bir daha unutamazlar. Maç sonrası hele de Fener galip gelmişse gece saat kaç olursa olsun eşim lavaşa sarılı çiğköfteyi alır getirir, karnım ne kadar tok olursa olsun onu yemeden yatamam ben. Yemekten önce kısa bir yürüyüş için çıkan beyler dayanamayıp almışlar, hepsini silip süpürdüler haliyle. )
Pirinç Pilavı
Cacık
Frambuaz Soslu Tavukgöğsü





Böyle aynı gün içinde 2 ayrı misafir grubu ağırlamak biraz yorucu oluyormuş. Fakat aynı zamanda da keyifli. Sabah uyandığımdan beri günümün çoğu mutfakta geçti, ama değdi doğrusu. Güne 2 candan dostun muhabbetiyle başlayıp bol neşeli kahkahalı canım ailem ile sonlandırmak iyi geldi. Minik kuşumun keyfine de diyecek yoktu; akşam Laz türküleri eşliğinde horon da tepti, hatta onun enerjisine dayanamayıp dayıcım ve Çalış Abi de ona eşlik ettiler.


Çok uzun zamandır yaz tatili, hastalıklar ve biraz da üzerime sinen tembellik yüzünden -sebebi malum minik adamın halleri - misafire hasret kalmışız. Bugün hayırlısıyla açılışı yapmış bulunuyoruz. Elimde bekleyen uzunca bir misafir listesi var. Sürekli ertelenen, ha bugün ha yarın diye ötelenen davetlere geldi sıra. Ha gayret...


Yorum Gönder