19 Nisan 2010 Pazartesi

Bulgur Pilavı ( Esmer Bulgur ile )

Genel bir inanış vardır, '' Pilavı iyi yapan her yemeği iyi yapar '' diye. O kadar maharet gerektiren bir iş olmamasına rağmen iyi bir pilavın kıvamını tutturmak, tane tane olmasını sağlamak hiç de kolay değildir. Benim de sanırım mutfakla ilişkimin başladığı ilk yıllarda en severek yaptığım şey pirinç pilavıydı. Öyle ki okuldan eve gelince annem mutfakta yemek yapıyorsa mutlaka pilav yapma işini bana devrederdi. Seve seve yapardım bu işi, ne de olsa o zamanlar sadece keyif için mutfaktaydım. Şimdiki gibi asli görevlerimden biri değildi. Girer, biraz karıştırır, sonra da çıkar keyfime bakardım. Mutfak dağılmış dağılmamış, pilavın yanına ne yemek yapılacakmış hiç umrumda olmazdı. Tek derdimin pilavı iyi yapmak olduğu, ucu bucağı olmayan mutfak deryasının henüz önüme açılmadığı yıllardı o yıllar. Biri çıkıp da bu günleri ve mutfağın benim için şimdiki anlamını anlatmaya kalkışsa sanırım güler geçerdim. O kadar uzaktı ki bana tencere, tava, kek, börek, çörek. Hep pilavla sınırlı kalmasını ister miydim, ASLA....

Sonra aradan yıllar geçip evliliğe adım adınca yine kurtarıcım pilav oldu. Uzunca bir süre hemen hemen her akşam yemekte pilavımız eksik olmadı. Zaten bana yılın her günü pirinç pilavı yedirseler bıkmam, o kadar severim. Büyük adam da öyle, hiç sesi çıkmaz yer, yeter ki yanında yemek de olsun:))

Uzunca bir süre pilavsız günümüz olmadı desem yeridir. Taa ki kilolar alınıp her ikimizin de bel çevresi kalınlaşınca işe ilk olarak pilavla vedalaşarak başladık. Sadece mutlaka pilavın eşlik etmesi gereken yemeklerin ( kuru fasulye, nohut, bezelye ) yanında yapıldı pirinç pilavı bizim evde. Lafın kısası pirinç tüketimini azalttık. İyi de ettik, geç bile kalmışız. Şimdi haftada 1 ya da 2 akşam pilav oluyor evde. Dolayısıyla onun yerine bulgura ağırlık vermiş olduk. Pirince göre hem daha faydalı ve besin değeri yüksek hem de yapması ustalık gerektirmeyen. Pirinç pilavının aksine bulguru asla ölçü ile yapmam, tamamen göz kararı. Ama bu defa tarifi paylaşırım diye ölçülü yaptım. Hem de ilk defa esmer bulgur ile yapınca paylaşayım istedim.

Geçtiğimiz aylarda Pınar hanımın gönderdiği koliden çıkmıştı 1 kilo kadar esmer bulgur. Kısırlık diye belirtmiş Pınar Hanım ama bana biraz iri geldiği için taneleri kısırdan önce pilavda denemeyi istedim. Geriye kalanı da belki kısır yapıp sonra paylaşırım.

İzlediğim bir yemek programında yemek yapan şef bulgurun yıkanmaması gerektiğini söylemişti. Sonrasında her bulgur kullanışımda tereddüt etmişimdir, yıkasam mı yıkamasam mı diye. Sonuç olarak hep yıkarım ama doğru mu yapıyorum diye de merak ederim. Esmer bulguru yıkarken de akan kahverengi suyu görünce yine aynı soru aklıma takıldı. Sanki bulgurun tüm faydalı kısmını da o su ile beraber akıtıyormuşum hissi düştü içime. Sizler ne yapıyorsunuz bulguru yıkar mısınız, yoksa yıkamadan mı kullanırsınız ?

Malzemeler:

2 su bardağı esmer bulgur
4 su bardağı soğuk su
2 adet domates rendesi ( ben yazın hazırladığım domateslerden kullandım)
2 adet sivri biber ya da çarliston biber
3-4 diş sarımsak
3 yemek kaşığı zeytinyağı
1 adet büyük kuru soğan
tuz, kuru nane


Yapılışı:

1. Zeytinyağını tencereye alıp yemeklik doğranmış soğanı kavurun, sarımsakları ekleyin.
2. Domates rendesini ve ufak kesilmiş biberleri tencereye alıp 3-5 dk. kadar domatesler iyice pişene kadar kavurun.
3. Yıkanıp suyu iyice süzülmüş bulguru tencereye döküp birkaç dk. kavurun.
4. Suyunu ekleyip tuzu da katın.
5. Su kaynayana kadar yüksek ateşte, kaynara çıktıktan sonra kısık ateşte suyunu çekene kadar pişirin.
6. Suyunu çekmeye başlayınca 2 kat kağıt havluyu tencerenin üzerine kapatıp demlenmesi için bekleyin.
7. Servisten önce üzerine kuru nane serpiştirin ve sıcak olarak servis yapın.

Afiyet olsun.
Yorum Gönder