13 Ekim 2011 Perşembe

Merhaba Şeker Hamuru


Beni yakından tanıyanlar bilir, biraz ayran gönüllüyümdür. Biraz da harekete geçmekte, aksiyon almakta kendimi hep başka etkenlerle oyalayıp beklerim sebepsizce. Şeker hamuruna karşı da hep öyle oldum. Hep mesafeli ve hep tedirgin. Elimden gelmez, beceremem, hemen sıkılırım diye kendimi kandırıp kaç yıldır etrafım şeker hamurlu hanımla doluyken bulaşmadım. Herşeyin bir zamanı var derler ya büyüklerimiz demek ki zamanı gelmiş.

İstanbul'dan buraya taşınmadan gidip bir dolu kurabiye kalıpları, şeker hamurları, boyalar vs. aldım. Ve biraz da burada beklesinler dedim, 3 ay olduğu gibi poşetiyle sakladım malzemeleri. Ta ki geçen haftalarda hevesim gelip de beni ayaklandırıncaya kadar. Küçük beyle yuva arkadaşlarına götürmek için yaptığımız kurabiyeleri nasıl olduysa süslemek istedim. Dedim hadi bari şeker hamurunu bir elleyelim. Nasıl hoşuma gitti, nasıl güzel bir terapi oldu bana anlatamam. Bu vakte kadar kendimi engellediğim için söylendim durdum. Ne keyifli, ne eğlenceli şeymiş şeker hamurunu mıncık mıncık etmek. Zira yavru kuşa verdiğim parça tam öyle oldu mıncık mıncık :) Hem yedi hem mıncıkladı. İkimize de yeni bir keyif alanı çıktı ama daha çok da bana. Bir vakitler puzzle yaparken aldığım keyfi anımsattı bana bunlarla uğraşmak.

 


Kurabiyeleri süsleyip güzelce poşetledik, organze kurdelalarla süsledik ve ertesi gün yuvaya götürdük. Hem çocuklar hem de öğretmenler çok beğendiler. Benim de hoşuma gitti haliyle. Bugün yine koca 2 tepsi kurabiyemiz pişti, akşama süslenip püslenip yarın okula gidecekler.
Yorum Gönder