31 Mart 2010 Çarşamba

Çilek Dudaklarına Yapışıp Kalıcammmmm

Ne zamandır küçük adamımdan pek bahsetmiyorum. Halbuki son zamanlarda şimdiye kadar olmadığımız kadar birlikteyiz. Her anımız birlikte geçiyor, haftaiçi 3,5 saat okulda olduğu saatler dışında hep dizimin dibinde yavru. Ucundan kıyısından tekrar atılmak istediğim iş hayatım da kendisinin üstün gayreti sayesinde son buluverince tamamen ona kaldım. 7/24 anne olmak, daha iyisi can sağlığı...




Dün okul çıkışı markette koca bir tezgah çilek görünce küçük adam hemen rotayı belirledi ve tezgahın önündeki uzun kuyruğa rağmen yolundan da dönmedi. O çilekleri nasıl sabırla bekleyip de aldığımızı, tartı için de ayrıca sırayı girip beklediğimizi, son olarak da kasada kuyruk beklediğimizi söylersem nasıl bir aşk olduğunu siz anlayıverin. Eve koşarak döndük haliyle. Daha ayakkabıları çıkarır çıkarmaz çilekler yıkandı, eller temizlenip hemen yılın ilk çilekleri böyle yenmeye başlandı.


Ona sebze yedirmek için bazen kırk takla atmam gerekse de çok şükür ki meyve konusunda çok şanslıyım. Nar, elma, muz, üzüm, kayısı, karpuz, kavun, kivi vs. ne var ne yoksa meyve hiç ayırt etmiyor. Ne anasına ne de babasına çekmemiş Allahtan. Tüm meyvelerin yanında elbette çileğin apayrı bir yeri var küçük adam için. Şimdi ortalıkta çileklerin hepsi tükenene kadar çileksiz günümüz geçmez bizim.




Yüzündeki mutluluğa bakar mısınız? Sanki yavuklusuna kavuşmuş bir aşık gibi değil de ne bu suratın hali ? Bir de en üst fotoğraftaki çilek tutan ele ne dersiniz, bu kadar mı kibar yenir bu çilek?
Bu da anneye çilekli tarafından bir teşekkür öpücüğü. O güzel dudakların çilekli tadı öyle güzel ki, hep çilek yesin ben de hep çilekli öpeyim o dudaklardan Yarabbim.


Yorum Gönder