14 Ekim 2009 Çarşamba

Zeytinyağlı Kereviz

Ortalıkta bir domuz gribi korkusu başladı. Bir taraftan aşısı gelecek derken diğer taraftan aşıyı üreten ilaç firmaları bile aşının onlarca yan etkisine dikkat çekiyor. Bizim evde de bir süredir konuşulan bu mevzu evde fikir ayrılığına sebep oluyor, büyük adam ailecek olmalıyız diye düşünürken ben '' asla olmam ve Tuğra' ya da yaptırtmam '' diyorum. Sanırım önce aşının güvenilirliğine inanmam gerekiyor. Yoksa ne kendim ne de küçük adam olamaz, tüm kışı eve kapanıp geçiririm ama güvenmediğim bir aşıyı olmam. Hele de oğluşa asla yaptırtmam. İsteyen olsun, ona da mani olmam...

Neyse ki domuz gribi aşısında hemfikir olamasak da grip aşısı konusunda büyük adamla anlaştık. Bu öğlen de oğluşu alıp babasının şirketine gittik. Şirket dileyen tüm çalışanlarını ve ailelerini grip aşısı yapıyor. Biz de en azından bu aşının birkaç yıllık bir geçmişi var, nedir ne değildir biliyoruz diyerek ailecek ilk defa oluverdik. Elbette önce küçük adamın doktorundan onayı aldık; şirket doktoru da 5 yaşından küçüklere yarım doz yaptıklarını söyleyince önce küçük adam, sonra anne ve en son da baba grip aşımızı olduk. Umarım bu kışı - en azından çok ağır grip olmadan - sağlıkla geçiririz.

Eveeet elbette sadece aşı olmak da yetmiyor birtakım virüslere karşı vücudumuzun da dirençle savaşması gerekiyor. Bunun için de bol sebze ve bol meyve yemek şart. Bizim evde meyve canavarı Tuğra, Allah nazarlardan saklasın meyveye hiç hayır demiyor. Bu konuda ne bana ne de babasına çekmediği kesin, her iki dedesine çekmiş sanırım. Sebze konusuna gelince de maalesef mütevazi olmayacağım bebekliğinden beri yemesi ve sevmesi için çok çaba sarfettim. Çoğu evde büyüklerin bile ağızlarına koymadıkları sebzeleri inatla ve sabırla hep yedirdim. Çok şükür artık evde yemek yaparken sıkıntım yok, çünkü ne pişerse yiyeceğini en azından az da olsa yiyeceğini biliyorum. Ama bazı sebzeler var ki hiç burun kıvırmadan yeniyor. Kereviz de onlardan biri. Mevsiminin gelmesiyle birlikte pazarlarda, marketlerde o kadar bol ki kereviz, her gördüğümde mutlaka alıyorum. Ben çiğ olarak salatasını severim ama küçük beyim de bol portakallısına bayılır. Bu defa evde mandalina vardı ve neden olmasın diyerek öyle yaptım. Sonuç bence portakallıdan daha iyiydi, hele de henüz tam tatlanmamış mandalinaların ekşiliği çok hoş lezzet vermişti yemeğe.

Malzemeler:
2 yemek kaşığı zeytinyağı
3 adet orta boy kereviz
2 adet havuç
1 adet büyükçe soğan
2 adet mandalinanın suyu
tuz, 2 adet kesme şeker
kereviz yaprakları
1 adet limon

Yapılışı:
1. Kerevizleri soyup küp küp doğrayın ve kararmamaları için üzerlerine limon sıkın.
2. Soğanı yemeklik doğrayıp zeytinyağında biraz kavurun
3. Havuçları halka halka doğrayıp tencereye alın.
4. Kerevizleri de içine katıp mandalinanın suyunu ekleyin. ( Ben gerekmedikçe başka su eklemem )
5. Tuzunu, şekerini ekleyip kısık ateşte pişirin.
6. Piştikten sonra servis tabağına alıp üzerine kerevizin yapraklarını ince ince kıyın.

Afiyet olsun

Not: Bu yazıyı okurken en azından içinizden bir '' Maaşallah '' diyiniz oğluma :))
Yorum Gönder